SİLİK
Çarpık ve çapraşık bir dünyada
bakabilir miyiz eski gözlerimizle
sarı ve doğurgan gözlerimizle
o bereketli, o bizden gözlerimizle
diyebilir miyiz; Ay!
Aynı aydır işte
bizi koynuna alır
ısıtır
uçurur kuşlarımızı
bizi tutuşturur
bizi mahveder o;
o ay, bizim ayımızdır…
*
De bunu ey bu dehrin insanı;
Kafdağı’ydı
mahremdi kalbim gibi
şimdi sır değil, sıradan kaldı
artık
tütünle büzülmüş kubar gibiyiz
hâki bir günah gibi doluyoruz içlere
bir ülkeye yasa dışı girer gibi
sonra sürgün yiyoruz -üfleniyoruz gibi
her gün kenttir
iç içe harala gürele
her Allah’ın günü arsız
umarsız kalıyoruz
bitkin kalıyoruz
yanımızda mazrub gece…
*
De hele ey çarkların artığı
ey hayâsız döngülerin
ey korunan ve sırıtkan gaspların
ey rake off’un, immoralité’nin bıraktığı
yumruğunu sık ve de bunu;
Birinci Sanayi Devrimi’dir
büyümüş
dönüşmüş
savrulmuştur
eşmiş, eşelemiş, didiştirmiştir
de hele gözlerimizde çapakları
kan birikmiş gözlerimizle
elden ele gönderilişimizle
de hele
o ki mübârek bir isyânı gadre uğratan
namluya su
yâre gönül
hayata yılgı koyduran
tırnak çeken, diş törpüleyen; körelten
her ne ise bize dair; kaygısız
her ne ise şarkısız ve takır tukur
işte onu kırmayı
onu bölmeyi
yakmayı
onu kül kül bırakmayı
de hele
ey değişimi değişime ulayacak
bizi bölük bölük ayaklandıracak acı
dol koynumuza
dirilt bizi…
KENAN SUBAŞI












