Ana Sayfa Deneme Yazıları Annelik | Aylin Özgür

Annelik | Aylin Özgür

18
0

ANNELİK | AYLİN ÖZGÜR

Annelik bir güne sığdırılacak kadar küçük bir şey değildir.
Bir çiçeğin, birkaç güzel sözün ya da yılda bir kez edilen bir telefonun içine sığmaz.
Annelik; ömür boyu süren bir sevginin, tükenmek bilmeyen fedakârlığın ve hiç dinmeyen endişenin adıdır.

Bir anne, evladını sadece doğurduğu gün anne olmaz.
Her gün yeniden anne olur.
Gece uykusunda bile kulağı sizdedir onun.
Sesinizdeki kırgınlığı, sustuğunuzdaki derdi, “iyiyim” derken gizlediğiniz yorgunluğu hisseder.
Çünkü anneler bazen konuşmadan da duyar.

Ama ne gariptir ki; en çok da anneler unutulur.
Herkesin yükünü taşıyan o kadın, bir gün kendi yorgunluğunu anlatacak olsa çoğu zaman dinleyen bulamaz.
Herkes ondan güçlü olmasını bekler.
Ayakta kalmasını…
Sabretmesini…
Affetmesini…
Anlamasını…

Oysa o da insandır.
Kırılır.
Üzülür.
Bekler.
Hem de çok bekler.

Bazı evlatlar vardır; aylarca aramaz annesini.
Sonra Anneler Günü gelince bir mesajla vicdanını susturmaya çalışır.
Oysa bir annenin en büyük hediyesi pahalı sözler değil, içten gelen bir “Nasılsın anne?” sorusudur.
Çünkü anne, en çok da meraktan yorulur.
“Başına bir şey mi geldi?” endişesiyle…
“Sesi neden buruk çıktı?” düşüncesiyle…
“Ben yanlış ne yaptım?” vicdanıyla…

Belki annenize kızdınız.
Belki sizi anlamadığını düşündünüz.
Belki bazı eksiklerini yıllarca içinizde büyüttünüz.
Ama unutmayın; anneler de hata yapabilir.
Çünkü onlar da kusursuz değil, sadece çok seven insanlardır.

Belki sizi fazla güçlü sandı.
“İyidir benim evladım” diyerek kendi yorgunluğunu geri plana itti.
Belki kendini ihmal etti sizi büyütürken.
Kendi hayallerini susturdu, sizin hayalleriniz konuşsun diye.

Peki siz hiç sordunuz mu ona:
“Anne, sen iyi misin?”

Çoğu zaman sormadınız.
Çünkü o hep iyi olmak zorundaydı.
Evi toparlayan, herkesi düşünen, hastalanınca bile mutfağa giren, canı yansa da belli etmeyen oydu.
Kendine ayıracak zamanı olmadı belki ama size hep vakti vardı.

Bir annenin sevgisi sessizdir çoğu zaman.
Gösterişsizdir.
Bir tabak sıcak yemekte saklıdır bazen.
Kış gelsin de üşümesin diye çantaya konulan tarhanada…
“Yedin mi?” diye sorulan kısa bir cümlede…
Kapıdan çıkarken arkanızdan edilen duada…

Siz büyürken o eksildi belki de.
Ama bunu hiç söylemedi.

Ne garip değil mi?
Restoranda en güzel yemekleri yeseniz bile bir yerde annenizin el lezzetini arıyorsunuz.
Ama bir zamanlar çantanıza koyduğu o tarhanaya burun kıvırabiliyorsunuz.

Anneler alışıyor sanıyorsunuz bazen.
Susmasına aldanıyorsunuz.
Oysa bir anne unutmaz; sadece içine atar.

Bugün kim bilir kaç anne, evladından gelecek küçücük bir sesi bekliyor…
Kaçı “yoğundur” diye kendini avutuyor…
Kaçı kırgınlığını belli etmeden gülümsüyor…

Anne…
Dört harften oluşan bir kelime sadece.
Ama içine bir ömür sığıyor.

Bu yüzden anneleri sadece bir güne değil, bir ömre sığdırın.
Onları görev gibi değil, gönül gibi sevin.
Çünkü bir gün o ses sustuğunda, insan en çok “Keşke biraz daha konuşsaydım…” cümlesiyle baş başa kalıyor.

Tüm annelerin, yüreğinde annelik taşıyan kadınların; ablaların, halaların, teyzelerin Anneler Günü kutlu olsun.
Ve unutmayın…
Her annenin içinde, kırılmasına rağmen tükenmeyen bir umut vardır.