Ana Sayfa Sinema-Müzik Ev Hâli | Kenan Subaşı

Ev Hâli | Kenan Subaşı

45
0

EV HÂLİ  – Kenan Subaşı

(Oyun / Perde 3)

CENGİZ – (Belli değil)

SİMGE – (Belli değil)

(GÜN / İÇ / BİR EV)


[

(Cengiz, salondan, kızları Bahar’ın odasına gider. On dakikadır odadadır. Simge, Cengiz’i merak eder ve odanın kapısının önüne gelir.)

SİMGE – (Oda kapısının kilitli olduğunu görür. Başını kapıya, odadan ses geliyor mu diye yanaştırır.) Cengiz! Kapıyı açar mısın? Ne yapıyorsun kendi kendine?

CENGİZ – !

SİMGE – (Odanın kapısını zorlar.) Cengiz! Canım! Seni son günlerde hiç iyi görmüyorum! Kendini niye kilitliyorsun? Ses ver! Endişeleniyorum!

CENGİZ – Birazdan geliyorum! Bi’şeyim yok!

SİMGE – İnanamıyorum ya! Bi’şey oldu diye ödüm koptu! Ha’di, bekletme beni!

(Simge, salona gelir, kumandayla televizyonu açar, koltukta korkmuş, öfkeli bir şekilde kanallardan kanallara sörf yapar. beş dakika sonra Cengiz, kollarını iki yana açmış, biraz tebessüm ederek salona gelir.)

CENGİZ – Vay! Topra’am! N’ettin? (Güler.)

SİMGE – Hiç komik değil, Cengiz! Tuhaf tuhaf davranma! Ne yapıyo’dun odada?

CENGİZ – Bi’şeyim yok, dedim ya!

SİMGE – Şimdi de Budist mi oldun? İnzivaya mı çekildin? Az kaldı 112’yi arayacaktım!

CENGİZ – Hehehehe! Beni itfaiyeciler bile çıkaramazdı!

SİMGE – (Kızgın bir şekilde Cengiz’in taklidini yapar) – Hehehehe!

CENGİZ – (Simge’nin yanına oturmak için hamle yapar.) Ya biraz yalnız kalmak istedim, ne var bunda? (Simge’nin yanına oturur.)

SİMGE – Odada ses, seda yok, ışık da kapalı! N’apıyo’sun haberim yok! N’oldu bu adama? İntihar mı etti, uyuşturucu mu alıyor? Neler gelmedi ki aklıma!

CENGİZ – Ben seninle dün mü tanıştım, Simge? Öyle bir adamla niye aynı evdesin? Asıl komik olan sensin!

SİMGE – Cengiz! Bak! Hayatı benimle paylaşmıyorsun, farkında mısın? Kendince bir dünya kurmuşsun… Beni aldatıyor musun, yosmanın birini bulmuşsun da yazışıyor musun? Bunların hiçbirini bilmiyorum! Endişelenmem normal değil mi?

CENGİZ – Ya biz seninle emekli maaşı kuyruğunda mı yaşıyoruz? Kaç yıldır evliyiz. Bunları yapacak tıynette biri miyim ben?

SİMGE – Hıh! Sizin cins biraz tuhaf, her şey beklenir!

CENGİZ – Sizin cins de hep tanrıça ya! Güzellik dağıtıyorsunuz, sex dağıtıyorsunuz!

(İkisi de televizyona bakar, otuz saniye sessizlik olur.)

SİMGE – İş yerinde sorun mu oldu? Birileriyle problemin mi var?

CENGİZ – (Televizyona bakar.)

SİMGE – Niye yalnızlığı tercih ediyorsun? Ben ne güne duruyorum? Beni şişme kadın mı sanıyorsun? (On saniye Cengiz’in yüzüne bakar, sonra yüzünü televizyona çevirir.)

(Otuz saniye sessizlik olur. İkisi de televizyona bakar.)

CENGİZ – İnsan bazen herkesten, her şeyden kaçmak ister…

SİMGE – !

CENGİZ – Anne, baba, eş, çoluk çocuk… Hiçbiri onu anlayamaz. Çok sıkılmıştım, Simge! Sanki göğsüme biri oturmuştu! Odaya yürüdüm, bir kitap okumak istedim. Raflara bakarken gözüme albüm ilişti, rastgele açtım, bir de baktım ki Hasan! İlkokulda yan yana fotoğrafımız var, henüz sekiz yaşındayız… Yetimdi! Okula teyzesiyle gelip giderdi. Sınıftan bir kızı sevmişti, kız ona hiç yüz vermedi! Onu yıllar sonra yolda gördüm! Elinde bali poşeti… Şimdi nerede, ne yapıyor bilmiyorum… Belki de ölmüştür…

SİMGE – (Cengiz’in yüzüne bakar.)

CENGİZ – (Televizyona bakar.) Sonra odanın kapısını kilitledim… Elimde albüm, Bahar’ın ranzasına uzandım, sayfalara dalıp gittim… Fotoğraflar arasında kayboldum, Simge… Bu yaşıma geldim, ömrümün ne kadarı kaldı bilmiyorum… O fotoğraflar… (Gözleri dolar.) Bir okul bahçesi, bir park, bir deniz kenarı, bir düğün salonu… Onlar… Onlar benden bir şeyler!

SİMGE – (Televizyona bakar.)

CENGİZ – Sonra sen geldin! Çağırsam gelmezsin ya! Sen geldin o ara…

SİMGE – !

CENGİZ – Bazen yalnız kalmak gerekiyor… Geriye bakmak, bir şeylerin bittiğini söylüyor… İyi… Kötü… Acı… Tatlı… Kırmızı… Mor…

SİMGE – (Cengiz’in yüzüne bakar.) Beni çağırabilirdin! O albümde benim de fotoğraflarım var!

CENGİZ – (Simge’nin yüzüne bakar.) Sen benim gördüklerimi göremezdin, Simge! Bana ait bir şeyler onlar!

SİMGE – Melankoliksin, Cengiz! Yalnızsın! Allah kahretmesin beni! Sana kadınlık yapamamışım! (Koltuktan kalkar, salondan dışarı çıkmak için yürür.)

CENGİZ – (Televizyona bakar.)

SİMGE – !

CENGİZ – !

]

Fotoğraf : Bir gün, Eyüp’e gittim; İstiklal Marşı Derneği’nden, İsmet Özel’in ”Kırk Hadis” adlı kitabını satın almak istedim… ”Osmanlıca” ya da ”eski Türkçe” dedikleri, aslında ”eskimez, asıl, Kur’an harflerinden oluşan” yazıyla/lisanla neşrolmuş kitabı satın almak, o yazıyı okuyarak aslıma rücû etmek niyeti taşıyordum… Eyüp’ün ara sokaklarındaydım, derneğe yaklaşık 1 km. kala mütevazı bir kafe gördüm, sokağa açılan bir alanı vardı, Ali Şentürk (Afrikalı Ali, Kral FM radyocularından, oyuncu, İHH gönüllüsü) de oradaydı, kafeye girdim, selam verdim, kendisinin sıkı bir hayranı olduğumu, Kral FM’nin eski bir dinleyicisi olduğumu, mesela Kral FM’nin organize ettiği Gülhane Parkı’ndaki Hakan Taşıyan konserine gittiğimi söyledim.. Çok şey konuştuk… Zaman çok çabuk geçti… Çay parasını da bana ödetmek istemedi… Fotoğrafı yaymak için kendisinden izin de aldım… Hoş bir anıydı…