Ana Sayfa Roman Yazıları Kenan Subaşı / Stefan Zweig’ın ‘Yakıcı Sır’ Romanı Üzerine

Kenan Subaşı / Stefan Zweig’ın ‘Yakıcı Sır’ Romanı Üzerine

103
0
Yazı İçi

Kenan Subaşı / Stefan Zweig’ın ‘Yakıcı Sır’ Romanı Üzerine

Stefan Zweig, romanı 1913 yılında, Brennendes Geheimnis adıyla kaleme almış. Zaman içinde, roman üzerinden Burning Secret adıyla iki film bile çekilmiş. Buraya roman üzerinden yazı bırakacağımdan, filmler hakkında yorum yapma gereği duymuyorum. Roman, ana hatlarıyla şöyle: Varlıklı bir aile; sevgiye, ilgiye aç kalmış, ergenlikle çocukluk arasında kalmış bir oğul Edgar. Anne ise güzelliğinin farkında bir kadın. Baba, romanda hep arka planda, otorite sahibi, koruyup kollayan, çok uzun boylu, sert mizaçlı! Baron’sa bir başına (yazarın metaforuyla) bir avcı; duygu, dürtü ve güdülerin sonsuzluğunda, kendini karşı cinsi avlamaya adamış bir karakter.

Annesi, Edgar’ı alıp tatile çıkmıştır, bunu baba, Edgar’ın psikolojisi için olumlu görmüştür. Kaldıkları mekân, ormanların içinde, bir kasabada, otel gibi bir mekandır. Baron da mekânın müşterisi olarak romanda yer alır. Avcı için, av için her şey hazırdır, Baron, önce Edgar’ı ağına düşürür, onunla arkadaş olur, eğleneceği, haz alacağı köpeklerden bile bahseder. Baron, Edgar’ın annesini gözüne koymuş, mutlaka avlayacaktır. Lobide, yemek salonunda bir araya gelirler. Edgar, Baron’un planından habersiz, bir yabancıyla üstelik kocaman bir adamla olan arkadaşlığını sürdürür.

Avcı, bir gün, avıyla birlikte mekândan uzaklaşır; anne, gezintiye çıkmadan önce Edgar’ı postaneye yollar; çocuktur, büyüklerin arasında olmaması gerekir! Avcı oku fırlatmış, ok hızla ilerlemektedir. Edgar, postaneden dönünce ikisini göremez, yıkılır, kinlenir, aldatıldığını, ona çocuk muamelesi yapıldığını düşünür. Artık her şey bambaşkadır; annesinin davranışları, Baron’un kişiliği, ikisi arasındaki bağ! Bir çocuğun dünyasında bu, üstelik babasından uzakta olan bir çocuğun dünyasında bu, sıradan şeyler değildir. Edgar, Baron’la yaşadığı onca şeyden sonra onun yalancı, alçak biri olduğunu düşünür.

Anne olan av, avcının okuyla baş dönmesi yaşar, Edgar’ın üzerinde baskı kurar, Edgar’ı odaya kilitler. Avcının oku, avın bütün arzularına kadar geçmiştir; eş, çocuk, aile sorumluluğu artık geride kalmıştır, ok içeridedir, doğanın kanunudur bu. Edgar, kilitlendiği odanın penceresinden atlayıp Baron ile annesini bulur, onları mekândan uzakta, tenha bir yolda iç içe (sanki birleşmişler, koyun koyunalarmış gibi) görür; sır, secret, gizli diye başlık konulan romanın bam teli burasıdır; Edgar’dan gizlenen nedir, niyedir? Baron, anneyi öldürebilir mi? Mümkün. Baron, iltifatlarla vaatlerle annenin ruhunu ele geçirebilir mi? Mümkün. Ok vücutta! Edgar hariç herkes hayatından memnundur! Edgar, mekânın koridorunda Baron’a saldırır; anne elden gidiyordur, üstelik güvendiği dağlara kar yağmıştır. Anne, Edgar’a kızar; Baron’a bir özür mektubu yazmasını ister, yaptıklarından dolayı da artık aralarına alınmayacağını iletir. Edgar, elinde kalem, annesinin ağzından dökülen kelimeleri yazarken yazdıklarının kendisini, yaşadıklarını ifade etmediğini hissedip mektup yazmaktan vazgeçer. Edgar, evden kaçar, trenle anneannesine doğru yola çıkar, trende üçüncü sınıf kompartımandadır (oysa o zamana kadar birinci sınıf kompartımanda yolculuk ediyormuş), zor şartlarda çalıştığı belli olan işçileri görür, insan ve hayat hakkında düşüncelere dalar, o zamana kadar hayatın o denli çeşitliliğinden haberdar değildir, bir bakıma büyüyordur da. Edgar, anneannesinin evine girer, büyük bir ilgiyle karşılanır, herkes çok sevinçlidir, çünkü Edgar’ın kaçışı kasabaya yayılmış, Edgar çoktandır aranır olmuştur. Babaya da haber verilmiştir, çok uzun boylu, sert mizaçlı baba da tez elden gelir, oğlunu sorguya çeker. Edgar, babasına, babasının arkasında olan annesinin el ve mimiklerinden hareketle yaramazlık yaptığını, o yüzden korkup kaçtığını iletir. Baba, inanır.

Çocuktan gizlenen şey, kilitlenip içlere gömülür; avcı meçhule gider, av yaralı, Edgar artık Edgar değildir.

Yazı İçi