Ana Sayfa Ali Celep Arşivi N.N. Koçi’nin ‘Yok Biri’ Adlı Şiir Kitabı Üzerine Ali Celep Yazdı…

N.N. Koçi’nin ‘Yok Biri’ Adlı Şiir Kitabı Üzerine Ali Celep Yazdı…

66
0
YOK BİRİ, N. N. KOÇİ
Yazı İçi

ALİ CELEP

N.N.KOÇİ’NİN ‘YOK BİRİ’ ADLI ŞİİR KİTABI ÜZERİNE

(Bir Eleştirel Dipnot)

1                                              

Kitabın basımını Orlando Art üstlenmiş. (Nisan, 2024) Basımın sıkı bir zevkin ürünü olduğu kesin. Belli ki şiirin okura iletiminde görsel zevk bahsi kurcalanmak istenmiş. Böylece şiir zevkinin oluşumuyla iletimi arasındaki ilişkiye estetik bir dayanak sağlanmaya çalışılmış. Şiir böyle girişimleri gereksinir mi? Şiir ve resim arasındaki maliyet farkı dikkate alınmazsa niçin gereksinmesin? Birinden ötekine bir akım olmadığını kim yadsıyabilir? Düşünün ‘Yok Biri’ için üç insan çalışmış. Biri, gözleriyle çalışan insan: F.Rüzgâr. (kapak tasarımı) Diğeri, gönül eliyle çalışan insan: Sinan Orakçı. (ressam) Bir diğeri de aklıyla çalışan insan: Nilgün Emre. (editör) Bu çalışkan insanlar Orlando Art için kurumsal bir zevkin yaratıcısı olmuşlar. Her şey ‘Yok Biri’nin daha estetik bir zeminde varlık kazanması için. Daha özelde şiirde saklı gerçeği el birlik, eli yüzü düzgün, gün ışığına çıkarmak için. Çünkü Orlando Art bu ince yaklaşımıyla, şiir kitaplarını yayımlama estetiği bahsinde tarihsel bir misyon üstlenmiş görünüyor. Koçi, şiirleriyle bu misyonun önemli bir parçası olmuş. Koçi’yi, Orlando Art’ı kutlarım.

‘Yok Biri’ için Hüseyin Peker sunuş yazmış. Bir nevi Koçi’nin şiirine arka çıkmış diyeceğim. Peker’in yazısının doğurduğu bazı sonuçlar var. Şairle, kitapla, okurla olmak üzere bu sonuçların üç boyutlu olduğu söylenebilir. Peker’in düşünceleri, kitaptaki şiirlerle özel bir ilişki geliştirmek isteyen okurun zevkine çorap da örebilir, zenginlik de katabilir. Sunuştaki tespitler, şiirlerin sahibi için sınırlayıcı bir bakış açısına da müncer olabilir, okuru için şiire farklı bir giriş alanı açan duyarlıklara davetiye anlamı da taşıyabilir. Sunuş kitapla baş başa kalmak isteyen okurun mahremiyetine perde de olabilir, şairle okur arasında bir köprü kurmaya yardımcı da olabilir. Öyle anlaşılıyor ki sonuçları sorun olmaktan çıkarmayı kabul etmiş görünüyor Koçi. Sunuş kitaptaki şiirlerin en başına kurulmuş artık çünkü. Öznel düşüncem, şiirle ya da şairle okur arasına önden açıklamalar koymanın gereksiz olduğu yönündedir. Şiirin kendinden başka bir şeye gereksinimi yoktur da ondan böyle söylüyorum. Şair için şiirin şiirden başka tefsiri olmamalı kanımca. Peker’in sunuşunun değeri elbette bahs-i diğer

‘Yok Biri’nin içinde yedi şiir var. Bu şiirler 2012-2018 yılları arasında yazılmış. Şiirlerin her biri tarihlendirilmiş. Fakat kronoloji dikkatiyle sıralanmamış. Bu yaklaşımda, şairin yaşama yönelik hisleriyle gerçeklik arasında gelişen şeyler ya da etkiler belirleyici olmuş olabilir. Şairin zamanla kurduğu ilişkisini çizgisel değil fakat dairesel bir formda geliştirme arzusu da söz konusu olabilir. Bu olasılık daha güçlü görünüyor. Şiirlere Sinan Orakçı’nın çizimleri eşlik etmiş. Bu şekil ‘Yok Biri’ W. Blake’in veya G.Apollinaire’in görsel yapılarla bezenmiş şiir kitaplarını andırıyor. Bu iki şairde şiirin sakladığı gerçekle resmin açığa çıkardığı imgeler iki kaşık gibi iç içe geçmiştir. Böylece yan yana duran şiir ve resim, okura işitsel ve görsel planda kasıtlı bir kurguyla sergilenmiş melanjı vermeyi başarırlar. ‘Yok Biri’ndeki şiirler ve resimler iki farklı yapı gibi duruyor ya da bana öyle görünüyor. Şiirle resim arasında bir kan akımı başlatılmak istenmiş, ayrı bahis.

İçerik analizini sonraki yazımızda yapalım. Şimdilik bunları söylemek istedim.

Yazı İçi