Ana Sayfa Deneme Yazıları İçine Konuşan İnsanlar Ülkesi | Aydın Uzkan Yazdı…

İçine Konuşan İnsanlar Ülkesi | Aydın Uzkan Yazdı…

806
0
Yazı İçi

AYDIN UZKAN

İÇİNE KONUŞAN İNSANLAR ÜLKESİ

İçine konuşan insanların ülkesi burası. Kelimelerin dudaklara varmadan yorulduğu, cümlelerin kalpte doğup zihinde gömüldüğü bir yer. Bu diyarda iletişim, kelimelerin ötesinde, sessiz bir senfoni gibi akıyor.

Sokaklar kalabalık ama sesler eksik. Herkesin içinde yankılanan bir iç monolog var fakat kimse kimsenin yankısını duymuyor. Sanki herkes kendi içinde bir odada kilitli, anahtarını da yine kendine saklamış.

Burada insanlar konuşmayı değil, susmayı öğrenerek büyür. Çocukken “ayıp olur” diye susturulan cümleler, büyüdükçe içte çoğalmış. Her bastırılan duygu, iç dünyada bir gölgeye dönüşmüş. O gölgeler, geceleri daha da koyulaşarak insanın içine çökmüş. Dışarıdan bakıldığında sakin görünen yüzler, içinde nice fırtınalar saklıyor.

Kalabalık sofralarda bile herkes kendi içine eğik. Çaylar içiliyor, gülüşler paylaşılıyor ama kimse gerçekten orada değil. Herkesin zihninde başka bir konuşma, başka bir hesaplaşma sürmekte. Göz göze gelmek bile bir tür kaçışa dönüşüyor bazen. Bakışlar, saklananları kolayca ele veriyor.

Düşünceler üst üste binmiş, duygular birbirine karışık. Hangisi gerçek, hangisi korku ayırt edilemiyor. İnsanlar kırıldıklarını söyleyemiyor, kırılmamış gibi davranmayı öğreniyor sadece.

Ülkede kırılmak zayıflık, anlatmak yük, anlaşılmak ise neredeyse bir mucizedir. O yüzden herkes biraz yaralı, ama kimse yarasını göstermiyor. Yaralar, görünmeyen ama hissedilen bir ortak dil haline gelmiş.

Sevgi bile çoğu zaman dile gelmiyor burada. İnsanlar seviyor ama söyleyemiyor, özlüyor ama aramıyor, affediyor ama sarılamıyor. Duygular, kelimelere dönüşmeden içte eskiyor. Ve zamanla insan, hissettiği şeyleri bile unutmaya başlıyor. İçine konuşa konuşa, kendi sesine yabancılaşıyor insanlar.

Geceleri bu ülke daha gürültülüdür aslında. Gündüz bastırılan ne varsa karanlıkta dile geliyor. Yastığa başını koyan herkes, içinde bir mahkeme kuruyor. Söylenmemiş sözler savcı, bastırılmış duygular hâkim oluyor. Ve çoğu zaman insan, kendi içinde kendi cezasını kesiyor.

İnsanlar burada anlaşılmaktan çok anlaşılmamayı kabullenmiş. Derin bağlar kurmak zorlaşmış. Herkes birbirine biraz mesafeli, biraz temkinli. Çünkü içini açmak, bir nevi savunmasız kalmak diye kabullenilmiş. Savunmasızlık, ülkenin en büyük korkulardan biri.

Ama yine de bazen birinin sesi diğerine ulaşıyor. Bir cümle, bir bakış, bir suskunluk… İçine konuşan iki insanın yolları kesiştiğinde, sessiz bir anlaşma doğuyor yine de. Konuşulmadan anlaşılan o nadir anlar, ülkenin en gerçek, en saf iletişimi.

Ölüm bile sessiz ülkede. Toprak, ölenleri sessizce kucaklıyor, ruhlar sessizce göğe yükseliyor. Yas, kelimelerle değil, sessiz bir hüzünle, içsel bir yas tutmayla yaşanıyor. Belki de bu yüzden ayakta kalıyor ülke. Çünkü herkes kırık ama bir o kadar da dayanıklı. Herkes yalnız ama alışkın.

İçe konuşan insanlar ülkesinin en büyük gerçeği şudur ki; insan burada en çok kendine konuşuyor ve en az da kendini duyuyor…

Yazı İçi