Ana Sayfa Kitap Köşesi Kitap Köşesi | Kara Kalem | Nalan Ataklı

Kitap Köşesi | Kara Kalem | Nalan Ataklı

28
0

Kitap Köşesi | Kara Kalem (Ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi) | Nalan Ataklı

Yazar : N. İpek Gökdel

Kitap: Kara Kalem (Ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi)

Türü : Tarihi / Fantastik Roman

Sayfa: 435

Sevgili Okur;

Yazar; İSTANBUL’un geçmişten bugüne tarihi kilit mekânlarını ustalıkla işlerken, okuyucuyu bu atmosferde yaşatan güçlü kalemi ile fantastik bir kurgu gezisine çıkartıyor

Karakalem; Sadece geçmişin bir emaneti değil, geçmişle geleceğin çarpıştığı, gizem dolu bir keşif yolculuğuydu benim için.  Bu yolculukta aslında korunanın sadece bir şehir değil, bir milletin hafızası olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Kitabın temasına biraz değinecek olursak; Kader, Yavuz’a kaçamayacağı büyük bir sorumluluk vermiştir. İSTANBUL MUHAFIZLIĞI… Sultan Selim döneminde, Yavuz’un dedesi tarafından dokunmuş tılsımlı bir gömleğin etrafında dönen kurgu her ne kadar fantastik gözükse de esasen metafiziksel güçleri ifade eden bir metafordur.

Özel bir platformda dizi olarak yayınlanmış olduğundan habersizdim. Tasvirler o kadar güzeldi ki adeta bir film izler gibi okuduğumu belirtmek isterim. Hatta öyle ki bu kahramanları kimler canlandırmış diye de merak etmedi değilim. Keşke yazarın koyduğu isimlere sadık kalınsaymış demedim de değil. Zira yazarlar karakter isimlerini öylesine seçmezler… (Yavuz ve Trink Ali başta olmak üzere tüm karakter isimleri kitapla özdeştir.)

Üçlemeden oluşan bu eserin ilk kitabını sizlere öz bir şekilde yorumlamaya çalıştım. Yazar’ın anlatımı ve İstanbul’u bir inci değerinde işlemesi muazzam güzellikte… Ben bu kalemi çok sevdim. Serinin devamı olan “Kayıp Bey Efsanesi”nde görüşmek üzere… Bir kaç alıntıyı da eklemek istiyorum;

📚✍️”Terk-i Dünya Manastırı 1862’de bir keşiş tarafından kurulmuştur. Yıllarca mucizeleri dilden dile dolaşmış, buraya kötürüm gelen bastonunu bırakıp yürüyerek çıkmıştır. Dünyanın sayılı huzur fanusundan biri olan bu sakin tepede her inanca mensup mümin, dünyadan elini eteğini çekip içine dönmüştür. 1894’deki büyük depremde yerle bir olan manastır Kudüs Patriği Nikodimos, Rus Büyükelçisi Nelidof, Prens adalarında yaşayan isimsiz Rumlar, Müslümanlar, Katolik ve Musevilerin bağışlarıyla ve Osmanlı sultanı II. Abdülhamit’in verdiği 200 altınla tekrar inşa edilmiştir. Bu manastırda din kavgası son bulur üç büyük din terk-i dünya eder. Kalplerinde tek tanrı olmasına rağmen din kavgasına tutuşmuş insanlık, bu manastırda barışmıştı bir zamanlar…”

✍️”Bu şehir dengede tutuyor dünyayı. Tahterevallinin ortası burası! İstanbul düşerse bil ki son yakındır.”

✍️”Kaderde yaşanacaklar, beklenmedik olaylarla vücut bulur. Bunlara sen tesadüf dersin, ben ve benim gibiler kader mühendisliği.”

✍️”(AŞK) AŞaKa; gövdeyi saran, sıkan ve zaman içinde beslendiği ağacı kurutarak öldüren zehirli sarmaşık demekti.”

✍️”Bir yerde herkes birbirine benziyorsa orada kimse yok demektir.”

✍️”Güç emaneten verilir, bir amaç uğruna kullanılır. Hak ettiğin müddetçe sende kalır.”

✍️”Yalnızlık, gereksiz sohbetlerle zaman tüketen kalabalıklardan daha bereketli bir çokluk.”

Sevgilerimle🌼

Kitaplarla Kalınız 📚✍️