Kitap Yorumu | Genç Werther’in Acıları | Aylin Özgür
Kitap Adı: Genç Werther’in Acıları
✒️Yazar Adı: Johann Wolfgang Von Goethe
📝Çeviri: Nihat Ülner
🗒Sayfa Sayısı: 160
📙Kitap Türü: Roman / Klasik
📘Kitabı bitirdim ama yorumunu yazmak için biraz bekledim. Çünkü bazı kitaplar son sayfada bitmiyor; insan kitabı kapattıktan sonra da cümlelerini, duygularını içinde taşımaya devam ediyor.
Genç Werther’in Acıları da benim için böyle bir kitap oldu.
Ağır bir kitaptı.
Ama bu ağırlık anlatımın değil, duyguların ağırlığıydı. Sayfalar ilerledikçe insanın yüreğine çöken, kolayca üzerinden atılamayan bir hüzün. Öyle derin, öyle yoğun ki kitabı okurken yalnızca Werther’in acısına değil, insanın kendi içinde sakladığı kırılganlıklara da dokunuyorsunuz.
Bir yanda olmaması gereken bir aşk… Diğer yanda insanın kalbine sığmayacak kadar büyüyen bir sevgi.
Werther’in kalbindeki aşk büyüdükçe, sanki ruhu biraz daha daralıyor; nefesi biraz daha kesiliyor. Sevdiği şeyin güzelliği ile ona ulaşamamanın acısı arasında sıkışıp kalıyor. Okurken insan, aşkın mı daha büyük olduğunu yoksa çaresizliğin mi, bir türlü anlayamıyor.
Ve zihninizde tek bir soru yankılanıyor:
Sevgi ve aşk gerçekten bu kadar büyük olabilir mi? Belki de insanı en çok yaralayan şey, sevmenin kendisi değil; sevdiği hâlde elinden hiçbir şey gelmemesidir. Werther’i okurken insanın kalbinin ne kadar derin, ne kadar anlaşılmaz bir yer olduğunu bir kez daha düşünüyorsunuz. Bazen insan kendi yüreğinin içinde öyle bir dünya kuruyor ki dışarıdan hiç kimse o dünyanın büyüklüğünü göremiyor.
Boşuna “Acı insanı öldürür.” dememiş büyüklerimiz.
Goethe’nin kalemi ise bu acıyı anlatmakla kalmıyor; okurun kalbine usulca bırakıyor. Bu yüzden kitabı ilk kez bu kadar yavaş okudum. Bazı cümlelerde durdum, bazı sayfalarda uzun uzun düşündüm. Çünkü bu kitabı yalnızca okumak değil, biraz da hissetmek gerekiyor.
Belki de kitabın en güzel tarafı, yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen insanın kalbine bugün yazılmış gibi dokunması. Aşkın, yalnızlığın, çaresizliğin ve anlaşılma arzusunun zamanı yok.
Kitabı kapattığımda geriye yalnızca Werther’in hikâyesi kalmadı bende. Biraz hüzün, biraz düşünce ve uzun süre zihnimden çıkmayacak birkaç soru kaldı.
Kitap kesinlikle okunmalı diyorum.
Alıntı:
– İnsan yaşamının yalnızca bir düş olduğunu başkaları daha önce düşünmüştür…
– Yaşamın çiçekleri yalnızca görüntülerden ibaret.
– Ama kendinden hoşnut olan başka insanlar da vardır. Daha alçakgönüllü küçük şeylerle mutlu olmaya çaba gösterenler
– Bütün hediyeler dünyanın bütün iyilikleri bir insanın kendi yüreğinde duymak istediği ama başkasının despot kıskanç keyifsizliği tarafından engellenmiş olan bir sevinç duygusunu yerini tutmaz.
– İnsanın kalbini anlamak olanaksız bir şey.
– Bu dünyada birinin diğerini anlaması o kadar kolay bir şey değil.
– Ruhumun karmaşası ve karanlıkları dağılıyor ve rahat bir soluk alıyorum
– Sevgisiz bir dünyanın yüreğimiz için ne anlamı olabilir?
– Böyle mi olmalıydı, insanın mutluluğu aynı zamanda kederinin kaynağı mı olmalıydı?
Bu da benden olsun: “Eskide ne çok güzel duygu bırakmışız meğer, günümüze kadar gelmemişler…”
Aylin Özgür












