SUAT ABİ – Kenan Subaşı
SUAT – Haluk Bilginer
(AKŞAM / İÇ / BİR EV)
[
(Suat Alnıak ve Ferhat Tarumar karakterleri, Suat’ın kirada kaldığı evde, salonda, Suat Alnıak’ın yazdığı senaryonun bir sahnesini seslendirmek ister: Suat Alnıak, sahneyi, karakterleri, Ferhat Tarumar’a anlatmıştır… Salonda, ikisi de ayakta, aralarında bir metre mesafe ile karşı karşıya, ellerinde A4 kâğıtları, kâğıtlarda sahne detayları!)
SUAT – Dediğim gibi! Başlıyoruz…
FERHAT – Tamam, abi, tekstin biri bende, biri sende, sen okucan, ben okucam! Ha’di yapıyoruz…
SUAT – Unutma, parantez içindekileri okuyorsun! Ben parantez içindekileri, oyuncular telaffuzda zorlanmasın diye koydum, onları oku, orijinallerini okuma!
FERHAT – Tamam, abi, anladım, ha’di!
“
SUAT – (TURİSTİN BİR KALDIRIMDA DURDURDUĞU VATANDAŞ) : ”Mr. (Mistır) Lord! Sizin oralarda nasıl derler! Love me (Lav mi), love you (lav yu), she loved me (şi laved mi)… Yani kısaca zamir almış tüm love’ler… Bunlar niye çok şeyi aynı anda dile getirir gibi? O kelimenin türlü türlü görevleri mi var? (Tebessüm eder.) Bay Lord! Bunlar bizde öyle değil! Bizde sevgi ayrı, sevda ayrı, kara sevda ayrıdır! Yanıklık vardır mesela! Aşk da ayrıdır, hoşlanmak da! Hem beğenmek de ayrıdır! Daha da ileriye gideyim! Acı, keder, elem, hicran, ızdırap, sancı, ağrı! Bunlar da başka başka şeyler… Yani siz, o tür duygu ve durumları, niye aynı çuvala dolduruyorsunuz? Love! (Lav!) Bu şimdi kaç hâlin, kaç duygunun ifadesi? Bu sizce normal mi? Yani şimdi bizim bir Tahtakale’miz var! Orada çokça çuval bulursunuz… Biraz Beyazıt’a doğru yukarı çıkın, çeşit çeşit bavul, çanta, vesaire… Yani kap kacak mı yok, niye aynı yerdeler?
FERHAT – (TURİST MR. LORD) : Oh! My god! (Oh! May gad)! Ben var Törkiy nat bilmek… Sorry (Sari)! I can not speak Turkish (Ay ken nat spik Turkiş)!
SUAT – (TURİSTİN BİR KALDIRIMDA DURDURDUĞU VATANDAŞ) : Anlıyorum! Ne işiniz var burada?
FERHAT – (TURİST MR. LORD) : What? (Vat?)
SUAT – (TURİSTİN BİR KALDIRIMDA DURDURDUĞU VATANDAŞ) : Watt! (Vat!) Vat, amper, hertz! Bunlardan anlamam! (Tebessüm eder.) Ne işiniz var burada?
FERHAT – (TURİST MR. LORD) : (Sağ eliyle başının sağ tarafındaki altın sarısı saçlarını geriye doğru almaya çalışır, başının arka tarafını kaşır.)
SUAT – (TURİSTİN BİR KALDIRIMDA DURDURDUĞU VATANDAŞ) : Her şeyi merak etmeyin, eninde sonunda toprak altındayız…
FERHAT – (TURİST MR. LORD) : (Vatandaşın gözlerine şaşkın şaşkın bakar.)
SUAT – (TURİSTİN BİR KALDIRIMDA DURDURDUĞU VATANDAŞ) : (Gud bay!) Good bye!
FERHAT – (TURİST MR. LORD) : Thanks… (Tenks…) Goodbye! (Gud baay!)
”
SUAT – (Tebessüm eder. Sağ elinin baş ve işaret parmağıyla sıfır işareti yapar, diğer üç parmağı dik; elini Ferhat’ın yüzüne doğru yaklaştırır, durur.)
FERHAT – (Sağ elini yumruk yapar, ‘oley be’ der, kahkaha atar, Suat’a sarılır.)
SUAT – (Ferhat’a sarılır, sonra yavaşça geri çekilir.) Olacak bu iş! (Tebessüm eder.)
FERHAT – (Tebessüm eder.) Hem de nasıl!
SUAT – !
FERHAT – !
]
Fotoğraf : Kent Park, Sakarya anılarından…

















