DERGİ DEYİNCE – 1 | ALİ CELEP
1.‘Muhit’
Tanıtım.
Aslında ‘eski’ bir dergi ‘Muhit’.
‘Eski’ derken 1928’de aynı adla çıkan ‘Muhit’ dergisine gönderme yaptığım sanılmasın.
Soy itibariyle ‘eski’ bir dergi ‘Muhit’.
Öyle ki tozları ‘Kırklar’a, dahası ‘Kırkayak’ dergisine kadar gider karışır.
Diyeceğim yirmi yılı aşkın bir geçmişle yüklüdür Muhit.
İtibar dergisinin kapanışından iki ay sonra, şair İbrahim Tenekeci öncülüğünde, aylık periyotlar halinde, Ocak 2020 itibariyle çıkmaya başlamıştır.
Hemen her bakımdan ‘İtibar’ın devamıdır.
Şekil ve muhteva yönüyle iki dergi de aynıdır.
Bir bakıma ‘ismini değiştirmiştir’ demek abartı sayılmasa gerektir.
İtibar’ın finansal gerekçelerle kapanış yaptığını biliyoruz. (Ekim, 2019)
Kapanıştan iki ay sonra ‘Muhit’in doğuşunun da aynı gerekçelerle gerçekleştiği anlaşılıyor.(Ocak, 2020)
Muhit’e Turkuvaz Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş. sahip çıkmış.
Eyi de olmuş, başka türlü yeniden yola çıkış kararı alamazlardı.
Bugünkü şartlar öyle gerektiriyor, çünkü gerçek olan bu, her ne kadar olması gereken bu olmasa da.
Düşündürücü olan, İtibar dergisinin çok okunur bir dergi olmasına rağmen maddi imkânsızlık nedeniyle kapanışıdır.
Okurundan çok büyük bir ilgi görmesine karşın yaşayamaması, güçlü bir şirket desteği olmaksızın bir derginin varlığını sürdürememesi ne acı bir gerçek!
Daha acı, daha hazin gerçek ise, artık Türkiye’de matbu dergi hüviyetiyle konuşmanın ancak şirketlerin izin verdiği kadar mümkün olabildiğidir.
Türkiye’de bugün bilhassa edebiyat dergiciliğinin yaşadığı gerçekler ve nedenleri üzerinde ayrıca duracağım için tahtanın bu kısmını kapatıyorum.
Şu kadarını söylemeliyim ki, bir edebiyat dergisinin yaşayamama saiklerinin salt ekonomiyle açıklanması nesnel, etik, binaenaleyh doğru, tatminkâr olmasa gerektir.
Yukarıda anılan üç dergi gibi, Muhit de bütünüyle tek başına İbrahim Tenekeci mührünü taşır.
Nitekim teknik planda derginin genel yayın yönetmeni olmakla birlikte, yayın anlayışını belirleyen de odur.
Muhit’in yönetim kadrosunda bir farklılık var dikkatimi çeken:
İtibar’da yazı işleri müdürü olan Furkan Çalışkan, Muhit’in hiçbir sayısında görünmüyor.
Buna karşın İtibar dergisinde yazan isimlerin eksiksiz bir şekilde Muhit’te yola devam ettiklerini görüyoruz.
Çalışkan’ın Şiir Versus dergisini çıkardığı malum.
Belki bu çıkış, yeni durumun bir açıklamasıdır, belki gerçekten bir kopuştur, belki zamanla açıklığa kavuşacak, anlamını benim şimdi kestiremediğim bir harekettir.
Bu vesile ile de, Furkan Çalışkan’a yeni yolunda başarılar, edebiyatımız adına hayırlı çabalar dilemiş olalım.
‘Muhit’in, selefi ‘İtibar’ gibi bugün Türkiye’de en çok okunan/satılan edebiyat dergisi olduğu söyleniyor; doğrudur.
Biri teknik, diğeri yayın politikası olmak üzere iki nedeni var çok satışın:
Teknik neden, Muhit’in okura ulaşma kanallarını, bağlı olduğu şirket üzerinden kolay ve etkili şekilde işletebilmesidir.
Bu yoldan dergi, Türkiye’nin en ücra kasabalarına zamanında ve aksamadan ulaşma imkânı elde etmiştir.
Diyeceğim omzuna devlet kuşu konmuş Muhit’in.
Bu gerçeğin dergide yazanlar açısından dikkate alınmadığını söylemek gerçekçi olmaz.
Muhit’te Mustafa Akar yayın danışmanı, Soner Karakuş editör olarak tayin edilmiş.
Muhit’in bağlı olduğu yukarıda anılan şirketin genel müdürü ise Yasemin Gebeş.
Aylık edebiyat&fikriyat dergisi olarak kendini tanımlamış, bir motto belirlememiş kendine.
Kısaca İtibar gitmiş, Muhit gelmiş diyelim vesselam.
Muhit Dergisi’nin bazı özellikleri.
- Kırklar’ın çekirdeğini tutan anlayış ne ise Muhit’i kuran dinamik de özde aynıdır.
Bu durum Muhit’in geçmişe uzanan köklerini hatırlatmakla birlikte, bilhassa İbrahim Tenekeci’nin dergi anlayışını ve bu anlayışı biçimleyen psikolojik vasatı, bu demektir ki organik devamlılığa verdiği desteği de gösterir.
Onun dergicilik anlayışında bugüne uzanan değişmez ana çizgi, ‘edebiyatta güvenli alan oluşturma’ kaygısından el alır.
Güvenli alan kaygısı safları sık tutmayı şart kılar.
Safları sık tutmak ‘vefa’ ‘dostluk’ ‘sorumluluk’ gibi edebiyat dışı sözcükleri öne çıkarır.
Nitekim İbrahim Tenekeci’nin, Kırklar’dan Muhit’e uzanan değişmez tavrında bu sözcükler, bütün edebi etkinliklerin ötesinde anlam kazanmıştır.
Dolayısıyla onun bugüne kadar uzanan dergicilik serüveni, edebiyatımızda ‘duygusal’ planda bir karşılık bulmuştur, bir poetik harekete, bir öncü akıma, belli bir şiir görüşü doğrultusunda iş yapan bir edebi kümelenmeye müncer bir alan açmamıştır.
Hatta bu sözcüklerin ait olduğu, beslendiği ana damar olarak bilinen ‘dava’ pratiği de, duygusal ölçekte, giderek sözcük düzeyinde kalmıştır.
- Muhit’in muhtevasını şekillendiren ürünlere baktığımızda, bir edebiyat dergisinden çok bir ‘seçki’ anlayışının egemenliği dikkat çekiyor.
Eskiler ‘ürün dergisi’ derlerdi bu anlayışla çıkan dergilere.
Gerek yayımlanan şiirleri gerekse öykü ve deneme türü metinleri okuduğumuzda, 80’li yıllardan günümüze kadar, bilhassa sağ muhafazakâr kampta ürün veren isimlerin hemen tamamının dergide kendine yer bulduğu görülüyor.
Anlaşılan o ki Muhit dergisi, selefi İtibar dergisindeki gibi, genç-yaşlı, bilinen-bilinmeyen, camianın bütün edebi yüzlerini aynı fotoğraf karesine almayı başlıca çıkış gerekçesi sayıyor.
Muhit’in İtibar’dan belki tek farkı kadrajı daha da genişletmesidir ki bu da nihayet nicelik farkıdır.
Kadraj’ın genişletilmesinden, sadece geçmişten gelen bagajların sıkıca kapatılmasını değil, birkaç yıl önce özellikle şiir görüşleri benzemez isimlere de derginin köprü olmayı istemesini anlıyoruz.
Muhit’in yelpazesi o kadar geniş ki, sözgelimi:
Kendi dergisini çıkaran kişi de Muhit’te yazıyor, ün için yazmadan duramayan kişi de yazıyor. Ünü pekişmiş ve genel kabul görmüş kişi de Muhit’te yazıyor, her dergide her ay bir ürün yayınlamayı itikat haline getirmiş kişi de yazıyor.
İlk ürünlerini taşrada pek bilinmeyen bir dergide yayımlayıp da beklediği tanınırlığa ya da kendini merkeze bir türlü kabul ettirememeyi en büyük derdi gören genç isimler de Muhit’te yazıyor, anlayışça Muhit’le bağdaşmaz bildiğimiz ve uzun yıllar tek bir dergide kendi anlayışı yönünde ürünler veren isimler de.
Uzun yıllar yazdığı halde yazınımızda bir yankı olmayı başaramayıp unutulmaya yüz tutmuş isimler de Muhit’te bir umut yeniden canlanma şansı bulmuş, kendi isimlerini parlatma şehvetine engel olamayan mütemadi ergenler de.
Gerçekten değerli olan gençler de, ilk eserini en görünür bir yerde yayımlatmak isteyen samimi gençler de Muhit’te yazıyor, yazdıklarıyla bir yere gelemeyen ve fakat ilişkiler üzerinden kendine yer açmak istediği açık olan, yazınımızda yersizliği genel kabul görmüş isimler de.
Bütün bu isimleri Muhit’te buluşturan saiklerin edebi olamayacağını teslim etmemiz gerekir.
Bu buluşmanın İbrahim Tenekeci’nin hayat görüşüyle açıklanabileceği ise malumun ilamıdır.
Onun hayat görüşünü, edebiyata da şamil kılınacak biçimde özetleyen sözcüklerin neler olduğunu ise yukarıda dile getirmiştim.
Bir edebiyat dergisinin yukarıda andığımız formlarda ortaya çıkmış yüzlerce ismi kendi çadırında ağırlaması, edebiyat dergisi olmaktan feragat etmesiyle mümkündür.
Muhit bu feragati ‘seçki’ sayılma riskini alarak yapmıştır.
Binaenaleyh İbrahim Tenekeci’nin tercihini saygıyla karşılamamız gerekir.
Çünkü insanidir.
- Kendi payıma beni en çok şaşırtan, Fayrap dergisinde yıllarca eser yayımlayan, Fayrap’la özdeşleşmiş çok önemli bazı isimlerin, daha önce İtibar dergisinde görünenlere ek olarak Muhit’te yazmaya başlamasıdır.
Fayrap kapandıktan sonra gerçekleşen bu katılımın sembolik olmadığı açıktır.
Bugün bu katılımla Muhit’in bütün edebiyat atmosferini domine eden (bir başka bakışla emen) tek oluşum haline geldiğini söylemek abartı olmaz.
Böylece Muhit dergisi bugünkü edebiyatımızın realitesiyle eşitlenmiş olmaktadır.
Bu demektir ki Muhit dergisi mevcut durum itibariyle edebiyat ortamımızın ‘kitab-ı mukaddes’idir.
Dün İtibar’da bugün Muhit’te yazanlar bakımından bu ortamı psikolojik olarak şekillendiren saik, yelpazenin genişliğinden çok, yelpazeyi hareketlendiren rüzgârın nereden estiğinin artık kesin olarak bilinmesiyle ilgilidir.
Daha açık konuşmak gerekirse, muhafazakâr sağ kanatta, mevcut politik kadrajla egemen edebi eğilim ilk kez bu denli kaynaşık olarak Muhit’te buluşmuştur.
Öyle anlaşılıyor ki bu buluşmanın çekiciliği, daha nice devrimci dikkatin yükünü indirip peşinden sürüklemeye devam edecek görünüyor.
- İbrahim Tenekeci’nin daha önce çıkardığı dergilerde olduğu gibi, Muhit dergisinde de, eleştiri metinlerine yer verilmemiştir.
Az da olsa kitap tanıtım yazılarına yer verilmiştir ki, bu tür yazıların genel olarak övgü içerikli olduğu, bir eleştirel yük taşımadığı söylenebilir.
Muhit’in bu yaklaşımı da İbrahim Tenekeci’nin dergicilik anlayışıyla ilgilidir.
Saygıyla karşılanmalı.
Eleştiri, eleştiriye açık olanların, o açıklıktan edebiyata yarar devşireceği düşüncesini ilke edinenlerin önemli saydığı bir etkinliktir.
Bir dergi eleştirel yaklaşımı dışarıda tutmayı bir temel tavır olarak gördüğü halde yayımına başladıysa, o dergiye bu bağlamda bir eleştiri getirmenin tutarlı olmayacağı kanaatindeyim.
Bir edebiyat dergisinin eleştirel yazılara yer vermemesini eksiklik olarak telakki etmek, ancak bu iddia ile çıkmayı taahhüt ettiği vasatta geçerli ve tutarlı olabilir.
Muhit, duygusal planda işleyen bir dergidir ve dostluk ve vefa bu planı işleten iki sözcüktür.
Fayrap kökenli isimler Muhit’te eleştirel metinler yazarlar mı bilemem.
Yazmalarını dilerim.
- Bütün bir muhafazakâr edebiyat zümresini tahkim etmek üzere yola çıkan ve bu yolda istikrarlı, kararlı bir dergi Muhit, selefi İtibar gibi.
Şu var ki edebiyatımızda gerçek bir boşluğu doldurmak, giderilmesi vacip olan bir ihtiyacı yanıtlamak üzere değil veya çağının duyarlılığını kuşanan taze bir anlayışla değil, mümkünse aynı ideolojik soydan gelen isimlerden büyük bir çevre kurmak isteyen, fakat bu isimlerle organik bir bağ kurmadan hareket eden bir yapısı var derginin.
Mevcut sağ muhafazakâr anlayışın hemen bütün unsurlarını tahkim ettiği ise kesin.
Kolay değil sağcıları, İslamcıları hatta devrimcileri aynı masada buluşturmak.
Onları aynı masada buluşturan türlü etmenler bir yana, bu buluşmanın anlamı üzerinde düşünmenin, dergiciliğimizin, edebiyatımızın geleceği adına farz olduğunu söylemeliyim.
Farziyet, aynı masada toplanmanın, edebiyat adına neleri topladığı ve olması gereken yönünde hangi dikkati dağıttığında düğümleniyor.
Vefa, dayanışma ve dostluk esasları doğrultusunda bir yolu istikrarlı bir şekilde yürümeyi temel duruş sayan bir anlayışın Muhit’le dolaşıma girmesi, bu dolaşımı aktive edenleri de düşünerek, edebiyatımızın hangi muteber damarını tahkim ettiği sorusu, bu düğümü çözebilecek saf etik girişimin ilk adımı olabilir.
6.
Her çiçekten bal alarak bir muhafazakâr idraki tahkim ediyor dedik Muhit için.
Dolayısıyla Muhit, gerçekten bir muhit dergisi, bir küme dergisi değil.
Geniş bir çevre kendisinde toplandığı için tamamlanacak herhangi bir eksiklik yoktur.
İbrahim Tenekeci’nin ifadesiyle: ‘herkes bizde yazıyor, daha ne yapalım artık’
Bu anlamda Muhit’in, ‘Buzdokuz’ kümelenmesi dışında sağ tandanslı irili ufaklı bütün oluşumların buluştuğu merkez olduğunu söylemek artık bir vakıadır.
Muhit’in edebiyat alanında kapladığı yeri şu ya da bu eleştirel ölçütler yedeğinde bir yaklaşımla değerlendirmek doğru olmaz.
Ancak sağ muhafazakâr zümrenin kültür politikalarının vardığı son nokta açısından, geçmişten bugüne bütün müktesebatımızın ‘duygusal’a bağlanıp heder edilmesi tehlikesini hatırlatmak isterim.
Duygusal karşılığın kutsal bir hüviyet kazanmaya başlaması ise ‘bizim mahalle’ dedikleri kesimin edebi intiharına müncer olma ihtimalini, görünen o ki güçlendiriyor.
Çağının duyarlılığını kuşanmış bir edebiyat donanmasına duyulan ihtiyaç ise bugün Türk olarak kimliğini tanımlamak isteyen ve itibarını bu toprakların anlamına sadık kalmakla elde ettiğini düşünen, içinde hayat bulduğu halkıyla hemdert olmuş zümrede kendini daha çok hissettiriyor.
[Eleştirel.net, 2020]
[haberedebiyat.com, Eylül, 2026]












