Ana Sayfa Ali Celep Arşivi Ali Celep, Sezai Karakoç’un “Rubailer” Adlı Şiiri Üzerine Yazdı…

Ali Celep, Sezai Karakoç’un “Rubailer” Adlı Şiiri Üzerine Yazdı…

55
0
Yazı İçi

ALİ CELEP

SEZAİ KARAKOÇ’UN ‘RUBAİLER’ ADLI ŞİİRİ ÜZERİNE

‘Çocuklar bana kalırsa yoklar

Yok çocuk falan yok öyle bir şey

Hayal edilmiş ekler olacaklar

Ailelerin melankolileri için’

Sezai Karakoç’un 1961 Haziranı’nda yazdığı bir şiir ‘Rubailer’

Başlık rubai fakat dünkü şiirin uzantısı değil, o biçimde değil yani.

Dünkü şiirin biçimini serbest düzende, yeni bir özle kurcalama çabası görülüyor.

Uyaklarla dünkü şiire olan saygısını ihmal etmemiş, ama ‘çağın rubaisi bir başka yazılmalı’ mesajı açık.

Gelenekten gelen sesin şairin yakasını bırakmadığı da.

Meğerki özün organizasyonu çağdaş nitelikler taşısın. 

Açık olan bir başka güzellik, bu şiirin, günlük konuşma formunda yazılmış en etkili performanslardan biri olması, kanımca.

Diyeceğim teknik ihtişamı, bahsi diğer.

Şiirin bir altın oranı varsa, ‘Rubailer’ bulmuş onu.

Öyle dirimsel bir şiir.

Dirimselliği içimize, bu demektir ki yaşamın özüne bırakan merkezi sözcük yabancımız değil: Çocuklar.

Çocuklar da diyeceğim, şairin gönül dünyasını, şiirinin peşini hiç bırakmamış.

Şiir, çocukları mevcut alışılagelmiş, basit ve genel geçer konumlarından çıkarmakla işe başlamış.

Güdülü algı düzenini yok ederek, görünüşte öznel fakat gerçeklik katındaki yeri bakımından nesnel saptamalar içeren kesinlikle devam etmiş.

Sonunda varlık yokluk meselesini yaşamın içinde ikna edici bir temele oturtacak şekilde, ne aşırı duygusallık anaforuna, ne abartılı düşüncelilik zaaflarına kapılmadan ele almayı başarmış.

Başarının çarpıcılığı, çocuklara ilişkin iddialarından değil, ölüm gibi metafizik etkisi yoğun bir olguyu, yaşamın dinamik yapısı içinde, çocukların etrafında çember çevirdiği bir oyunun parçası haline getirmesinden doğuyor.

Çember çeviren çocukları izlerken ölme arzusu, muhteşem bir var oluş senaryosu, bir başka deyişle, çocukların getirdiği dirimsel özle yaşamı yeniden yapılandırmak değil midir?

Sonunda kendi ölüm tarzını çocukların oyunuyla birlikte düşünebilecek kadar güzel bir soyutlama çıkmış ortaya.

Bu soyutlamayı daha da zenginleştiren, tabloyu/kurguyu tamamlayan sözcük de her zaman olduğu gibi yine yardıma koşmuş: anne.

Anne, çocuk, ölüm sözcüklerinin onun birçok şiirinde sıklıkla kullanımından anlaşılan o ki, şair, bu dünya öteki dünya istikametinde kendi biricik varlığını anlayıp konumlandırmada bu sözcüklerin geçişli özelliklerinden yararlanmak arzusundadır.

Bu sözcüklerin çağrıştırdığı mana alanı, duygu düşünce yaşam pratiği planında doğru ilişkiler ağı kurulduğunda, insan ruhuna irtifa kazandırır.

Bu sözcüklerle insanın mana âleminde başlayan irtifa, içinde yaşadığımız dünyadan varacağımız dünyaya doğrudur.

Daha düşük bir yerden, daha yüksek bir dünyaya doğru gelişim göstermeye eğilimli bir kişilik kazanımında anne ve çocuğun kendiliğinden üstlendiği rol manevi içeriklidir.

Şiirde çocukların bir başına varlık sahnesindeki yerinin yok sayılması, ebeveynlerinin duygusal ve düşünsel uzantısı olarak tanımlanması, ‘Yapı Aralıkları’ adlı şiirindeki çocuklara seslenişle bağlantılı düşünülürse, pedagojik açıdan bir başka doğru yaklaşımla desteklenmiş görüşe ulaşmış oluruz.

Anne babanın kendi duygu ve durumlarının uzantısı çocukların bir ‘varlık’ olarak tanınmaması, bir şeyin gerçek varlığının dışarıdan görünüşle değil, içten hissedişle belirginlik kazanabileceği bilgisi, şiirin ilk parçasından aldığımız öğretici bir derstir.

İkinci dörtlükte Türkiye’nin siyasal geçmişindeki bazı uygulamaların içtimai bir uzantısı olarak geçen ‘şapka’ sözcüğünün olası çağrışımları, çocuğun burada acı tatlı hatıraları derleyip toplayıcı denge unsuru olarak rol aldığını düşündürüyor.

Çocukların bir oyun olarak dünyayı yaşama biçimleri ile büyüklerin dünyada bir oyun oyalamaca mantığı içinde yer alışları arasında, çocuklardan yana gerçekleşen pratik işlev de dikkat çekici.

Saf, yalın, basit, hesapsız, çıkarsız yaşama niyeti mi var, çocuklar bu niyetin amele yansıyacağı kullanışlı malzemelerdir.

Son dörtlükteki şairin kendi ölümünü düşlediği senaryo ile birlikte, böylece çok iyi bir şiirin duygusal (kendine eğilen) düşünsel (topluma eğilen) törel (metafizik boyuta eğilen) eğitimsel (pedagojiye eğilen) formel (yeni biçime eğilen) boyutlarıyla bir çok niteliği güncel konuşma dilinde derinlikle ele alabilecek seviyede en güzel örneklerinden birini daha Sezai Karakoç’tan okuduğumuzu kabul edelim.

Rubailer kanımca en çok da çocuk psikolojisi biliminin çakralarını açan ve çocuk, yaşam, oyun, ölüm arasında iç içe geçmiş anlam ilişkileriyle metafizik kavrayışa getirdiği yeni açılımlarla dikkat çeken ve üzerinde daha çok düşünmeye değer bir şiir.

Şimdilik bunları söylemek istedim.

‘Doktor istemem Annem gelsin

Yataklar denize atılsın

Çocuklar çember çevirsin

Ölürken böyle istiyorum’

[2021, Elestirel.net]

Yazı İçi