Ana Sayfa Değinmeler Ateş Bandosu Üzerine | M. Ali Özdoğan

Ateş Bandosu Üzerine | M. Ali Özdoğan

94
0

M.Ali Özdoğan

Ateş Bandosu Üzerine

Mustafa Celep‘in sosyal medyada serzenişi sonrasında Ateş Bandosu isimli şiir kitabını tekrar elime aldım. Kitapta altını çizdiğim dizeler vardı. Bazı şiir başlıklarının yanına yıldız işareti koymuşum. Kitap okurken arkamda izler bırakmayı severim. Geri dönüp baktığımda o izler zamanın tanığı olur benim için. Örneğin Çıkartma şiirine işaret koymuşum. Şu Okunan Ezan şiirinden de “kaçarak televizyon gürültüsünden kadın gürültüsünden şehvet gürültüsünden” mısrasının altını çizmişim. Aynı şiirin sonlarına doğru Celep “Dün bir kadın gördüm, kendine tapıyordu” demiş. 2003-2006 yıllarda Kökler dergisi vardı. Mustafa Celep de o dergide yazıyordu. Osman Özbahçe derginin başındaydı. Derginin ilk sayısında Ali K. Metin, Murat Güzel, İbrahim Demirci, Cafer Keklikçi, Alişan Demirci, Vural Kaya gibi isimlerin şiirleri yayımlanmıştır. Bu isimlere ilerleyen sayılarda şiirleriyle Murat Menteş, Serkan Işın, Ali CelepMustafa Nurullah Celep, Mehmet Solak, Mehmet Narlı, Ali Sali, Şenol Korkut, Mehmet Çağatay, Mehmet Aycı eklendi.

Dergide Osman Özbahçe şiir eleştirileri yapardı. O, edebiyat dergilerinde yayımlanmış şiirlerden alıntılar yapar lafı hiç eğip bükmeden iyiyse iyi, kötüyse kötü derdi. Şimdilerde herkes herkese iyi diyor. Dijital çağda kimse küçük bir eleştiri imasına bile tahammül edemiyor. Örneğin Tenekeci’nin bir şiirine Özbahçe’nin kötü dediğini biliyorum. Yine Mustafa Akar’ın bir şiiri için Özbahçe, “abartılı romantizm ve bundan kaynaklanan edilgenlik” gibi iki temel soruna işaret ediyor ve bundan dolayı şairin yaşayan insanla herhangi bir ilişkisi olmayan “yapay”, “plastik” bir şiir dünyası kurduğunu ifade ediyordu. Onun şiir eleştirileri öğreticiydi. Ve maalesef (Ali Celep gibi az sayıdaki kişiyi saymazsak) şiir üzerine eleştiri yazısı yazanlar kalmadı.

O yıllarda (hatta tarihi biraz daha genişleterek 2000-2010 arası da diyebiliriz) Kökler dergisinde uzun mısralarla yüksek sesli şiirler söyleyen şairler vardı. Osman Özbahçe, Cafer Keklikçi, Alişan Demirci, Murat Menteş, Ali Celep, Mustafa Celep…

Yine aynı yıllarda benim şiirimin de yer aldığı Derkenar dergisi vardı ve şiir dili kısmen Kökler’i hatırlatıyordu.

Kökler dergisindeki şiirler sertti, muhalifti, dışa dönüktü, modern dünyaya karşı bir şeyler söylüyordu… Bugün ise dünyanın aldatıcılığına, hayal kırıklıklarına ağlayan, bir nefs muhasebesi kıvamında, yanlış yorumlanmış tasavvufi dile hapsolmuş bir şiir anlayışı hâkim. Dergilerde bozkır edebiyatı yapan modern dervişler çoğaldı. Şairler şehri terk etti. Bu şiir dilinin değişimine dair Mahalle Mektebi dergisinde (83. sayıda) bir yazı yazmıştım, bakılabilir. İktidarda olmak ile muhalefette olmak arasındaki farkın şiir dilindeki yansımaları hakkındaydı yazı.

Muhalefette olmak denince mecburen Mustafa Celep’e döneceğiz. (Ya da Celep kardeşlere)

İsmet Özel, hakikatin ifşasında şairleri, delileri, çocukları aynı cümle içinde kullanır. Belki Mustafa Celep için de “yıl 2026 olmuş adam hala aynı asabi cümleleri kuruyor, hala 2000’lerde yaşıyor hala sistemle sorunu var” diye düşünenler olabilir. Üstelik onun bu durumunu “delilik” olarak telakki edenler de çıkabilir.

Yıl 2026 olmuş ama İsrail/ABD şer ittifakının İslam alemine saldırıları durmamış. Buna karşın İslam dünyasındaki yetkililerden etkililere şairine kadar işlemiş bir atalet, dervişane uyuşukluk.

Tam da burada Celep’in kitaptaki şiirlerine müracaat etmek gerekiyor. Şiirler yazılalı 20 yılı geçti ama Ateş Bandosu’ndaki şiirler modern dünyanın keşmekeşine karşı manevi bir direniş, lirik bir başkaldırı hâlâ. Şairin şiir dünyası; betonlaşmış uygarlıklar, kirli bir çağ ve ruhun yalnızlığı arasında kurulan gerilimli bir köprü üzerinde yükseliyor.

Kitaba baktığımda Celep’in şiir dünyasını şekillendiren temel izlekleri şu başlıklar altında toplamak mümkün:

  1. Modern Uygarlık Eleştirisi ve “Hırdavat Medeniyeti”

Şair, içinde bulunduğu dönemi “suçlu, lekeli ve kirli bir çağ” olarak nitelendirir. Modern şehir hayatını, ruhu hırpalayan bir gürültü ve beton yığını olarak görür. Şiirlerinde televizyon gürültüsünden, bankalardan ve “hırdavat medeniyeti” olarak adlandırdığı ruhsuz maddi dünyadan kaçış isteği belirgindir. Bu dünyayı “betondan uygarlıklar” ve “madde uygarlığı” olarak tanımlayarak, paranın ve saltanatın yok sayılması gerektiğini savunuyor.

Mustafa Celep, “hırdavat medeniyeti” kavramıyla genel olarak modern dünyanın ruhsuz, mekanik ve madde odaklı yapısını eleştirmektedir. Kaynaklardaki “Şu Okunan Ezanın Hatrına” ve diğer şiirlerinden hareketle, bu kavramın kapsamına giren eleştiri noktaları şunlardır:

Madde ve Para Odaklılık:

Şair, “madde uygarlığını” ve “paranın hükümranlığını” reddeder. “Hırdavat” kelimesi, ruhu olmayan soğuk metalik araçları ve tüketim nesnelerini çağrıştırarak, insanın maneviyattan uzaklaşıp sadece maddeye ve “saltanata” önem verdiği bir düzeni hedef alır.

Modern Şehrin Keşmekeşi ve Yapaylığı:

Şair, “hırdavat medeniyetini” bitirmeyi “şehri tükürmekle” bir tutar. Bu medeniyet; “televizyon gürültüsü”, “radyolar”, “makineler” ve ruhu daraltan “beton uygarlıklar” ile eş değerdir.

Kültürel ve Ahlaki Yozlaşma:

“Hırdavat medeniyeti” eleştirisi aynı zamanda “televoleleri”, “entelektüel ukalaları” ve “pompalanmış göğüsleri” (yapaylığı ve bedenin metalaşmasını) kapsayan bir kültürel yozlaşmaya yöneliktir. Şair, bu mekanik düzenin içinde insanın “parça parça bölük pörçük” hale gelmiş benliğini ve “paçavraya” dönen değerlerini savunmaktadır.

Maneviyattan Kopuş:

Şair, bu “hırdavat” düzenine karşı “bir ayetle çınlayan kalbi”, “ezan hatrını” ve “Allah’a komşu duaları” koyar. Ona göre bu medeniyet, gerçeği yansıtmayan, “kirli bir çağın” ürünüdür.

Mustafa Celep’in şiirinde “Ben buradayım” ifadesi; modern dünyanın karmaşası, yalnızlık ve dayatmalar karşısında sergilenen bir varoluşsal direnişi, boyun eğmezliği ve aktif bir mücadele azmini temsil eder. Ben buradayım ifadesi sizin yanınızda değilim mesajını da taşıyor. Celep daima yalnız olmayı seçmiş. Şiirinde de baskın bir yalnızlık örgüsü var.

  1. Maneviyat ve “Kalbin Çoğalması”

Celep’in şiiri, dünyevi olanın ortasında ilahi olana tutunma çabasıdır. “Metallica” şiirinde geçen “bir ayetle çınlayan kalbim çoğalmaktadır” dizesi, şairin manevi bir sığınak arayışını ve bu sığınakta bulduğu içsel zenginliği yansıtır. Allah’a komşu dualarla mücehhez bir inanmışlık, onun şiirindeki temel direnç noktalarından biridir. “Şu Okunan Ezanın Hatrına” şiiri ise, kutsal olanın gündelik hayatın hızı ve kirliliği karşısında bir nefes alma alanı olduğunu gösteriyor.

  1. “Ben Buradayım” Diyen Bir Şahsiyet

Şiirlerde güçlü bir “ben” vurgusu vardır; ancak bu kibirli bir benlik değil, varoluşunu kanıtlamaya çalışan, savaşan ve susmayan bir öznedir. “Çıkartma” şiirinde tekrarlanan “Ben buradayım” ifadeleri, şairin hem toplumsal hem de bireysel anlamda bir yer tutma, konuşma ve mücadele etme azmini gösteriyor. Şair kendisini bir “savaş şarkısı” olarak tanımlıyor ve susturulmaya çalışılan her şeye karşı kelimeleriyle bir cephe açıyor.

  1. Marjinaller, Acı ve Coşku

Celep’in şiir dünyası sadece soyut kavramlarla değil, hayatın kıyısında kalmış figürlerle de doludur. “Şölen” şiirinde terziler, cüzzamlılar, dervişler ve deliler gibi toplumun farklı katmanlarından insanları bir araya getirerek adeta bir insanlık karnavalı sunar. Bu coşkuya rağmen, şiirlerin geneline “katmerlenmiş acılar” ve “hiç dinmeyen karanlık ağrılar” hâkimdir. Ancak bu acı, pasif bir keder değil; çiçek gibi dünyaya açılması gereken, diriltici bir güçtür.

  1. Yerellik ve Coğrafi Aidiyet

Şairin sesi Anadolu’dan ve geniş bir gönül coğrafyasından beslenir. Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a uzanan bir Türkiye vurgusunun yanında, Boşnak yüzüyle Filistin’deki acılara da duyarlıdır. Şiirleri hem yerel bir toprağa basıyor hem de evrensel bir mazlumiyetin sesini taşıyor.

Özetle, Mustafa Celep’in Ateş Bandosu’nda yazdığı şiirlerin üzerinden 20 yıl geçse de hâlâ aynı gündemin içindeyiz. İktidarda olmak bir nimet değil, ateşten bir gömlek giymektir. Şair, kelimelerini birer kargı gibi kullanarak insanları hem kendi iç derinliklerine hem de dünyanın somut gerçeklerine karşı uyanık olmaya çağırıyor.

Mustafa Nurullah Celep’in ilk şiir kitabını ve toplu şiirlerini sipariş edip okumak için tıklayınız:

https://www.kitapyurdu.com/yazar/mustafa-nurullah-celep/210788.html