Ana Sayfa Düşünce Yazıları Teknolojik Gelişmelerin Türkçeye Etkileri

Teknolojik Gelişmelerin Türkçeye Etkileri

83
0
Haber Edebiyat

MUSTAFA NURULLAH CELEP

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN TÜRKÇEYE ETKİLERİ

Giriş

Türkiye’de 1980’li yıllarla birlikte teknoloji ve sanayileşme alanlarında hızlı bir değişim-dönüşüm dönemi yaşanmıştır.  80’li yıllar, gelişen sanayi ürünlerinin ülkemize ithalinin beraberinde getirdiği kültürel bir başkalaşım da yaşamıştır. Teknolojik ürünler, Batı kültürüyle entegrasyonu hızlandırmış, alt kesimlerden başlayarak üst sınıflara kadar yayılım göstermiştir. Batılılaşma etkisi, teknolojik aletler arayıcıyla da insanımız üzerinde, onun dili, kimliği ve kişiliği üzerinde varlığını belirgin bir biçimde hissettirmiştir.

Teknoloji, bilimsel zihniyetin en somut halidir. Teknolojik aktarımla birlikte o kültürün bilimsel zihin yapısı da aktarılmış olur. En doğrudan haliyle teknoloji, kültürü, kültürel hayat tarzını da yanında taşır. Teknoloji, Dil’e ilişkindir. Teknolojinin doğduğu kültürel, siyasal ve ekonomik koşullardan mülhem “kendine özgü” bir dili vardır. Teknoloji-dil-kültür bu anlamda birbiriyle kopmaz bağlarla bağlıdır. Teknolojinin dile, dolayısıyla kültüre de doğrudan etkileri vardır. Dil, kültürün ayrılmaz bir parçası ve taşıyıcısıdır. Aralarında g/üçlü bir korelasyon vardır.  Bu anlamda teknolojik aletleri sadece bir makine yapılanması ve sistematiği olarak düşünemeyiz. Bu yüzden tekno-kültürün Dil’e, dolayısıyla Türkçeye etkileri hafife alınacak türden bir etki değildir. Bu bizim millet olarak bir kimlik ve kişilik meselemizdir.

Dil, bir milletin kimliğini oluşturan en önemli ögedir. Kişiliğimizi de dil ile belirginleştirir, bir kıvama erdiririz. Buna göre tekno-kültürün dilimize her müdahalesi, en direkt kimliğimize ve kişiliğimize yapılmış bir müdahaledir. Bunun yanında tekno-kültür aracılığıyla dilde yaşanan her değişim ve bozulma, kimliğimizin başkalaşıma uğraması, kişiliğimizin de egemen kültür tarafından değişime ve dönüşüme uğraması demektir.

Bir milletin kimlik ve kişilik bakımından yaşadığı ve tanık olduğu bu değişim, “yabancılaşma”yı da beraberinde getirecektir. Kültürel yabancılaşma, dilde yozlaşmayla birlikte milli birlik ve beraberliğin de tehlikeye girmesi anlamına gelir. Bu ise topyekûn bir dağılma ve hezimet demek, tarih sahnesinden silinme tehlikesidir.

Teknolojik oluşumları, içinden doğdukları koşulların ekonomik, kültürel, siyasal verilerini göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekir. Batı toplumlarında teknolojik atılımlar, kültürel bir sürecin kaçınılmaz bir itkisi olarak gerçekleşmiştir ve tarihsel bir süreci işaret eder. Batıda meydana gelen teknoloji, Batının kültürel ve siyasal koşullarıyla birlikte değerlendirilmeli ve ele alınmalıdır.

Batıda gerçekleşen Sanayi Devrimiyle birlikte son büyük atılım, adına Küreselleşme dediğimiz kültürel, teknolojik (bilişim teknolojileri), haberleşme, basın-yayın, enformasyon tekniklerinin gelişmesi ile dünya genelinde geniş bir yayılım ağı oluşturmuştur. Bu bilişim ağının dünyayı “küçük bir köy” haline getirmesi karşısında yerel ve ulusal kültürler de yok olma tehlikesiyle baş başadır. Teknolojinin dile yönelik müdahalesini, Küreselleşme ile birlikte ele almak gerekir. Burada “Egemen” kültürün teknik aracılığıyla dile yönelik bir dayatmasından bahsetmek gerekir.

Postmodern Kültürün Türkçeye Etkileri

Batıdaki modernleşme atılımları, çağımızın geldiği bu son evrede, düşünürlerinin tanımıyla adına “Postmodernizm” dedikleri yeni bir paradigmanın doğmasına sebep olmuştur. Batıdan aktarılan Küreselleşme rüzgârıyla birlikte Postmodern kültür, etkisini dil üzerinden gerçekleştirerek kimlik ve kişilik bazında bir değişimi beraberinde getirmiştir. Postmodern kültürün Türkçeye etkileri söz konusu olduğunda, bu etki dil, ifade ve gramatik boyutlarda olmakla birlikte, asıl etki Türkçenin özünü ve ruhunu değiştirmeye odaklı olarak gerçekleşmektedir.

Bugün artık “sanalca” adı verilen yeni bir tekno-dil’den bahsedilmektedir. Postmodern kültürün bir etkisi olarak sosyal medya aracılığıyla yaygınlaşan bu dilin, Türkçeyi, Türkçenin doğal yapısını, sözdizimini, cümle düzenini, kendine özgü kurallarını tehlikeye uğrattığına dair bir dizi araştırma da yapılmıştır. Daha somut yazmak gerekirse, Türkçenin ses özelliklerinde, kelime yapısı ile ilgili kullanımlarda, bünyesindeki harflerin kurallara uygun bir şekilde yazılmayışında, Türkçe kelimelerin ünlü-ünsüz harflerinin yazılmamasında, Türkçede kullanımı yaygınlaşmamış İngilizce kelimelerin kullanılmasında, birleşik yazılması gereken eklerin ayrı yazılmasında, İmla kurallarına aykırı cümlelerin oluşturulmasında bir dizi bozulma işaretleri, dile dair değişiklikler ve başkalaşımlar, tekno-kültürün insanımıza yönelik değer yozlaşmasını da beraberinde getirmiştir. Çünkü dil ve değerler arasında da ayrılmaz bir bağ vardır.

Teknolojik Müdahale, Dilin Değeri, İnsanın Anlamı

Teknolojik gelişmelerin Türkçeye etkileri söz konusu olduğunda Türkçenin doğasının da bozulmaya uğramasına koşut, dili kullanan insanın da anlamının yitirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Anlamını kaybeden insan, tutunacak dal arayışındadır. Türkçedeki özensizlik, onu iletişim için kullanan insanın da bir “hayat üslûbu”nun olmadığı anlamına gelir. Türkçedeki dikkatsizlik, içeriğinde hayatî ögeleri de barındırır. Bir dil yanlışı, insan hayatını tehlikeye uğratabilir. Türkçeye yönelik duyarsızlık, insanın hayatını ciddiye almadığının da somut göstergesidir. Dil, dolayısıyla Türkçe insan için hayatî önem sahibidir. Dil insana yapışıktır. Ona anlamını verir. İnsan dil aracılığıyla hayatına anlam kazandırır. İnsanın insanla olan etkileşimi dil aracılığıyladır. İnsanoğlu dilde ikamet eder. Dilden ötürü ikamet edilen evin de korunup kollanması, yabancı etkilerden tasfiye edilmesi gerekir. Her insan evini temiz tutmak, evine özen göstermek ister. İnsana anlamını veren dildir. Teknolojik gelişmelerin, dile, Türkçeye, Türkçenin değerine, dolayısıyla insanın anlamına da bir müdahale olduğu böylece anlaşılmış olur.

Dil bir değerler sistemidir

Dili doğuran sosyal yapıdır, o toplumun değerleri, kültürü, gelenekleri görenekleri, davranış biçimleri, tepkileri, jest ve mimikleri, kısaca hayata ve dünyaya yönelik bir bakış ve yorumlayış tarzıdır. Tarihsel süreç içinde gelişen ve değişen dil, onu kullanan milletin değerler sistemini yansıtır. İşte teknolojik gelişmeler, bu değerler sisteminde bir bozulmaya ve başkalaşıma neden olmuştur. Değerlerimizin değişmesi, etik boyutuyla özümüzün de değişmesi demektir. Teknolojik gelişmeler, sosyal medya dili aracılığıyla insanın özünün başkalaşmasına sebebiyet vermiştir. Teknoloji, kelime köküne binaen, teknik olarak, kullandığımız, içinde aşklarımızı, sevinç ve hüzünlerimizi yaşadığımız, ruhunda yurt kurduğumuz Türkçemize müdahale etmiştir. Milletimizi, kimliğinden ve kişiliğinden uzağa düşürmüştür. Kimliğinden ve kişiliğinden uzağa düşen insan, egemen kültürün boyunduruğu altına girmiştir. Bir “dil katli” de süreç içinde böyle gerçekleşmiştir. “Sanalca” adı verilen bu yeni dilin, değerlerimizle örtüşür hiçbir yönü yoktur. İnsana değerini veren dildir. İnsanın bozulması dilin bozulması demektir. Postmodern kültür, egemenliğini dili kullanarak, değiştirerek, başkalaşıma uğratarak pekiştirmektedir.

Dilin zenginliği, kültürün de zenginliği demektir. Türkçemiz söz varlığı bakımından da zengin bir dildir. Sosyal medya dilinin, bir diğer deyişle tekno-dil’in Türkçenin kurallarına uygun olmadan kullanılması, Türkçenin doğasında bir değişime sebep olmuştur. Dil-kültür ilişkisi bağlamında Bozkurt Güvenç’in yorumu, konunun önemi açısından dikkate değeridir:

“Toplumda madde ve kavram olarak var olan her şey dilde de vardır. Kültürel ve tarihi miras, ancak dil aracılığıyla yeni kuşaklara aktarılır. Dil, kültürel muhtevanın bir ansiklopedisi, hazinesi ya da sözlüğü gibidir.”

Ne Yapmalı? Öneriler ve Yorumlar

Teknolojinin Türkçemiz üzerindeki zararlı etkilerini en aza indirmek için her şeyden önce bir “bilinç hareketi” başlatılmalıdır. Bu hareket, en alt kesimden, toplumun çekirdeği olan aile kurumundan başlayarak kültürel kurumlara, basın-yayın kuruluşlarına siyasal ve ekonomik kurumlara kadar yaygın hale getirilmeli, Milli Eğitim ve Akademik camiada bu konuda bir farkındalık oluşturulmalı, bu “bilinç girişimi” bir millet meselesi olarak ciddiye alınıp gündem oluşturulmalıdır.

Bu konuda, akademisyenler Milli Eğitim Bakanlığına raporlar hazırlamalı, okullarda öğretmenler öğrencilerine bilinç verme noktasında bilgilendirici ve açıklayıcı etkinlikler yaptırmalı, kasabından manavına, berberinden sağlık çalışanına her kesimden insanda bir Türkçe bilincinin ve duyarlığının oluşması için afişler, basın bültenleri, billboardlarda görseller ve yazarların kitap çalışmasına kadar topyekûn bir “dil hareketi” başlatılmalıdır.

“Dilimiz değerimizdir” mottosundan hareketle gerçekleşecek olan bu atılım, Türkçemizi, dolayısıyla insanımızı da daha güçlü hale getirecektir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” vasiyetinden hareketle dili kullanan insan, kendine güvenen, değerlerine inanan güçlü ve nitelikli bir insan olsun ki milletler nezdindeki itibarımız, tarih sahnesindeki yerimizin önemi bin kat daha artsın.

Kaynakça:

  • Akalın, Ş.H. (30 Mart 2000). Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları. 2000 Yılında Türk Dilinin Sorunları Toplantısında sunulmuş bildiri, İstanbul Üniversitesi, İstanbul.
  • Aksüt, Batur ve Avşar (9-11 Şubat 2006). Sanalca, Sanal Odalarda (İnternet) İletişim ve Türkçe. Akademik Bilişim Konferansında sunulmuş bildiri, Pamukkale Üniversitesi, Denizli.
  • Çağlak, E. (2003). “Kitle İletişim Araçlarında Türkçe’nin Yanlış Kullanımı”. İstanbul Ticaret Üniversitesi Dergisi. 4(12): 129-136.
  • Aktaş, E. ve Şentürk, L. (2014). “Sosyal Medyada Türkçenin Kullanımı Üzerine Nitel Bir Araştırma”. Kâmil İşeri ve Diğerleri (Ed.). Türkçe Eğitiminde Kuramsal ve Uygulamalı Çalışmalar. ss.415-430. Pegem: Ankara.
  • Aksan, D.(2003). Türkçenin gücü (8.Baskı). Ankara: Bilgi Yayınevi.
  • Karahisar T.(2013). Dijital nesil, dijital iletişim ve dijitalleşen Türkçe, AJIT 2013.
  • Kaplan, M. (2012). Kültür ve dil. İstanbul: Dergâh Yayınları

{Elestirel.net, 2020}

[haberedebiyat.com, 2025]