Ana Sayfa Hikâye Atlası Acı Günüm | Eslem Cansu | Hikâye Atlası

Acı Günüm | Eslem Cansu | Hikâye Atlası

47
0

ACI GÜNÜM / ESLEM CANSU

İlkbaharın güzelliğinde ve o hoş kokusu eşliğiyle yürüyorum. Çiçekler açmış rengârenk her tarafı süslüyordu. Ağaçlar yeniden canlanmış, kuşların cıvıltısı her tarafı güzel bir armoni eşliğinde sarıp sarmalıyordu. Derken evin önüne geldim.

Güzel ilkbahar çiçeklerinin kokusuyla yürümüştüm eve kadar. Mutfaktan çok güzel kokular geliyordu. Annem, güzel yemekler yapardı her zaman. Oturma odasında kardeşim oyuncaklarıyla oynuyordu. Beni görür görmez, “Abla hadi gel oyun oynayalım.” diye üzerime atladı. Ben de kardeşimi kırmadım ve hemen onunla oyun oynamaya başladım.

Birden aklıma geldi en yakın arkadaşımın Elif’in yarın doğum günüydü. Hem kardeşimle oyun oynuyor hem de yarın Elif’in doğum gününde ona ne hediye alsam diye düşünüyordum. Kardeşimle oyun oynadıktan sonra annemin yanına gittim. Annem Elif’in doğum günü için çok güzel bir kek yapıyordu. Anneme heyecanlı bir şekilde “Anne ne zaman Elif’e hediye almaya gideceğiz” diye sordum. Annem ise bana “Evet kekimizde oldu… Hadi artık hazırlanıp hediye almaya gidelim”  diye sıcacık gülümsedi. Çok heyecanlıydım. Hemen odama geçip hazırlanmaya başladım. Annem, ben ve kardeşim hazırlandıktan sonra evden çıktık.

Bizim evin iki sokak ilerisinde büyük bir çarşı var. O çarşıda her çeşit mağaza var. Ayrıca mağazalardaki ürünler çok güzeller. Çarşıda bakınmaya başladık. Bir tane giysi mağazasının önüne geldiğimizdeyse bir tane elbiseye gözüm takıldı. Çok güzeldi. Kırmızı renkli bir elbise. Anneme o elbiseyi gösterdim. Annem de elbiseyi çok beğendi. Fiyatını sorduk çok uygundu. Elbiseyi satın aldık. Sonra çarşıda bakınmaya devam ettik. Bir çikolata mağazasının önüne geldiğimizdeyse duraksadık. Elif çikolatayı çok sever. O yüzden Elif’e çikolata almak istedim. Mağazanın içine girdik. Çeşit çeşit çok güzel çikolatalar vardı. Bakınırken bir tane kutunun içinde rengârenk çikolatalar vardı. O çikolatalar çok güzel bir çiçek şeklini oluşturmuşlardı. Anneme o çikolatalarla dolu kutuyu almak istediğimi söyledim. Annem de beni kırmayıp çikolatalarla dolu kutuyu aldı. Çok mutluydum. Artık Elif’in hediyeleri tamamdı. Eminim ki Elif bu hediyeleri çok sevecek diye düşündüm.

Eve geldik. Hediyeleri odama koydum. Oturma odasına geçtim. Sonra Elif’i aramak istedim. Aradım. Telefon uzun süre çaldı. Merak ettim doğrusu. Sonra telefonu açan Elif’in annesi Fatma Ablaydı ve hıçkıra hıçkıra ağlayarak “Efendim?” dedi. O an Fatma Ablanın sesini duyduktan sonra çok endişelendim. Ne oldu acaba diye düşündüm ve Fatma ablaya “Fatma abla ne oldu, neden ağlıyorsun?” diye sordum. Fatma abla ise bana “Esleeem, Elif…Elif…çok kötü” dedi. Ben ise “Ne oldu Elif’e” dedim. Fatma abla “Elif, ekmek almaya gitmişti. Araba çarpmış. Şu an çok kötü yoğun bakımda…” Fatma abladan bu sözleri işittikten sonra büyük bir şaşkınlığa uğradım. Canım arkadaşım Elif… Allah’ım aklıma çok kötü şeyler geliyor. Telefondaki konuşma bittikten sonra koşarak annemin yanına gittim. Annem “Ne oldu kızım ne bu acele?” diye sorunca ben;  “Anne… Anne… Anne…” Annem; “Kızım söylesene ne oldu?” Ben ağlamaklı bir şekilde ve zor konuşarak anneme “Anne Elif’e araba çarpmış. Durumu çok kötüymüş, yoğun bakımdaymış” diyerek arkadaşımın durumunu anlattım. Hemen evden çıktık. Hastaneye gittik. Elif’in annesi Fatma Abla’nın yanına geldik. Fatma Abla perişan bir halde, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Gözleri kıpkırmızı olmuştu. Çok üzgündü. Elif’in durumunun nasıl olduğunu sordum. Fatma Abla da bize Elif’in ameliyata girdiğini söyledi. Ben Fatma Ablanın o halini gördüğümde çok kötü oluyor, Elif’e bir şey olacak diye çok korkuyordum. Hala inanamıyordum. Akşam oldu. Elif’in ameliyatı sona ermişti. Ama durumu hala ciddiyetini koruyordu. Fatma Abla bize: “Saat çok geç oldu. Sizin de işiniz gücünüz vardır. Siz bizi merak etmeyin. Geldiğiniz için çok teşekkür ederim.” dedi. Annem ise “Fatma Abla haklı kızım. Hadi artık evimize gidelim.” dedi. Ben oysa gitmek istemiyordum. Elif’i çok merak ediyordum. Ama burada beklememiz bir şeyi değiştirmeyecek diye düşündüm. “Tamam” dedim ve eve geldik.

Elif aklımdan hiç çıkmıyordu. Her saat başı Fatma Abla’yı arıyor, bir gelişme var mı diye soruyordum. Gece saat 2 oldu. Ama ben hala uyuyamıyordum. Elif’i çok merak ediyordum. Sabah oldu. Telefon çaldı. Hemen koşarak telefonu açtım. Arayan Fatma ablaydı. “Efendim?” dedim. Fatma abla ağlayarak “Esleeem… Elif’i kaybettik kızım!” dedi. Telefonu yere düşürdüm. Şoktaydım. Zaman durmuştu sanki. Çığlık atarak “Elifff” diye bağırdım. Çok ağlıyordum. Annem koşarak yanıma geldi. “Ne oldu kızım? Sakin ol” dedi. Ben ise anneme “Elif ölmüş anne, arkadaşım yok artık” derken hıçkırıklarla ağlayarak zor konuşuyordum… Annem de o an neye uğradığını şaşırmıştı. İkimizde artık sarsıla sarsıla ağlıyorduk.

Günler geçti. Elif öleli tam 5 ay oldu. Ben bu 5 ay boyunca hep Elif’i düşündüm. Hala çok üzülüyordum. Canım arkadaşım şimdi yanımda yoktu. Biz Elif’le her hafta sonu görüşürdük. Bir yerlere giderdik. Çok eğlenirdik. Şimdi ise yalnızdım. Elif’i çok özlüyordum. Elif kendi doğum gününde ölmüştü.  Hem doğum günü, hem de ölüm günü aynı gün olmuştu. Elif’e aldığım hediyelere her gün bakıyordum. Kırmızı elbiseye her baktığımda Elif’in hastanedeki kanlı yüzü ve kanlı elbiseleri aklıma geliyordu. Çikolatalar ise aynı benim kalbim gibi erimiş ve darmaduman olmuştu. Elif’e bu hediyeleri vermeden ben Elif’i ebediyete uğurlamıştım. “Canım arkadaşım, seni hep özleyeceğim. Hep kalbimde olacaksın. Seni çok seviyorum diyordum” içimden ve iyi ki sağlığında ona bu sözleri söylemişim, onu çok sevdiğimi biliyor diyerek bir nebze de olsa gönlümü rahatlatıyordum. Ve anlıyordum ki sevgimizi, şefkatimizi her zaman yakınlarımıza zamanında göstermeliyiz çünkü gün gelir sevdiklerimiz aniden ebediyete gelmemek üzere gidebilirler. Bu nedenle yine anlıyordum ki; sevgileri ertelememek gerekir…

[Eleştiri Haber, 2021]