ALİ CELEP
M. ALİ ÖZDOĞAN’IN ‘KAYIP İLANI’ ADLI İLK ŞİİR KİTABI HAKKINDA
(Bir Eleştirel Dipnot)
3.
M.Ali Özdoğan yeri geldiğinde dünya sistemine ve bu sistemin ürettiği kapitalist ilişki biçimlerine tepki gösteren siyasi şiirler de yazıyor. Sözgelimi ‘Kamala Harris’in Kahkahası’ adlı şiiri cari Amerikan siyasetine açık bir tepkidir. Şiir sanki dünya siyasetine şekil veren bir devletin ikinci başkanının farklı açılardan üst üste fotoğrafının çekilmesiyle oluşan görüntülerin psikolojik, sosyolojik, biyolojik yorumu gibidir. Şairin mazlum büyük çoğunluktan yana tavır aldığı ise açıktır. Bu tavrın duygusal olması anlaşılabilir. Tavır böyle olunca etkinin de duygusal olması beklenir. Şiirin bu planda (güçlü duygusal etki oluşturma anlamında) başarılı olduğu söylenebilir. Ayrıca konuşma dilindeki akıcılık da dikkate değer görülmeli. Şairin konu mankeni olarak seçtiği şahsin biyolojik yapısıyla davranışları arasında kurulan kontrast, zulmün nesnesi olmuş bir coğrafyada doğmuş birinin siyaseten attığı konum (biyoloji – siyaset) ve bu şahsin savurduğu kahkahanın şairin kanına bulaşmasından doğan nefret (biyoloji – psikoloji) ve çocukları katleden, insanları intihara sürükleyen toplumsal açmazları küresel anlamda üreten ve yaygınlaştıran her türlü kirli yapılara karşı şairin pek insanca tepkisini üst üste çekim gibi (exposure) görüntülediğimizde Özdoğan’ın şiirle ne yapmak istediği anlaşılıyor. O aslında şiiri kirli siyasi ilişkilerin dışına taşımakla kalmıyor, küresel kötülük örgütlenmesine karşı tavır almaya itiyor. Doğrusu şiir adına anlamlı, manidar bir girişim. İçinde tarih bilinci taşımasıyla birlikte, dozunda tutulan duygusal reflekslerle sınırlı kaldığı sürece Özdoğan’a siyasi şiir yakışıyor. İçinde tarih bilinci işleyen şiirlere bugün daha çok ihtiyacımız var kanımca. Onda bilince sızan duyguyla birlikte siyaseti olan şiirlere çalışma potansiyeli var görünüyor.
Öte yandan ‘Seni Sevmemle Trenler Arasında Bir Alaka Yok’ ‘Soru’ ‘Çöp Tenekesindeki Kedi’ ‘Çöl Resimleri’ vb. lirik şiddeti yüksek şiirlerin de sahibidir o. Bu tip davranışları olan şiirlerinde her şeyi kendinde toplayan ‘merkez kalp’ bir ben tasavvuru dikkat çekiyor. Abartılı bir ben tasavvurudur bu ve yolu hep kendine çıkan bir soy idealizasyona kapı açmıştır. Bir nevi bütün yollar şairin şahsiyetini tanımlayan sokağa çıkmaktadır. Bu tip şiirlerinde duygular, psikolojiyle sarmalanmış bedenden gelir ve şiire daha çok soyut tasarılar getirir. İlk izlenimler ise bin türlü etkiyle yoğrulmuş kültürden gelir ve şiire daha çok ön düşünceler getirir. Bu iki durum ya idealizasyona ya da rasyonalizasyona götürür. Yaklaşık olarak olmasını istediğiniz duygu durum ve her şeyi kendiyle eşitleme veya kendi özel durumuyla açıklama şeklinde tarif edebileceğimiz şiirler Özdoğan’ın ‘Kayıp İlanı’nın genel örüntüsünü veriyor diyeceğim. Benzetmeler, kişilik giydirmeler, eşitleme ve koşutluklar, (bilhassa bütün İslam coğrafyasıyla tarihsel kimliğin şairin şahsiyet kartına eşitlenmesi) cümleyi kırparak konuşmalar vs onun kullandığı başlıca tekniklerdir. Aşağıda her iki konuşma biçimine de (siyasi ve lirik) tadımlık kesitler verdim.
‘senin kahkahandaki genişliğe / ve dişlerindeki beyazlığa / kaç ceset sığar bilmiyorum kamala / demokratik bir cevap ver bize sen gülünce şeytan aşık oluyor sana / kahkahan kapatıyor tüm kötülükleri / katliamlara sponsorluk yapıyor / cesaret veriyor katillere…./ senin kahkahan kanıma karışıyor / kalbime dokunuyor kamala / bana fahişeleri katilleri aklama…damarlarımdan nefretle boşalıyor kelimeler’
‘geçmezse kervan / uçmazsa / kuş / kuyu / derinleşiyor / züleyha’nın kalbinde / yusuf’un gözlerinde / ….resimlerin resmi / bütün resimlerden geçip / bir çocuğun gözlerinden / akıyor nil’ ….’ ‘ey yürüdükçe eskiyen adımlarım / annemin duasına karışıyorsun / bir kez daha bir kez daha’ ‘gök yüzüne bakmanın zamanını getirdi trenler / bir uçurtmayla hadi yırtalım bulutları / şimdi isimsiz bir melek ah bir gülümsese / ah sustursa bütün şehri / hangimiz duyacağız yarının şiirini… / iman ettim şair olduğuma / artık utanmayacağım’
Bana öyle geliyor ki şiirine çalışan bir şair Özdoğan. Bir defa dile önem veriyor. İyi şiirin mayalandığı yere aşina olanlar soyundan geldiği anlaşılıyor. Birçok kez ilk duyguların, ilk izlenimlerin etkisinden sıyrılmayı başarabiliyor. Şiiri ona mahsus bilişle bilmeye eğilimli bir şair havası veriyor. Çalışılmış, işlenmiş şiirler veriyor bize. Kapak sırtına asılmış ilanı okudum. Kapak sırtına yani insanın şahsiyet kalesine. ‘Kayıp İlanı’ okunmaya değer diyeceğim.
‘ve ben yeniden şair olmaya
karar verdiğimde
mezar taşlarına
bir kayıp ilanı gibi
yazıldı ismim’












