Ana Sayfa Hikâye Yazıları ‘Şeyda’nın Örgü Keyfi’ Hikâye Kitabı Üzerine

‘Şeyda’nın Örgü Keyfi’ Hikâye Kitabı Üzerine

81
2
Yazı İçi

Mustafa Nurullah Celep

‘ŞEYDA’NIN ÖRGÜ KEYFİ’ HİKÂYE KİTABI ÜZERİNE KISA KISA NOTLAR[1]

1.

Hüzeyme Yeşim Koçak, bu hikâye kitabında eski dünya ile yeni alışkanlıkları anlatı formunda örgüleştirip tercihini eskinin, manevi olanın, ulvi tabiatın yanında bulunarak biz okurlarına “klasik gerçekli” diyebileceğimiz bir anlam evreni sunuyor. Hikâyelerinde sık sık tasavvufi dünyanın kalbe inşirah veren hâllerinden anlatı parçaları sunduğu gibi yeni dünyanın manevi çıkmazlarını da kalemine konu etmesini biliyor.

Hüzeyme Yeşim Koçak, aslında biz hikâye severlere bir tercihte bulunmamızı salık veriyor:

Ya ‘yardan da serden de’ geçecek, bedenimizdeki ‘et parçasına’ ihanet etmeyecek, İbrahim Efendi’nin sonsuzluk kapısına gelecek, ‘Eski Söz’ün ruha itminan veren iklimlerinde yaşayacak, Makâlât’ın yanı başında otağ kuracak ya da Uğur gibi çakma eleştirmenlerin şahsiyeti aşağı çeken ‘ateşine’ maruz kalacak, kuyruk sallayacak, ‘Yazarlık Dersleri’ ve ‘Üslûp Meselesi’ hikâyelerinde olduğu gibi insan emeğini sömüren yayınevlerinin çakma editörleriyle muhatap olacak, yapay üslûplara duçar olacağız. Ancak ‘Profesör’ hikâyesinde olduğu gibi ilk yolu, hakikat cenahını tercih ederek bir Şahsiyet Abidesi olacağız.

2.

Şeyda’nın Örgü Keyfi’ndeki hikâyeler, eski ile yeni arasındaki kavşak noktasından neşvü nema bulmuş metinlerdir. ‘Ölüm nihai şarkısını’ söylese de ‘Nişanlı’ hikâyesinde olduğu gibi finalde kriz çıksa da Nurgül öğretmen türlü çeşitli ailevi sorunlar yaşasa da Zor Anlar’ın Zahid’i bu ikiyüzlü ve samimiyetsiz postmodern zamanlarda mutlaka ama mutlaka ‘uhrevi’ bir çıkış kapısı bulacak ve Profesör, doğduğu topraklara heybetle dönecek ve hakikate meftun olmanın sıkıntısının sonucunda övünçle memleketine gelebilecektir. Bu anlamda Koçak’ın hikâye kişileri bir dilemmaya maruz kalsalar da ‘maneviyatın serin ikliminde’ bir çıkış yolu bulabileceklerdir.

Hasılı kelâm, Koçak’ın kalemi maneviyatlı bir kalemdir ve yapıntılıktan uzaktır.

Bugün sosyal medyada sıkça karşılaştığımız ‘yapay zekâ çağından’ bir yazar değildir Koçak ve bugün de direnen, geleneksel olanın dengeli ve tutarlı dünyasında yaşayan ve ‘eski söz’ün kalbe genişlik veren atmosferinde yazı yazan son edibelerdendir.

Haddimizi bilerek Koçak’a bir önerimiz mevcuttur:

Bugün Türk toplumunun temellerinden olan ‘ailenin’ içeriden ve dışarıdan maddi – manevi medyatik saldırılarla çökmekte olduğu kritik zamanlarda yaşıyoruz.

Koçak’a önerimiz şu veçhede biçimleniyor:

Bundan sonra yazacağı hikâyelerde Türk aile sisteminin çatlayan yönlerini -çıkış yolunu da önererek- metinlerinde konu edinirse biz de daha günümüzden ve hayatın içinden olaylara ve durumlara tanıklık edecek, Koçak’ın her birimiz için birer rehber olan toplumdan hikâyeleriyle sadra şifa bulacak, daha ete kemiğe bürünmüş ve somut anlatılar okumuş olacağız.

Hayatın içinden, nabız vuruşlarını duyuran, kanlı-canlı ve dirimselllik içeren hikâyeler okumak istiyoruz Koçak’ın kaleminden. ‘Nişanlı’ hikâyesinde bir benzerini okuduğumuz gibi.

Bu söz ve yazı ustası edibeyi saygıyla selamlıyor, bereketli ömrünün daha gür ve gümrah olmasını diliyorum.

[15.11.2025, Haber Edebiyat.] 

 

[1] Hüzeyme Yeşim Koçak, Şeyda’nın Örgü Keyfi, Ares Kitap, 2022, İst.

Yazı İçi

2 YORUMLAR