ALİ CELEP
MAMGER ŞİİRİ ÜZERİNE
4.
‘Kaf Dağı’ndan Sin’
‘hele ben yazayım da siz dinleyin / işinizden sıkıldım
içinizden / arabalarınızdan sıkıldım / tatillerinizden / bitmek bilmeyen kibrinizden sıkıldım partinizden / liderinizden sıkıldım / her şeyi bilen alimlerinizden
okus pokus formülleriniz / her derde şifa kürleriniz / sıkıldım işte üç noktalı hem de halleriniz / sıkıldım ulan / üzerime gelmeyiniz / bir sin var elimde kaf dağından / tiril tiril tiriniz’
Eğer Mamger şiirinin büyük ölçüde ‘göndermeler’ ve ‘anıştırmalarla’ iş gördüğü bilgisini bir şekilde edindiyseniz ve bu kazanıma ‘alışılmadık duyguların araştırılması’ dedikleri poetik etkinliği ilave ederseniz aşağı yukarı bir Mamger şiiriyle karşılaşma olasılığınız yüksek olacaktır. Bu yoldan hatta şiirinin başlığını bile tahmin etmeniz olasıdır. Çünkü Mamger, şiirin söylediği şeyle ‘dilin kendisi olarak deneyimlediği şeyi’ ayrı gayrı görmeden yazmayı seviyor. Bu yoldan hem söyleyeceği şeyi anlaşılır kılmaya çalışıyor hem de dilin kendisini yalın bir biçimde tecrübe etmenin bir yöntemini kurmuş oluyor. Böylece hem herkesin bir parça anlayabileceği hem de ancak sıkı bir şiir okurunun ayırdına varabileceği nüanslarla yüklü bir anlatıma varmayı umuyor. Aşağıda okuyacağınız ‘Basit Adam’ adlı şiiri, söyleyiş tekniği yanıyla Üçler’den Orhan Veli eli değmiş izlenimi veriyor. Bu izlenimi hemen bütün şiirlerinden edinmek mümkün: Yalın, duru, sade, garazsız ivazsız konuşmak. Basit gibi görünür bu teknikte şiir kurmak. Bizim Yunus’ta en yetkin örneklerini gördüğümüz bu teknikte yüzeydeki sade ve duru söyleyişe anlatılması güç ve yüksek bir duygu durum akışı eşlik eder. Şiir kendi dünyasını en yalın biçimde sunarken kendi dünyasını kuran şartlar alışılmadık duyguların eseri olarak ortaya çıkar. Bunu ben de derim dediğinizde sadece hiçbir şey diyemez duruma düşme tecrübesi yaşayabileceğiniz gibi yutkunmak zorunda bile kalabilirsiniz. Mamger işte bu ‘yutkunma anlarını’ okurdan hiçbir karşılık beklemeden tutkuyla verebilmeyi başarmış bir şairdir. Onda anlaşılmaz, kapalı görünen duygu parçacıkları bile ancak okurun da yutkunmak zorunda kaldığı anlarda bir anlama kavuşacaktır. Bu anlama açıklığı ya okuduğunuz şiirde ya da bir başka şiirinde olabilir. Çünkü nihayet onun şiirleri birbirini tefsir eden diğer şiirlerin zincirleme tek bir şiiri kurmak üzere örgütlü bir çalışmanın ürünüdür. Mesela ‘Kaf Dağı’ndan Sin’ adlı şiiri ‘ben diyeyim siz işitin’ diye başlasa klişe bir başlangıç cümlesi olurdu. Mamger duyuları karıştırarak, Beethoven’ın gözle duyuşa, kulakla görüşe daveti gibi ‘ben yazayım siz işitin’ diyerek söz alıyor. Böylece çalışarak duyularını körleştiren modern insanın algı dünyasına dikkat çekiyor. Gerçekten de yaşadığımız gerçeksiz ilişkilerle örülü modern zamanları boş beleş dolduranlara reddiye olarak okunabilecek bu şiir ilk okuyuşta ve görünüşte ‘bathos’ etkisi verir gibi oluyor. Üslup düşük gibi görünürken anlatılmak istenen yüksek gerçekler şaşırtıcı bir etki uyandırıyor. Mamger’in ben dilini belirleyen ‘sıkıldım’ sözcüğü esasen herkesin sıkılması gereken şeylerden kurulu dünyadan kurtuluşa çağrı niteliği taşıyor. Bu çağrının karşılık bulmadığını söylemek bile fazla. Böyle olunca dile şiddet uygulamak bir zorunluluk halini alıyor ki Mamger şiiriyle bunu yapmak istiyor. Sin kaflı küfür, boktan yaşam ilişkileri, cıvık, yapay, boş beklentilerin belirlediği modern günlük görüntüler başka nasıl sıkı bir ‘la’ / ‘ret’ ile anlatılabilir. Elif Bâ’daki kaf harfi ile sin harfini, sinli kaflı konuşmadan, şaire Kaf Dağı kadar uzak ilişki ağlarına gönderme yaparak başka nasıl buluşturabiliriz. İşte Mamger şiiri bu, bir şekilde şiirinin ‘zahiri’ kadrosunu bathosçu bir yapıda kurarken ‘batınî’ kadrosunu apaçık gerçeklerle çatabiliyor.
Öte yandan şiir Bakara Suresi’nin 18. ayetiyle Kâfirun suresinin bir nevi poetik tefsiri olarak da başka bir açıyla okunabilir. Bu bahse sonraki konuşmamızda devam edelim.
‘basit bir adamım ben / sıradan bir seyrim var / aynı yerde yemek yer / aynı kitapları okurum / her gün bir başka belde / yapılacaklara dair uzun bir liste / her daim diğer bir nefeste / yok cancağızım, oradan almayayım’
basit adamım / öyle sırandadır seyrim / yazın esen rüzgarı / kışın ısıtan güneşi / baharda gördüğüm her şeyi / severim / gözün konuşanını / imanlının şakacısını / tanrının merhametlisini / basit adamım / evelallah / ne bastızaman/ ne tayyimekan / hep kabz üzre hayatım’
















