Ana Sayfa Ali Celep Arşivi Yusuf Alper Şiiri: 9 | Ali Celep Yazdı…

Yusuf Alper Şiiri: 9 | Ali Celep Yazdı…

47
0
Şair-Psikiyatrist Yusuf Alper

ALİ CELEP

YUSUF ALPER ŞİİRİ – 9

‘Kırk yıl önce ve şimdi

Solgun bir güz akşamının karanlığında

Bir küçük kasabanın küçücük odasından

Yılgın gözlerle kendime bakmadayım’

 * 

‘Acının savurduğu bir harman

Hüznün biçtiği göğekin gibi ben orda’

 * 

‘Hüzün bir duruştur çağın bağrında

Solgun bir yüzle kanayan bir yürek taşıyana

Hâla solgun yüz hâla kanayan yürek

Bitmedi. Bitmeyecek…

  *

Kırk yıl önce ve şimdi.’

 * 

 Yusuf Alper şiirinin ‘hüzün’ sözcüğüyle tanışması kırk yıl öncesine tarihlenebilir. Bu sözcüğün onun şiirinde ete kemiğe bürünmesini ve merkezi bir rol üstlenmesini hazırlayan koşullar dikkate alınırsa ‘acı’ sözcüğüyle birlikte bu tarihten öncesine de gidilebilir. Yusuf Alper ‘Kırk Yıl Önce ve Şimdi’ adlı son dönem şiirlerinden birinde bir alışkanlığa çalışmaya başladığı günlerden söz eder. Orada kendisi ve esasen insanların ekserisi için sınırları çizilmiş yaşama biçimlerine muhalif bir konum edinme isteği açıkça görülür. Sessiz, kendine yeten, içinde derinden bir ırmak gibi akan bir odada, geçmişte yaşamına kendi arzusuyla son veren Nilgün Marmara ve Sylvia Plath gibi şairleri anılarına katarak duygularını döker. Bir nevi yaşanan acıların hep yanı başında biten hüzünlerin momentumunu verir. Hüzün ve güz sözcüklerinin birbirlerinin yerine kolaylıkla kullanıldığı bu şiirde, bireysel planda kendini acının savurduğu harman yeri olarak konumlar. İç dünyasını hüznün biçtiği göğekin gibi resmeder. Birilerince çatılmış resme girmemek için direnirken, düzensizliğini, mevcut düzene karşı bir ilke olarak savunur. Şiirin sonuna doğru bir yerde, hüznün ve onu doğuran acının oldukça kişisel/ruhsal düzlemden toplumsal izleğe ve giderek çağdaş dünyanın aldığı son görünümler eşliğinde kurcalanma çabası dikkat çeker. Şairin modern dünyaya bakışını açıklayan bu ve benzer kesitler onun birçok şiirinde görülür. Bu kesitlerde hüznün siyasi kökenlerine ulaşılabilinir. Onun şiirleri, güncel siyasi gelişmeler bir yana bırakılırsa, esasen siyaset sözcüğünün her anlamıyla ilgilidir. Şu var ki salt politik özün dışında, her şiir kendince az veya çok politik niteliklidir. Yusuf Alper şiirinin siyaseti iki yönlü işlediği görülüyor. İlki dünya sistemi dediğimiz, çağdaş küresel sistemin acı sonuçlarıyla ilgili tepkileri şiirinde gündem yapıyor. ‘Çocuklar Korkunç’ adlı şiirinde olduğu gibi. İnsan uygarlığının özelde yakın coğrafyamızda, genelde dünya ölçeğinde dolaşıma soktuğu yanlış politik uygulamalarının acımasız boyutlarını bütün gerçekliğiyle sade bir anlatımla gözler önüne serer. Katışıksız, yalın gerçekleri şiirinin en temel hedefi kılar. Bedensel dünyaya vicdan elbisesi giydirir:

 * 

‘Ege denizinde çocuk

Kıyıya vuruyor cesedi

Tutmaya çalışıyor anne memesini

Kolları iki çubuk

Kumlarda yatıyor

 * 

Nasıl bir çağ bu, korkunç

Kumda ölü çocuklar korkunç

Babalarının kollarında melekler gibi yatan

Filistin’de Halep’te Bodrum’da

Ölü çocuklar korkunç

 * 

‘Çocuklar korkunç Allah’ım’

 * 

Bir gün hesap sorarlar

Sorarlar korkunç’

  *

Bu demek oluyor ki Yusuf Alper şiirinin bir yönü, küresel kapitalist sistemin insanlık düşmanı uygulamalarına tepkili, eleştirel, siyasi duyarlılığı yüksek bir şiirdir. Bu duyarlılığın siyaset ve vicdanı, insani hisler potasında buluşturduğu açık.

Yusuf Alper şiirindeki hüzün sözcüğünün siyasi kökenlerine ilişkin ikinci tip işleyiş, yakın tarihimiz özelinde, içinde birçok acı kayıplar barındırın gelişmelere verdiği tepkilerle ilgilidir. Türkiye gerçeklerine açılan bu tip şiirlerinde de yalın konuşma dili, sade biçim ve bazen açık fakat daha çok örtük siyasi göndermeler etkileyicidir. Siyaset, acı gerçekler, ölüm ve hüzün dolayımında gelişen duyarlılık bireysel planda fakat bütün insanları ilgilendiren kıvamdadır. İnsan, içinden tarih ve acı gerçekler geçen, yakıcı, delici, vurucu, bu tür sıkı şiirlerini okuyunca, Yusuf Alper’in onca verimli dünyasında, lirik-epik kırması çalışmalara neden çok az yer verdiğine hayıflanıyor. Bence hüznün tarihsel politik arka planı oldukça zengin deneyimlerle doludur. Buradan onun şiirine taşınacak şiirsel yüklerin paha biçilmez ağırlığı olacağı muhakkak. Ben şahsen aşağıya aldığım örnek parçalarda olduğu gibi, bu manada şiirin taşıdığı siyasi yükün, Türk şiir ikliminde paha biçilmez değeri olduğuna kaniyim. Yusuf Alper şiirinin yanına kâr kalacak açılımlardan biri epik duyarlık seviyesinden gelebilir.

‘Günlerden kördüğüm, aylardan eylül

Her şeyin solup gittiği eylül’

  *

‘Ey kendine sürgün

Silahı hüzün olan’       

(Silah)

  *

‘Olur mu olur – oldu

Sallandır üç kişiyi bak bir daha olur mu

Olur mu olur – oldu’

  *

‘Sallandır yüz kişiyi binini kurşuna diz

On binine yüz binine işkence

Bak bir daha olur mu – oldu’

  *

Ölümden dağlar oldu taşlar oldu sel oldu

Bitmedi bitmeyecek oldu – olacak

Sallandır sallandırabilirsen kırıldı nacak’