Trabzon’da Bir Sokak, İki Şehrin Kaderi | Amasya Camii Sokak’ın Akılalmaz Hikayesi!
Bugünün dijital harita sistemlerinin en büyük eksiği, köklü şehirleri ve onların barındırdığı tarihi katmanları yalnızca ruhsuz birer koordinat çizgisinden ibaret görmesidir. Herhangi bir arama motorunda “Amasya Camii Sokak” diye arattığınızda karşınıza çıkan görüntüsüz lokasyonu, aslında şehir hafızasının dijital bir unutkanlığa nasıl kurban gittiğinin en açık delilidir. Trabzon Ortahisar’ın tam kalbindeki bu dar geçit, veri tabanlarının ve adres bilgilerinin çok ötesinde, 560 yıllık köklü bir nüfus yerleştirme politikasının suskun şahididir.
1461 yılındaki fethin ardından Fatih Sultan Mehmet’in karşılaştığı en büyük mesele, askeri zafer kazanmaktan ziyade kentin nüfus yapısını sağlamlaştırmaktı. Surlar içindeki Trabzon, o dönem bütünüyle Hristiyan bir nüfusa sahipti ve kentin Osmanlı devlet düzenine bağlanması için acil bir güvenlik çemberi oluşturulması şarttı. Devlet aklı, bu kritik güvenlik ve nüfus hamlesi için sıradan bir bölgeyi değil; Osmanlı idaresinin ve devlet geleneğinin en önemli okulu olan, şehzadelerin tahta hazırlandığı Amasya’yı seçti.
Amasya’yı Karadeniz bölgesinden ayrı tutmaya çalışan zamansız ve dayanaksız yorumlar, dönemin tarihi belgeleri ve arşiv kayıtları karşısında erimeye mahkumdur. Amasya, imparatorluğun Karadeniz’deki idari ve askeri omurgasını meydana getirmiştir. Trabzon Kalesi gibi korunması son derece zor bir kalenin, iç kısımdaki en kritik savunma hattının bizzat Amasyalılara bırakılması asla tesadüfi bir seçim değildir. Nitekim 1486 tarihli ilk resmi Trabzon Tahrir Defteri (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, TT 828), bu tezi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belgeler. İlgili arşiv kayıtlarında, bizzat padişah fermanıyla Amasya’dan getirtilen 31 hanenin iç kalede kentin ilk Türk mahallesini, yani “Mescid-i Amasya Mahallesi”ni kurduğu açıkça yazılıdır. Dolayısıyla Amasya topluluğu, Trabzon için sonradan eklenmiş geçici bir grup değil, şehrin Türk-İslam kimliğinin asli ve kurucu iradesidir.
Modern dönemin şehir kültürünü yalnızca yeme-içme unsurlarına, mutfak tüketimine veya dar bir damak zevkine indirgeyen medeniyetlerin tarihi derinliğini kavramaktan uzaktır. Anadolu’nun çeşitli şehirlerindeki gelişmiş yeme-içme kültürü sosyolojik bir zenginlik ve bir renk olarak kabul edilebilir; ancak bir şehrin asıl tarihi ağırlığı ve devlet içindeki büyüklüğü kebap şişleriyle tartılamaz. Amasya; Osmanlı tahtına dünyayı yöneten padişahlar göndermiş, Amasya Tamimi ile modern Türkiye’nin bağımsızlık bildirisini kaleme almış ve Trabzon’un kültürel ve nüfus yapısını bizzat kurmuş bir asalet merkezidir. Yalnızca mideyi doyuran şehirlerin yerel ufkuyla, devlete ve tarihe yön veren bir merkezin büyük vazifesini bir tutmak en büyük entelektüel körlüktür.Sokağın bugünkü yapısı incelendiğinde ise derin bir tarihi kayıp göze çarpar. Mahalleye ilk kimliğini veren, tarihi kayıtlarda Çifte Hamam’ın hemen yanında bulunduğu açıkça belirtilen orijinal Amasya Camii (Amasya Mescidi) ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır. Hatalı imar kararları ve şehirleşme ihmalleri yüzünden ortadan kalkan bu ilk ibadethaneden geriye yalnızca temel kalıntıları kalmıştır. Bu durum; İstanbul, Bursa veya Konya gibi eski başkentlerde yol genişletme bahaneleriyle yok edilen yüzlerce Osmanlı mescidinin acı kaderiyle tam bir benzerlik gösterir.
Ancak fiziki yapı silinmiş olsa da sokağın iç surlara paralel uzanan, dönemsel savunma taktiklerine uygun dar yapısı ve yanı başındaki Trabzon Basın Tarihi Müzesi ile kurduğu bağ, o kurucu neslin kültürel imzasını yaşatmaya devam etmektedir. Trabzon Ortahisar’daki Amasya Camii Sokak; taşları sökülmüş, camisi yıkılmış olsa dahi hafızası silinmeyen, Fatih Sultan Mehmet’in büyük fikirlerinin ve Amasya’nın bu bölgedeki sarsılmaz mührünün 560 yıllık anıtı olarak gönüllerde, sokak hatlarında ve devlet arşivlerinde dimdik ayaktadır.
TUNAHAN HAKSEVER












