BELİRLEYİCİ OLAN DERGİLERDİR
Edebiyat internete mi kayıyor?
Mustafa Celep, bir elektronik dergi vesilesiyle sanaliteye olan bakışını, görüşlerini yazdı.
İnternet mi dergiler mi sorusu ciddiyetini muhafaza etmeye devam ediyor. Birçok yazar-bu satırların yazarı da dâhil- dergilerde yayınladıkları edebi ürünleri internet ortamında da paylaşıma açıyorlar. Bu paylaşımın avantajları olduğu gibi dezavantajları da var. Bulundukları yerde yazarın metninin yayınlandığı dergiye ulaşamayan okuyucu, internet imkanı ile yazarın o metnini yayınlandıktan sonra okuyabiliyor, gerekirse yorum yapıyor, sosyal medyada paylaşıyor, link veriyor, e-posta gönderiyor, bloğunda yayınlıyor vs.
Dezavantajları ise metin yayınlandıktan sonra metnin yer aldığı dergi, okuyucu tarafından satın alınma gereği duyulmuyor. Yazarın internetteki yazılarına rahatlıkla ulaşan okurlar ise daha sonra yayınlanan metinlerin bütünlüklü bir hali olan yapıtı yani kitabı alma, kitabı bizatihi somut olarak elleriyle kavrama duygusundan da mahrum oluyorlar. Bu söylediklerimiz e-kitap ve e-dergiler için de geçerli.
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir elektronik dergi [Eleştiriler 01] böylesi düşüncelerin zihnimden sadır olmasına vesile oldu. Suavi Kemal Yazgıç da benzer bir soru yöneltince derli toplu fikirler serdetmek –yine sanal bir ortamda- gereklilik halini aldı.
‘‘Eleştiriler’’ e-dergi, ‘özgür dergi’ mottosuyla çıkıyor. Kitaphaber sitesinin yayın organı. Bilal Can ve arkadaşları Kitaphaber sitesinde yayınladıkları kitap-tanıtım yazılarını elektronik dergi formatında sunuyorlar okura. Görsel açıdan göz alıcı, titiz ve daha çok izlenimci-duygulanımcı yazılardan müteşekkil bir e-dergi Eleştiriler. Şimdilik tek handikapları, yazılarını teorik açıdan desteklemeyişleri, çokluk izlenimci kanaldan bir tanıtım-değini yazmalarıdır.

Geçmişte kuramsal zenginlikle göz dolduran e-dergiler yayınlanmadı değil. Serkan Işın’ın Poetikhertz’i [Fanzin olarak da yayınlandı], Zafer Yalçınpınar’ın P.A.T. , Ahmet Güntan’ın Cehd Dergisi, Göğekin, Perde Fanzin, e-dergi ve fanzin olarak hatırladıklarımdan birkaçı.
Matbuat, yine de soylu duruşuyla tüm ciddiyetini muhafaza ediyor. Çünkü hayatın içinde samimi bir biçimde devinip durmanın, korkusuz ve sahici bir söz alışın ifadesidir dergi. Şair yeteneğini ilk önce dergilerde sınar, hikâyeci dergilerden başlar anlatı yolculuğuna. Denemeci, deneyişinin ihtişamına dergilerde şahit olur. Tümüyle internete taşınmak kabil değildir. İnterneti bir gerçeklik olarak kabul etmek, ama hayatın vurucu, acıtıcı ve sarsıcı gerçeğini ihmal etmeden dengeli bir yayın siyaseti izlemek en doğru, en itidalli bir davranış örneğidir..
Bu durumda artık şunu ifade etmek gerekiyor: İnternetin dergilerin asaletine, onurlu duruşuna bir halel getirdiğini söyleyemeyiz. Çünkü çıkan dergilerin bünyesinde somut olarak bir insan dolayısıyla bir yazar şahsiyeti yer alır, dergilerin sonunu ilan etmek, sanal yani sahte gerçekliğin hükümranlığını kabullenmek anlamına gelir. Maruz kaldığımız sanalite yanıltıcı da olsa bu sanal ve oldukça illüzyonist gerçeği, gündelik hayatımızın birçok alanını işgal eden etkisini ve olumlu-olumsuz tüm yönleriyle muhaberatı kolaylaştıran taraflarıyla görmezden gelemeyiz artık.
Gerçek bir şair, sahici bir yazar, sanaliteye yenik düşmez. İnterneti, bir paylaşım ve duyuru vesilesi kılabiliriz. Zaten olan da budur.
Tüm zamanlarımızı sanaliteye hasretmek de bir hastalık türüdür. İnterneti nasıl kullandığımız ve bizi internetin kullandığına dair ayık bir bilince sahip değilsek, idraksizliğin tavan yaptığı zamanlardayız demekteyiz. Pekâlâ, internet de insanı kullanabilir. İşte orada sanalitenin egemenliğinden bahsedilir. Orada bilinç sanal bir bilinç, ilişkiler de sanal ilişkilerdir.
Sahici olan, dergiler ile internet arasındaki muvazene noktasını denge ve istikrar adına sağlıklı bir işleyişle ciddi ve asli olanla irtibatı koparmadan tesis etmektir.
Burada ciddiyet ve asliyet, gerçek hayatın yani dergilerin somut gerçekliğini ıskalamadan internetin muhaberata yönelik imkânlarından faydalanmaktır.
Belirleyici nedir diye soracak olursanız, belirleyici olan dergilerdir. Dergiler olmaya devam edecek.
Mustafa Celep yazdı
[Dünya Bizim, 2012]
[haberedebiyat.com, 2025]


















2012’de Dünya Bizim’e bir soruşturma cevabı yazmıştım. Geçen 14 yıllık süreçte, dergilerdeki nitelik düşüklüğü, kendilerine tâbi olmayanları dışlamaları, gruplaşmalar, klikleşmeler, Covid 19’la gelen dijital devrim, Fayrap’ın kapanması, şairlerle olan küsüşmeler, ayrılmalar, kopuşlar, sosyal medyadaki yaptığım polemikler karşısında şair diye bildiklerimizin küfür dolu hakaretleri, kibirli çokbilmişlikler, tartışmalar, linkteki yazının artık geçerliliğinin kalmadığını bana gösterdi.
haberedebiyat.com böyle iyi devam ediyor. Matbuattaki birçok süreli yayından daha fazla avantajları var. Dergi editöründen onay beklentisi içinde veya ruh halinde değiliz. Serbest kürsü. Temellendirerek dilediğini yaz, eleştir, yerden yere vur. Vur ama vurunca ses çıksın. Kimseden korkumuz yok. Bir edebiyat çetesinin, bir şair ağabeyin ayar çekmelerine kapalıyız. Serbestiz. Ama bir şeyle mukayyetiz. Kibre karşı kibir. Temel şiarımız budur. Büyük büyük yayınevilerinin, büyük büyük dergilerin ve editörlerinin onayını beklemiyoruz. Yaz ve yayınla. Çünkü sözümüz var: Edebiyatı, şiiri ciddiye alıyoruz.
Kim kaldı şimdi benim gibi böyle düşünen? Sosyal medyada hangi derginin paylaşamını beğenirsen o derginin sayfaları açık sana. Biz böyle omurgasızlıklardan uzağız. Gerektiğinde kontrolsüz eleştirel öfke, gerektiğinde saygı duyulması gerekenlere yazınsal bir saygı duruşu. Serbestiz.
Türkiye’de “bağımsız” olduğunu iddia eden her yazar-şair böyle hareket etmeli. Kendine güveniyorsa ama. Olabildiğince özgür. Kısıtlamalardan uzak. Vesayetten uzak. Sizleri de bekleriz; cesaretin varsa şayet. Yok ise edebi eleştiriyi dışlayan dergilere yazmaya devam edebilirsin. Ancak karşılarında birkaç takla atman gerekiyor. Bizde numara yok. Ne ise o olarak yazabilirsin. Şuracıkta iletişim bilgilerimiz mevcuttur: haberedebiyat54@gmail.com
Öyleyse çınlasın davullar! Ateş bandoları! Hurra!