HER ŞEYİN HAYIRLISINI İSTE
NUR SULTAN TURHAN
İçinde derin ve bir yaradır kırdığın gönüller, yaptığın hatalar, işlediğin günahlar. Sükût etsin diller, konuşsun yürekten dualar. Sus ki! Feryadını bastırsın duan, ızdırabını dindirsin gönül! Her şeyin hayırlısını iste. Ateşi su söndürür, senin içindeki feryadı da ey gönül söyle, ne dindirir. Bilmem ki bu sabırsızlık, bu telaş nedendir? Dert büyüktür dersin, sitem edersin, oysa derdi veren Allah daha büyüktür. Şu tepeyi aştık mı tamam, artık düzlüğe çıkacağımızı zannederiz diye düşünürsün. Ümit edersin, ama bir türlü gerçekleşmez. Çünkü bu dünyada düzlük yok. Aştığımız her tepeden sonra, yeni tepeler bekliyor bizi. Allah, bize yolun hiçbir zaman kolay olacağını söylemedi. Her zorluktan sonra bir kolaylık var, sabret dedi. Dünya iniş ve yokuşlarla doludur. Her yokuşta nefesin kesilir tıkanırsın, zorlanırsın, ama tırmanmaya devam edersin. Nice yaşanmış hikâyeler vardır, içinde mutluğun resminin olmadığı fotoğraf kareleri vardır. Nefes alabildiğine şükret, nefes almaya muhtaç bî-çâre insanlar vardır. İstediğin olmadı mı bekle, işi oluruna bırak, sakın sitem etme, söylenme, bunda da vardır bir hayır diyerek sükût et ve sabret.
Dünya imtihan dünyasıdır. Gül dikensiz olmaz, şikâyet etme. Gülün dikeninden şikâyet edeceğine, dikenler içinde güller nasıl yaratılmış diye tefekkür edip, şükret. Çünkü sen, sabahlara kadar topukları şişinceye kadar ibadet eden ve kendisine sorulunca da:” Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı? “Diye cevap veren bir Peygamber’in ümmetisin. Dünyada sıkıntı, hastalık, dert, musibet olmasının hikmeti, sırrı da imtihandır. Dinle gönül! Kur’an-ı Kerim’ de Yüce Allah şöyle buyuruyor: ‘Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.’(Bakara2/216)
Acının kıyısında yaşamak zordur bilirim. Yanar için kor ateş gibi. Alevlenir acılar, kabuk bağlayan yaraların kanar. Hançeri kendi bağrına sapla, kederler sevinçlere gark oluncaya kadar bekle. Beklemekten başka çaren yok. Gözyaşı avutmaz gönülleri. Uyku tutmaz geceleri, bir anda nefesin kesilir, daralırsın, umuttu sevinçti yarının adı, yarınlar ise şimdi hayallerden ibaret kalır. Sırlar içinde kalırsın. Karanlık geceler, bir dolunay olur, tutulup kalırsın.
Denizdeki dalgalar durulmaz, kıyıya vurdukça aşındırır kayaları. Sen konuşma, ne olursun gönül, sükût et. Kaderine rıza göster, takdirde ne varsa o olur. Sen konuştukça nefs haz duyar, galeyana gelir, isyan eder. Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturur, derin denizleri ancak derin sevdalar coşturur. Dinle gönül! Derin ve esrarengiz olan her şey susar, zira heybetlidir. Yalnız kalmak ister, inzivaya çekilir, sükût etmek ister, zira sükûtta sessizliğin ışığını hissetmek ister. Bir kuytu köşede sessiz sessiz ağlarsın. El açıp gözyaşı dökersin Rabbine, kapına geldim affet Ya Rabbi! Diye dua edersin, yalvarırsın. Affedildiğini düşleyerek içini dökersin, yönelirsin âlemlerin Rabbi olan Allah’a secde ye kapanarak, pişmanlığını, nedametini gözyaşlarınla dile getirip, tövbe edersin.
Bazen ağlamak istersin, açılmak için. Ağla gönül! Ağla ki vuslat gözyaşları yüzünle buluşsun. Uzaklaşmak istersin dünyadan, sıkıntılardan, bunalan ruhun madde de boğulmamak, mananın sesini duymak için kaçmak ister dünyadan. İmtihan dünyası, dayan gönül, bir elif miktarı sus. Biliyorum yorgun düştün, çiçek bile vakti gelince açmaz. Sabretmek gerek, senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, sebepler var edilinceye kadar, her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus. Seni senden daha iyi bilen Rabbin var. Her sıkıntını arkasından sonra bir ferahlık vardır. Her susuşun duan olsun, gelecek bahardaki umutların olsun. Rahmet yağmuruyla yere düşen bir damla olsun.
Hayırlısı diye bir kelime var ki; bütün kaygıları yok ediyor. Söylenecek söz kalmadığında, dudaktan dökülen tek sözdür; hayırlısı. Bir şeyi çok istiyorsak, onun için dualar ediyorsak ve hala olmuyorsa ya o şey bizim için… Eksikliğe tahammülümüz yoktur. Her şeyi madde ile ölçer, manayı göz ardı ederiz. Ne kadar güzel bir cümledir. Ne kadar anlamlı bir temennidir. Unutmayalım biz insanoğlu çok aciziz. Neyin hayır, neyin şer olduğunu bilemeyiz. İsterken hep hayırlısını istemek daha efdal değil midir? Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibadet edin hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz(22/14)Mealinde ki işaret edilen ayet-i kerime de hayrın, ibadetlerin tümünü kapsayıcı özelliğine ve hayır işleminin önemine vurgu yapıyor.
Hayatın akışı içerisinde gerçekleşen olaylarda bazen bizim hiçbir müdahalemizin olmadığı işler olur. İşte insanlar bu tür durumlarda “vardır bu işte de bir hayır” sözünü kullanırlar. Cenâb-ı Hak kullarını neye sevk ederse etsin ve nasıl bir neticeye ulaştırırsa ulaştırsın, O’nun takdirinin her zaman en isabetli, bereketli, faydalı, sevaplı ve akıbet itibarıyla da en hayırlı tercih olduğunu hatırlatır.
Sabredersen uzak olan yollar, yakın bulur. Sükût et gönül, her şeyin hayırlısını iste. Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü, vuku buluncaya kadar sus. Her kışın yüreğinde titreyen bir bahar vardır. Her gecenin peçesinin ardında tebessümle bekleyen bir şafak, bir aydınlık vardır. Göz bir adım ötesini görür, gönül ise öteler ötesini… Bekleyişteki o mucize ne güzeldir. Tüm bekleyişlerimizi hayırla sonuçlandır Allah’ım!
[Eleştiri Haber, 2021]
















