Ana Sayfa Değinmeler Klaros Dergi’nin Yeni Sayısı ‘Sanat ve Kötülük’ ve ‘Hicran Aslan’ Dosyasıyla Raflarda!

Klaros Dergi’nin Yeni Sayısı ‘Sanat ve Kötülük’ ve ‘Hicran Aslan’ Dosyasıyla Raflarda!

91
0

Klaros Dergi’nin Yeni Sayısı ‘Sanat ve Kötülük’ ve ‘Hicran Aslan’ Dosyasıyla Raflarda!

Klaros Dergi, son sayısında “Sanat ve Kötülük” ilişkisini masaya yatırıyor. Aynı sayıdaki Şair-Ressam Hicran Aslan dosyası da şairi ve şiirini yakından tanımak isteyen şiir severler için bulunmaz bir olanak…

Ahmet İlhan, “Kötülüğün Temsil Yeri Olarak Sanat” başlıklı yazısında meseleyi Platon’dan alarak kötülüğün sanatta temsil sorununun felsefe ve edebiyatta da izini sürerek şu sonuca bağlıyor:

“Kötülüğü kalıcı biçimde yenmenin en etkili yolu, sanatın iyicil, yaratıcı, üretici, aydınlatıcı gücünü kullanmaktır.”

Şair-Ressam Hicran Aslan, “Kötülüğün Ayartıcılığı ve Sanat” başlıklı modern sanatın dünyadaki durumunu ele aldığı yazısında “kötülüğün sıradanlığı” olgusuna değinerek her duyarlı aydın gibi “peki, bu durumda ne yapmalıyız?” sorusunu sorarak aşağıdaki cevaba erişiyor:

Her hassas aydının sorusu: “Ne yapmalı?”

“Peki, bu durumda ne yapmalıyız? Kahramanların değil, iyi fikirlerin peşine düşmeliyiz. Butler’in bahsettiği kendimizi küresel bir aktör olarak düşünme ihtiyacı hayati bir önem taşıyor. Hayatlarımızın başkalarının hayatları üzerinde bir etkisi olduğunu düşünmemiz şart. Ve son günlerde oldukça konuşulan utanç kavramına yeniden ve çok yönlü bakmamız şart. Karl Marx: “insanın yaptığı en büyük duygusal devrim utanma duygusudur.” der. Tarkovski, Solaris filminde “dünyayı utanç kurtaracak” der. Birlikte yaşayıp görelim.”

Kıvanç Nalça, aynı dosyada William Blake’i konu ediniyor yazısında, Cennetle Cehennemin şairi olarak. Kıvanç Nalça’nın bir de şiir çevirisi var Blake’ten. Tutkulu bir Blakesever olan Nalça’nın çevirisi de okunmaya değer.

Halit Payza, teorik yönü ağır basan uzun yazısında felsefe, sanat, din, kültür, mitoloji ve edebiyat alanında antik dönemden postmodern çağa kadar devam eden bir kanal olarak kötülüğün estetik yolcuğunu irdeliyor: “Karanlık Sanatta Kötülüğün Estetik Yolculuğu”.

Dosya bağlamında Yapay Zekâ da konuya/soruna katkıda bulunmaktan geri kalmıyor: “Sanat ve Kötülük: Felsefi Bir Değerlendirme ve Edebiyattaki Yansımaları”.

Kurmacada kötülüğün yansımalarını ele aldığı yazısında Hülya Soyşekerci, “Bir Çağ Yangını”ndan okura ses veriyor ve umudunu yitirmiyor:

“Bir gün, iyiliğin, yardımseverliğin, barışın öne çıktığı, demokratik, özgür ve sevgi dolu bir toplumsal hayat yaşayacağımıza ve iyiliği, güzelliği, erdemi yüreklerimize nakış nakış işleyen edebiyat yapıtlarının çoğalacağına olan inancım hâlâ ayakta kalmaya devam ediyor. Bu çağ yangınının tamamen sona ereceğine, sönüp kaybolacağına inanıyor, bekliyor ve bunu yürekten umut ediyorum.”

Nalan Çelik, “Sanat; Kötülüklerden Kötülük Beğen” başlıklı yazısında şiir ve edebiyatta suç, kötü, kötülük kavramlarının izini sürüyor ve iyicil bir yazar olarak şu sonuca ulaşıyor:

“Kötülüklerden kötülük beğen çağında, kötülük yapmadan neler yazabiliriz, yeni yıla sorulan sorumuz olsun.”

Kötülüğün hükümferma olduğu bir çağda bir başka iyicil yazar, Aslıhan Tüylüoğlu’nun şiir sanatına umut yükleyen yazısı, “Kötülük Kazanmıştır”, aşağıdaki cümlelerle sonlanıyor:

Şiir, yeni bir dille yeni bir gelecek kurabilir!

“İnsan dil ile düşünür, şiir ise yeni bir dil kurabilir. Bu yeni bir gelecek kurmak anlamına gelir. O yüzden moral bozan bütün kötü olaylar karşısında ne olursa olsun kalemi elden bırakmamalı, umutsuzluğa düşmeden bir ucundan, ortasından ya da sonundan aklını yüreğini ortaya koyan insana yakışır eylemine devam etmeli şair. Evet, kötülük kazanmıştır. Ama şiir bunu asla kabul etmeyecek!”

Özlem Çınak, sanatta kötülüğün egemenlik kuran etkisine karşı bir çözüm önerisi sunan yazısı, bu zor çağda sanatın iyileştirici gücünü açığa çıkartıyor: “Sanatla Terapi”.

Kötülüğün ağırlık teşkil ettiği bir dünyaya ve insan anlayışına karşı teorik bağlamda bir başka çözüm önerisi de Kemal Çalğan’dan: “Kötülüğün Sanatına Karşı Sanatın Yaratıcılığı”.

Hakan Unutmaz, edebiyat ortamlarındaki övgü kötülüğü ve yüceltim acizliğine dair içeriden ve kişisel bir yazıyla dosyaya katkıda bulunuyor: “(S)övgü Edebiyatım”.

Kötülüğün sanattaki temsilini, sanatın kötülüğü yüceltmesi ve estetikleştirmesi bağlamında ele aldığı yazısında Mehmet Utku Şentürk, sorunu, insan doğasının içinden temel alarak iyilik ve kötülüğün yansımaları ekseninde teorize ediyor: “Sanat ve Kötülük: İyiliğin ve Kötülüğün Estetik Yansımaları”.

Böylece Klaros Dergi’de teorik/kuramsal yazıları okumayı seven okurların yolculuğu burada sona erip, yola öykü sanatıyla devam ediliyor…

Gündelik hayatın içinden öyküler yer alıyor

Klaros Dergi’nin bu sayısında yer alan öykülerde içinde yer aldığımız, soluk alıp verdiğimiz hayatın sorunları; gizemli konular, umut, yalnızlık, aşk, hayal kırıklığı, korku, kaygı, endişe, insan ilişkilerinin kırılganlığı vb. izlekleri eşliğinde güncel yaşam içinden enstantaneler ve durumlar aktarılarak anlatı formuna kavuşturulmuş.

Klaros’a öyküleriyle katkı sunan isimler ve öykü adları şu şekilde:

Dilek Şimşek, “Karlı Havalarda En Çok Yuvasını Özler İnsan”; Fulya Bayraktar, “Ya Dönerse”; Meliha Yıldırım, “Ya Senette İmza Yoksa”; Tuba Aksu, “Sahaf”.

Ahmet Günbaş, Müslüm Yücel’in OKB56’dan çıkan şiir kitabı Kahramanlık Komedyası’na değiniyor bu sayıda, sevgi dolu: “Müslüm Yücel’den Bir Kült Kitap: Kahramanlık Komedyası”.

Bu sayının sürpriz ismi: Sırrı Süreyya Önder

Senarist ve Yönetmen Sırrı Süreyya Önder’in İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmanın çözüm metni yer alıyor Klaros’un bu sayısında. Sırrı Süreyya Önder, sinemada ‘sadakat’ konusuna dair konuşmasında çarpıcı konulara değiniyor:

“Sadakat sınırlara ihtiyaç duyar. Sınırlar çizer. Madem ki çizilebilen bir şey, o halde silinebilen bir şey olarak da görebiliriz sınırları.”

“Otoritenin, en muhtaç olduğu olgu sadakattir dersek yanlış yapmış olmayız. Tüm enerjisini bizleri sadakat içerisinde tutmaya harcar. Resmî ideolojiye, kutsallara, tabulara, babaya, krala, devlete, sınırlara, geleneklere, örf ve adetlere böyle uzar gider bu liste. Tarihin başlangıcından beri de böyledir.”

Aytaç Çalık, Metin Fındıkçı ile “Mardin Kitabı” merkezinde söyleşiyor. Metin Fındıkçı, kitabı yazma gerekçesini şöyle dile getiriyor:

“Evet, Mardin şehir olarak peşimi bırakmadı. İnsan yaşlanınca çocukluğuna özlemi artar diyorlar. Doğrudur. Ama ben Mardin’e olan şiir anlamında bir bağlılıktır. Demin ifade ettiğim gibi: Mardin, şiirsel anlamda, sesiyle, dilsel renkleriyle beni etkilemiş ve peşimi bırakmadığı için bir çeşit vefa borcumu ödemek istedim, bu yüzden “Mardin Kitabı” adını seçtim. Bunu ısrarla belirtmek isterim. Kitap Mardin’i anlatan bir gezi kitabı değil.”

Derginin bir diğer söyleşisi Hatice Günday Şahman’ın Mediha Ünver ile Klaros Yayınları’ndan çıkan “Gülbahar” romanı etrafında gerçekleşiyor. Ünver, Gülbahar romanını yazma gerekçesini şu şekilde dile getiriyor:

“Gülbahar, kalemi elime aldığım andan itibaren beynimde dönen ve belki de bilinçaltımda yaz maya başlama nedenimdi. Küçüklüğümde şahit olduğum olaydan arta kalan ve zaman zaman hâlâ kulaklarımda çınlayan bir çığlığın izini sürmem gerekiyordu. O çocuğun çığlığı ancak yazarsam susacak ve o, huzura erecekti.”

Derginin bir diğer söyleşi Fulya Bayraktar’la gerçekleşiyor, Çiğdem Ülker soruyor ve Fulya Bayraktar, OKB56 Yayınları’ndan çıkan “Ne Ayak” adlı öykü kitabı merkezinde yanıtlıyor. Bayraktar’ın “Ne Ayak” kitabını yazma gerekçesi şu şekilde dile geliyor:

“Benden mizahi öyküler çıkacağını açıkçası beklemiyordum. Beni tanıyanlar da beklemiyordu. Sanırım, ülkece yaşadığımız ağır sorunlardan biraz sıyrılabilme, umutsuzluklarımızı, yaralarımızı, çözümsüzlüklerimizi biraz esprili, komik yanlarıyla ortaya koyma, bir yaşam enerjisi elde etme çabası bu. Olup bitenlerin gülünç yanlarını görebilmek ve aktarabilmek, çözüme doğru bir adım atmak gibi geldi bana.”

Emine Aydoğdu, Beat Kuşağı’nı doğuşundan itibaren tarihsel süreç içinde gelişen serüvenini yapıt/şiir bazında ele alıyor ve bilgilendirici bir panorama ortaya koyuyor.

Bu sayının odak şairi: Hicran Aslan

Klaros Dergi, her sayı düzenli olarak bir şairi ve şiirini mercek alıyor. Bu sayının odağındaki isim, Şair-Ressam Hicran Aslan.

Hicran Aslan’ın şiirlerini sırasıyla Burcu Yalkın, Sevgi Elçin Suçin, Fahri Öz, Metin Çakmak ve Neslihan Yalman ince eleyip sık dokuyarak tematik ve teknik açıdan okumaya tâbi tutuyorlar.

Dosya bağlamında Burçin Laçin Altay, Hicran Aslan ile şiiri merkezinde bir söyleşi gerçekleştiriyor. Aslan, şiir yazma gerekçesini, şiirde yürüdüğü güzergâhı ve şiir anlayışını şu şekilde özetliyor:

“Ben röprodüksiyon şiir yazmayı sevmiyorum. Bütün şiirlerimi bana özeldir. Bu anlamda çok cesur buluyorum kendimi. Elbette risk barındırıyor. Ama yeterince donanımlıysanız kimsenin ayak izlerine basmadan da bir yol oluşturabiliyorsunuz. Ve gerçekten yazmayı başarabilirsem yeniden başlayabileceğime inanıyorum. Bu anlamda aslında bastığım her kitap benim için bir ölüyü evden çıkarmak ve yası bitirmek gibidir.”

Klaros’un bu sayısında şiirler ve çeviri şiirler oldukça hacimli bir yer kaplıyor ve bireyselden toplumsala evrilen derinlikli şiirleriyle göz doldurucu bir duyuşsal yoğunluğun iklimini okuruna yaşatıyor.

Dergiye şiirleriyle katkı sunan şairler ve şiir adları şu şekildedir:

Ahmet Günbaş, “Ölüm İklimi”; Altay Ömer Erdoğan, “Bütün Boşlukları Dolduracağım!”; Ahmet Önel, “Kirpençe”; Aytekin Karaçoban, “Birbirimize Konuk Geldiğimizde”; Barış Yıldırım, “Yokluk Şamata”; Yusuf Alper, “Yüzü Giyotine Abone”; Çağın Özbilgi, “Bir Rüya ve Sonrası”; Cihan Oğuz, “Sırat”; Çağrı Topsöken, “Gelecek Zaman Ölüleri”; Ekrem Acar, “Biçim Nedir?”; Dilek Özkan, “Az Önce”; Erkan Katırcı, “Sahih”; Fatma Aras, “Benlikten Dilenen Özür”; Furkan Çirkin, “Komünist Âşığın İnti/harı”; Hakan Doğan, “La La Land”; M. Bağış, “Sınırlarla Aramızdaki Açılan Makas”; Mazhar Alphan, “Miyim Yalnızım”; Mehmet Rüzgâr, “İhtilâl”; Okan Alay, “İnsan Dediğin”; Osman Erkan, “Fenacı”; Ömer Faruk Hatipoğlu, “Aldatmaca”; Salih Aydemir, “Sözcüklerin Kasırgası”; Salih Mercanoğlu, “Kuzum”; Selami Karabulut, “Boy Aynası”; Şerif Tezgörenler, “Kırmızı Ruj”; Veysel Çolak, “Ama Aklımda Kuş Sesleri”, “20 Şubat 2025 Hayat Raporu”; Serkan Türk, “Tenezzül”; Arif Onur Solak, “Manik Depresif”; Deniz Dengiz, “Bağırmalar”; Yaşar Akalın, “Köpüklü Irmak”.

Ayrıca Oktay İnam’ın Çağdaş Çin Şiirinden yaptığı çevirilerle Osman Tuğlu’nun İngilizceden yaptığı çeviriler de Klaros’un şiir bahsinde ufkunun geniş olduğunu ispat ediyor.

Çayan Okuduci’nin Serkan Türk’ün Tenezzül adlı şiirini Kürtçeye çevirisi de Klaros Dergiye ayrıca bir renklilik ve çeşitlilik katıyor.

Klaros Dergi, doludizgin şiir çıkartmasıyla, sıkı teorik dosya konularıyla ve odak noktasına aldığı nitelikli şairleriyle göz doldurmaya, edebiyatımıza katkı sunmaya devam ediyor.