ALİ CELEP
MUSTAFA NURULLAH CELEP ŞİİRİ
(Bir Çağdaş Köroğlu Konuşması)
1.Dış Görünüş: Sayısal dökümden kapak tasarımına
Mustafa Nurullah Celep’in, 2025 yılı sonunda, ‘Savaş Bana’ adlı toplu şiirlerini ihtiva eden eserinin yayımlanmasına sevindim. İlk şiirlerinin 1990’ların sonlarına doğru gün ışığına çıkmaya başladığı düşünülürse, ‘beklenen’ bir ‘geç kitap’ olduğu söylenebilir. Şimdi artık sayıları azın azı kalmış şiir okuru katında ‘beklenti’ oluşturması bir yana, ‘Geç kitap’ deyişim, öncekilerden öğrendiklerini çabucak özümseyen, dünkü şiirden tevarüs ettiği gerçekleri kendine mahsus bir yapıda yeniden inşa etme yeteneğini erken yaşlarda edinmiş bir şair olarak, bugüne getirdiği verimlerini bir bütün olarak değerlendirme imkânından uzun süre yoksun kalışımızı vurgulamak içindir. Toplu baskıda önceki eserlerine alınmamış şiirleriyle, sayıca az da olsa son birkaç yılda yazdığı yeni şiirlerini görmek beni ayrıca gönendirdi. Yine de ilk gençlik yıllarında, daha çok lirik planda işleyen, bir bakıma kişisel duygulanımı kucaklayan ve fakat şairin şahsi destanının filizlendiği kökleri tanımaya yarayacak belki bir düzine şiirin dışarıda kaldığını da hatırlatmak isterim. Şair olarak Mustafa Nurullah Celep’i getiren koşulları öğrenebileceğimiz bu ilk şiirlerin sonraki toplu baskıda olması halinde daha bütün, eli yüzü belirgin bir portreye ulaşacağız.
Mustafa Nurullah Celep’in bugüne getirdiği üç şiir kitabı var: İlk şiir kitabı ‘Ateş Bandosu’ 2007 yılında Ebabil Yayınları’ndan çıktı. Yaklaşık 20 yıl sonra bu kitabın ikinci baskısı 2026 yılında Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık etiketiyle yapıldı. İkinci şiir kitabı ‘İnsanı Aşan Kan’ ise 2011 yılında ‘Okur Kitaplığı’nca, üçüncü şiir kitabı ‘7 Epik Figür & Nabız Vuruşları’ yine aynı yayınevi tarafından 2018 yılında okura sunuldu. Bu üç eserin tarihsel aralıkları, ilk şiirlerin hesap cüzdanı dikkate alınırsa, poetik serüveninin 20 yılı aşan bir süreci kat ettiğini gösteriyor. Toplu baskıda 83 şiirin var olduğu hesaba katılınca, yılda ortalama 4 şiir yazmış oluyor şair. Şiirlerin kısalığı, uzunluğu bir yana Mustafa Nurullah Celep’in velut bir şair olmadığı söylenebilir. 2018 yılında basılan son şiir kitabından bugüne ise epi topu iki kısa şiir yazmış. Bu ince çalışıp az yazan şairler için bile çok uzun bir aralık. Haniyse hiç yazmamış diyeceğim. Bu durumun şair katında elbet geçerli sebepleri vardır. Ondan uzun zaman hiç şiir okumamak üzüntü verici olsa da. Şu var ki o, günümüz şiirini takip etmeyi bir an bile bırakmamış, şiirimizle ilgili güncel gelişmelerin hemen daima yanında yöresinde bulunmuş, yaşayan şiirimize yönelik, yerinde ve çok kez önünde değerlendirmeler yapmıştır. Kanımca o yeni anlatımlar, yeni atılımlar için deyim yerindeyse belki ‘poetik şarj’ dönemi yaşıyor. Bilhassa son on yılda şiirimiz katında olup bitenlerden pek memnun olmadığını gösteren birçok yazısına bakılırsa, çağın ruhunu yansıtan ve fakat çağına yeni bir ruh vermeye kalkışan atılımların arifesinde olduğunu düşündürüyor.
Nihayet ‘tek şiirli’ şairler soyundan geliyor Mustafa Nurullah Celep. Ayrıca mısranın şairin haysiyeti olduğu fikrine pek sıcak bakmaz. O, ‘şiir şiirin haysiyetidir’ diyenler katında, insan onuruna yakışır bir düzende kendine yer açma derdiyle konuşur. Bu soydan konuşan şairlerde genelde son nefese değin kendi şiirlerini uzun boylu götürme isteği baskındır. ‘Savaş Bana’ adlı toplu baskının akademik boydan seçilişi bile, mısranın mısrada, şiirin şiirde ve nihayet kitabın kitapta kalmayacağının sembolik görüntüsü gibi duruyor. Kapak tasarımını işleyen şaha kalkmış kır atın gökten aldığı mavilik ile gülden gövdesine taşırdığı kızıllık, yanı sıra ata eşlik eden güllerin dibinde biten ok, mızrak, kılıç kalkanla birlikte, yaşamı çölleştiren kapitalist kötülük düzenine karşı açılmış savaş, bu sembolik görselliğin şiir anlayışına yansıyan mutsuz fakat umutlu imajları gibidir.
Mustafa Nurullah Celep’in toplu şiirlerini okumak için tıklayınız:
https://www.kitapyurdu.com/yazar/mustafa-nurullah-celep/210788.html
















