ÖZGÜRLÜĞÜN SEMBOLÜ
NUR SULTAN TURHAN
Mevsim kış. Dışarıda soğuk bir ayaz var. Mevsim kış, şimdi göç etmek zamanı. Gurbeti yaşar kuşlar. Kışın sıcak bölgelere göç etmek durumundadırlar. Kolay değildir ki bu meşakkatli yolculuk. Alıştığı, yaşadığı diyarı terk etmek, hayatını sürdürmek için, huzuru bulmak, rızkını temin etmek için göç ederler gurbet kuşları. Çilekeş dünyada sıkıntılarla mücadele ederler, yaşam savaşı verirler. Göçerler, göçmen kuşları. Diyar diyar gezerler, dünyayı dolaşırlar. Kim bilir neler keşfetmişlerdir, sormak gerek göçmen kuşlarına. Acaba aradıklarını buluyorlar mı dünyada, istedikleri için mi, yoksa zaruretten mi göç ediyorlar? Gidenler memnun mu ki yerinden, yoksa geri doğup büyüdükleri topraklara geri mi dönmek isterler. Göç ettikleri için olsa gerek, göçmen kuşları diye isimlendirilmişler. Bilir ki gurbet kuşları, huzura açılan kapıda iman var. İmansız hayat, pusulasız bir şekilde gemiyle denizde yolculuk etmeye benzer. Pusula, yani iman olmazsa kişi gideceği yeri bilmez. İmansız hidayete erişemez. İlahi aşkın bilincine varamaz.
Güneş balçıkla sıvanmaz ki… Her karanlığın ardında ışık vardır. Her gecenin sabahında güneş yeniden doğar. Mevsim kış olunca gurbeti yaşar kuşlar. Bilir ki her sıkıntıdan sonra rahatlık vardır. Göç ettiği yerlerde dürüstlüğün, ahlakın, adaletin, sembolüdür gurbet kuşları. Yalnız olmadıklarının, sahiplerinin Allah olduğunun, dünyaya gelen her canlının rızkını Allah’ın verdiğinin bilincinde ve şuurundadırlar. Dünyanın fani olduğunu, dünya hayatının bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu idrak ederler. Gerçek şudur ki her kışın ardında bir bahar vardır. Rahmet yağmuruyla ıslanan toprakta bereket vardır. Her bahar da çiçekler açar, kokusunu içinde saklamaz çiçekler. Çiçekler kokularını dışarıya verirler.
Oysa kışın kefenini giymiş kâinat ölümü hatırlatır. Bahar mevsiminde kâinat dirilişi temsil eder. Bilir ki gurbet kuşları dünya süslü yalanlardan ibaret. Asıl ebedi yurt, yaşanacak hayat ahiret hayatıdır. İnançlıdır, gurbet kuşları. Özgürlüğün sembolüdür gurbet kuşları. İlahi aşkın verdiği haz ve niyazla gökleri dolaşır deveran eder. Mahzun gönülle âlemi seyre dalar gurbet kuşları. İç dünyasında fırtınalar kopar. Belalara, musibetlere sabreder. Bilir ki sabrın sonu selamettir. Ruhları dünyevi sıkıntılardan bunaldığında, hedefine ulaşamayıp hayal kırıklığı yaşadığında hüsrana uğrarlar. Ama sabretmek zorundadırlar. İsyana, vesveseye, nefislerine fırsat vermemelidirler. Azimli ve çalışkandır gurbet kuşları. Ömür bir sermayedir, günden güne tükeniyor. Her gün eksiliyor, bir yaprak daha kopuyor takvimden.
Gurbeti yaşamak kolay değildir. Uzun mesafeler kat ederler. Dünya hayatı bir serüven ve maceralarla geçmiştir. Dünya bir misafirhanedir. Ömürlerinde meşakkatli, zor günler yaşamışlardır. Yolculuk devam eder yaşadıkları sürece. Gönüller mahzun, bedenler yorgun düşmüştür. Yolculuk esnasında açlık, susuzluk çektiği zamanlar da olmuştur tabi. Vakit dinlenme vakti. Gurbet kuşu arkadaşlarıyla konaklayacakları, dinlenecekleri bir yer ararlar. Uçmaya, kanat çırpmaya yorgunluktan mecalleri kalmamıştır. Dinlenecekleri bir ağaç kovuğu bulup, yorgunluklarını giderirler. Açlık ve susuzluklarını giderip, uçmak için, hayata yeniden kanat çırpmak için sığındıkları mekânda güç toplamaya çalışırlar. Her şeye rağmen hayat devam ediyor. Hiç umutlarını yitirmemişler, mücadele ettikleri hayat yolunda ayakta kalmayı başarmışlardır. Her zaman içlerinde Allah aşkı var olmuş, dillerinden zikri, niyazı bırakmamışlardır.
Göç ettikleri yerlere umut dağıtmışlar. Özgürlüğe doğru adım adım ilerler gurbet kuşları. Çölleşmeye maruz kalmış gönülleri imanla cennet bahçesine dönüştürmüşler. Nasıl ki susuz bitki yaşayamaz. İmansız insan da yaşayamaz. İnsanın çıktığı hayat yolculuğunda Kur’ an en büyük kılavuzluk etmiş, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ‘ de önderlik etmiş, insana en güzel ahlak abidesi olmanın örneğini sunmuştur. Cennete yolculukta inananların yol arkadaşı olup, musibetlere, belalara sabredip, İslam’ı dünyanın dört bir tarafına yayarak âlemi bir güneş gibi aydınlatmıştır. Hz. Peygamber (S.A.V). Zorluklara göğüs gerip, mücadelesinden, davasından dönmeyip, islamla ve imanla tüm insanlığı hürriyetlerine kavuşturmuşlar, özgürlüğün, adaletin, sabrın en güzel timsali olmuştur. Hayat bir akarsu gibi akar gider. İman adeta bir su gibi, bir menba gibi insanlara hayat kaynağı olur. Su akar yolunu bulur. İnsan da imanla yolunu bulur. Peygamberimiz (S.A.V) ‘in insanlığa miras olarak bıraktığı Kur’ an ve Sünnet-i Seniyye’ye yapışırlarsa, emanetleri muhafaza ederlerse kurtuluşa ereceklerdir. Nefislerinin esiri olmayıp, Allah’a kulluk ederlerse cenneti kazananlardan olurlar. İnsan da çıktığı ebediyet yolculuğunda imanını artırıp, inandığı gibi yaşar, inançlı insanları dost edinirse, doğruluktan ayrılmazsa, hak yol İslam deyip, özgürlüğün sembolü olmaya devam edecektir.
















