Modern Çağ İnsanının Açmazı: Melek Kayıtları
Abdullah Harmancı, günümüzün üretken yazarlarından biri. Gençlere ışık tutan ve onları yazma konusunda kamçılayan bir yönü var. Bu yönünü besleyen unsur üniversitede akademisyen olması belki de. Aynı zamanda çocuk edebiyatı alanında da eserler veriyor. Çocuklar üzerine yazdığı kitaplarla çocuk edebiyatına çok kıymetli katkılar sunuyor.
Melek Kayıtları, 2016 yılında İz Yayıncılık etiketiyle okura ulaştı. Kitap, yazarın çeşitli dergilerde yazdığı öykülerin toplamından oluşuyor. Bir çırpıda okuyabileceğimiz bu eserde modern hayatın sillesini yiyen insanların yaşamından sarsıcı izler buluyoruz. Mamafih kişisel çatışmalara, toplumsal çarpıklıklara, ruhsal gelgitlere de rastlıyoruz. Birtakım dinî ifadelerin kurguyla bütünleştirilerek sağlam bir üslup içinde aktarıldığını görüyoruz. Kimi öykülerin başlangıcıyla sonu arasında üstün nitelikli birleştirmeler var.
‘’Kısa Yol’’ adlı öyküyü çok beğendim. Günümüz modern insanının düştüğü kapital tuzak harika bir kurguyla harmanlanıyor bu öyküde. Güzel bir bahar günü belediyenin lüks daire çekilişine katılmak üzere yola çıkan kahramanımız, yolu kısaltmak için mezarlığa giriyor. Mezarlıkta farklı isimlerde, farklı yaşlarda ve birbirinden değişik biçimlerde onlarca kabir görünce ‘’dünyalık’’ işleri bir kenara itiyor. Aklına ölüm geliyor. Zihninin derinlerinde hissettiği o duygu lüksün önüne geçiyor. Bu durumu hepimiz yaşıyoruz. Dünyalıklarımızın ne de boş bir meşgale olduğunu ancak bir vefatla, aldığımız kötü bir haberle anlayabiliyoruz. O anda hissettiklerimiz geçince çoğumuz yine o konfor bataklığına hapsoluyoruz ve bu ikilimle yaşamaya devam ediyoruz.
‘’İşaretler’’ başlıklı öyküde hayatın acı ve tatlı yönlerini kısa ama etkili bir anlatımla, yerinde bağlantılarla kurguluyor. Bayram atmosferini tüm neşe ve sevinciyle yansıtıyor. Öyküyü okurken içiniz ısınıyor. Eski bayramlar, kalabalık aileler, bol kahkahalı günler aklınıza geliyor. Öykünün devamında hava, tam tersine olacak şekilde değişiyor ve acı bir ölümle hayatın hazin yönü görülüyor. Ölümle gelen ızdırap tüm neşeyi altüst ediyor. Bambaşka iki duyguyu da derinlemesine hissediyoruz ve bununla başa çıkmak zorunda olduğumuzu idrak ediyoruz.
‘’On Dakika’’ adlı öyküde hayatı ramazan ayı üzerinden geriye doğru sorgulayan kahramanımız, kendine geçmişteki hataları yapmama sözü veriyor ve bu sefer farklı olacak diyor. Fakat bunu tam da hastanenin önünde söylüyor. Başımıza kötü bir şey gelme ihtimaline karşı kendimizi dizginleyip maneviyatımızı ancak zorda kalınca düşünmemiz yazarın ironik bakış açısında kendine yer buluyor. İnsanın zayıf yönlerine dem vuruyor böylece.
Abdullah Harmancı’nın Melek Kayıtları adlı kitabındaki öyküler kendi hayatından izler taşıyor, farklı yıllarda yazıldığından değişen ve dönüşen çağa ayna tutuyor. Söz gelimi 2005 yılında yazılan bir öyküyle 2016’da yazılan arasında konu itibarıyla da dil bakımından da ufak tefek farklılıklar görebiliyoruz. Kaldı ki bu gayet doğal. Neticede hepimiz zamanla değişiyoruz. Kullandığımız dilden tutun okuduklarımıza, izlediğimiz şeylerden konuşmalarımıza değin çoğu olgu değişiyor.
Kitaptaki öykülerin bazıları çok kısayken bazıları altı yedi sayfa civarında. Kimilerine mikro öykü diyebiliriz. Eserin dili son derece açık ve anlaşılır. Bazı öykülerde muhtelif imgelere başvuran yazar, mecazlı ifadelere de yer veriyor. Birkaç öyküde dili farklı kullanıyor. Noktayı cümle sonuna değil de tam ortaya koyuyor. Bu durum akıcı okumanın önüne geçebilir. Kitapta değişik formlarda onlarca öykü var. Yazarın kendine has anlatımı ve biçemi kitabı ilgi çekici kılıyor.
Burhan ALSAN
HARMANCI, Abdullah, Melek Kayıtları, İz Yayıncılık, İstanbul, 2018.














