Ana Sayfa Köşe Yazarları Hasan Kayıklık’ın Roman Dünyası | Mustafa Nurullah Celep

Hasan Kayıklık’ın Roman Dünyası | Mustafa Nurullah Celep

46
0

Mustafa Nurullah Celep

HAYATTAN SANATA SANATTAN HAYATA:

HASAN KAYIKLIK’IN ROMAN DÜNYASI

Giriş

Hayatın estetik boyutu olduğu gibi mesele gücü taşıyan, gerçeklik tarafı olan bir yönü de vardır. Aynı durum, sanat-edebiyat için de geçerlidir: Sanat-edebiyatı tümüyle estetik bir işlemden, bir biçimlendirmeden ibaret göremeyeceğimiz gibi, estetik bakıştan yoksun bir sorunlar yumağı, bir mesele deposu olarak da göremeyiz. Sanat ve hayat birbirilerini süsledikleri, tezyin ettikleri oranda anlamsal bir bütünlüğe erişirler. Hakeza pür-estetik bir çehrede, hayatın sorunlarından ve gerçekliğinden yalıtılmış bir sanat da hilkat garibesi olacaktır. Nitekim sanatın ve edebiyatın estetik duyuş derinliğinden vareste bir hayat da sönümlenmeye teşne, yoksul ve yüzeysel bir hayattır.

İşte Hasan Kayıklık, Hece Yayınları’ndan çıkan iki romanıyla da sanat-hayat dengesini tesis ederek, iki karakterinin bilinç evrenini arayışa teşne kılarak bizlere, Türk okur-yazarına üzerinde düşünülmesi gereken “muvazeneli” iki eser ortaya koymuştur. Bir kitabında (*) estetiğin, sanatın sorunlarını tartıştığı gibi; bir diğer kitabında (**) arayış temi etrafında hayatın anlamını arayıp sorgulayarak okuyuculara mesaj ağırlıklı iki güzel eser armağan ediyor.

Biz de bu yazımızda bu iki romanı konusu itibariyle ele alarak öne çıkan izlekleri belirginleştirip okuyucunun zihnine armağan edeceğiz.

Besmelede Aşk-Celmile

Hasan Kayıklık bu romanını, öz/içerik itibariyle sanatın merkezi/gözde konumunda olan “güzel” kavramını, arayış temi etrafında bir rüya atmosferiyle biçimleyerek kurguluyor. Roman kahramanımız Arif, 43 yaşında genç bir hattat. Hayatın anlamını ve “güzel”in ruhunu bilincine/zihnine/imgelemine sürekli sorular sorarak anlamlı bir arayış süreci yaşıyor. Romanın sonlarına doğru belli-belirgin bir anlama erişerek ontolojik kaygısını somutlamış oluyor.

Celmile romanı, “güzel nedir?” sorusunu merkeze alan, “güzel”in anlamını arayan ve sorgulayan bir roman. Ancak hayatta olduğu gibi sanatın aslî anlamına ulaşmak için de bir serüven, bir hayat macerası ve bir arayış süreci yaşaması gerekiyor kahramanın.

Çocuk yaşta yetim ve öksüz kalan Arif, Çocuk Esirgeme Kurumunun yurdunda kaldıktan sonra İmam Hatip Lisesine kaydını yaptırıyor. Romanın başlangıç cümleleri, genel olarak eserin bir rüya ikliminde geçtiğini söylüyor bize. Eseri okuyup bitirdiğimizde, Arif’in uyanmasıyla birlikte rüya sona eriyor. Çünkü Arif rüyada onarlık dilimlerle 43 yaşına kadarki hayatını, kendi ismiyle aynı çocuk Arif ağzından dinliyor. Yani çocuk Arif, yetişkin Arif’e bir rüya koridorunda, bir kader tünelinde hayatının dönüm noktalarını öz/özet olarak aktarıyor.

Roman bir seçme sanatıdır. Bu bağlamda Hasan Kayıklık’ın da kahramanı Arif’in hayatında belirleyici olmuş olayları ayrıntıya boğmadan aktarmasıyla başarılı bir iş çıkardığını söyleyebiliriz.

Romanın başarısının ikinci özelliği de anlatı sanatında “leitmotiv” dediğimiz, sıkça tekrarlanan isim, konu, nesne vb. durumların roman boyunca kulağımıza anlamlı, derin ve düşündürücü bir müzik/ses olarak aktarılmasıdır. O leitmotiv de Arif’in zihnini/imgelemini sürekli meşgul eden “güzel”i arayışıyla koşut “Cemile” ismi ve Cemile’ye olan bağlılığı ve aşka aşina varlığıdır. Zira roman boyunca kaderin ağlarını örmesiyle beraber Arif’in “Celile” ile evlenmesi (Cemile=Celile) ve “güzel”in anlamına ve ruhuna erişmesi sonucunda belli-belirgin bir bütünlüğe kavuşuyor.

“Hayat bir süreçtir”, “Hayatın ve güzelin anlamına kavuşmak da bir sürece işaret eder” şeklinde tarif ettiğimiz cümleler, Arif’in Celile ile evlenmesiyle birlikte aslî özüne ulaşıyor. Çünkü Arif’in çocukken yanına gelip ismini söylediği kişi olan Celile, Cemile’dir, gerçeğinden hareketle Arif’in sürekli zihnini meşgul eden leitmotiv de kopan zinciri böylece birbirine bağlamış oluyor.

Arif’in “güzel”in anlamını bulmak, “güzel”e kavuşmak için hayatında yaşadığı ve tanık olduğu olaylar, kısmen bir “melodram” niteliği taşısa da Kayıklık’ın “ayarında ve dozunda bir duygusallıkla” romanı tümüyle duygulu bir anlatım bulamacına çevirmediğini söylemek mümkündür.

Hasan Kayıklık Celmile romanıyla sanatın temel bir meselesini sorguladığı gibi, giriş kısmında da ifade ettiğimiz, hayatın gerçekleri boyutunu da ihmal etmiyor. Yani Celmile romanına acısız/ıstırapsız/soyut ve gerçeksiz saf bir “romans” diyemeyiz bu anlamda. Bir insanın “güzel”e ulaşmak için meşakkatli yollardan/sınavlardan geçmesi gerektiğini söylüyor Celmile. Bu yönüyle sanat-hayat ikileminde Kayıklık’ın oldukça muvazeneli bir yazınsal tutum belirlediği söylemek gerekiyor.

Hayatın anlamının, anlamlı bir hayatın, insanca yaşamanın ne olduğunu soyut-somut dengesini gözeterek aktaran “Güfteden Besteye-Akatay” romanı hakkında aşağıdaki yorumları yazarak yazımızı hitama erdirelim.

Güfteden Besteye-Akatay

Hayatın anlamını, gerçeklerini ve sorunlarını da ihmal etmeden, arayan ve sorgulayan bir roman Akatay. Hayatın anlamına erişmek için de samimiyet, mücadele ve tevekkülle yola revan olunması gerektiğini okuyucuya değerli bir ileti olarak aktaran bir roman aynı zamanda. Akatay’ın olay örgüsü, modern hayat içinde yaşayan bir ailenin yanlış din algısından dolayı savrulmasını konu edindiği gibi Akatay adındaki Din Kültürü öğretmeninin hayatın ve ölümün anlamını, insanca yaşamanın ruhunu arayışını bir bilinç durumuyla birlikte ikili bir perspektiften aktarıyor. Yani roman, iki pencereden iki katmanlı bir anlatıyı taşıyor bünyesinde. Merkezde Akatay ve Halil İbrahim Bey’in ailesi var. Bu anlamda iki merkezli bir anlatı yapısına sahip bir roman.

Akatay romanını, modern hayatın çıkmazlarından/sorunlarından bahsediyor oluşuyla daha dikkate değer bulduğumu söylemeliyim. Gerçeklik tarafı daha baskın bir roman Akatay.

Halil İbrahim Bey’in ailesinin dağılmasına sebep, din istismarcılarının yanlış din algısıdır. Zira ortada değişmez bir Hakikat varken, romanda da belirtildiği gibi, aklını kullanarak samimiyetle istikamet üzere dini yaşamaya çalışmayı tercih etmek yerine, aklını dini kullananların ellerine teslim ederek iradeyi başkasına bırakmanın yanlışlığını dile getiriyor Akatay. Sonuç: Halil İbrahim Bey’in ailesinin dağılması, Berna Hanım’dan boşanması, Merve’nin terör örgütlerinin tuzağına, Mehmet’in uyuşturucu baronlarının eline düşmesi, Berna Hanım’ın intihar etmesidir. Her yönüyle dağılan, parçalanan bir aile Halil İbrahim Bey’in ailesi.

Romanda anlatılan bu parçalanan ailenin, günümüz toplumunda sıkça rastlanan ailelere benzemesini ise düşündürücü bir örneklem oluşturmasıyla önemli ve dikkate değer buluyorum. Halil İbrahim Bey’in ailesi modern bir aile. Modernizm’in olumsuz neticelerini vermesi ve dini yanlış okumaya, yorumlamaya ve yaşamaya bir örnek teşkil etmesiyle de sosyolojik bir problemi sunuyor önümüze. İşte biz de bu yüzden Akatay romanına, “hayatın içinden bir roman” diyoruz, hayatın gerçeklerini mesele edinen bir roman. Bir yönüyle de mesele taşıyıcı gücünü, vermek istediği mesajlarıyla bünyesinde taşıyan bir roman.

Din Kültürü öğretmeninin anlatıldığı bölümler ise gerçek/sahici bir din anlayışının nasıl olması gerektiğini okuyucuya doğrudanlıkla aktaran yerler olarak kayda geçiyor.

Değerlendirme

Celmile ve Akatay, klasik anlatım biçime göre şekillenmiş romanlardır. Dil ve anlatımda soyutlamaya dayalı modern bir dil yerine, somut, klasik, düz ve doğrudan bir anlatım tercih edilmiştir.

Celmile ve Akatay, modern formda vücut bulmuş bir eser değilse de romandan çok denemeye yakın bir eserdir. Bunda yazarın, denemenin dilini kullanarak mesaj verme kaygısının etkili olduğunu söylemek mümkündür.

Celmile ve Akatay, ucu açık, okuyucuya yorumlama ve tamamlama tercihleri bırakan, soyut/modern bir anlatı yapısına sahip bir roman değilse de serim-düşüm-çözüm tekniğiyle kaleme alınmış klasik bir örgüye sahiptir.

Celmile ve Akatay, klasiğin dünyasında, gelenekselin ikliminde “sahih ve sahici” olanı arayan samimiyet niteliğini haiz romanlardır.

Celmile ve Akatay, hayat ve ölüm varagelinde bunalan modern insana gerçek din algısına yönelik yeni bir nefeslenme alanı ve imkânı sunmaktadır.

Esaslı bir ruhla yazılan bu iki romanı vesilesiyle Hasan Kayıklık Hocamızı kemali ciddiyetle tebrik ediyor, daha nice eserlerle devamını diliyoruz.

(*) Hasan Kayıklık, Besmelede Aşk-Celmile, Hece Yay. Nisan 2021, Ank.

(**) Hasan Kayıklık, Güfteden Besteye-Akatay, Hece Yay. Nisan 2021, Ank.