Mustafa Nurullah Celep
Merkezi Dergilere Ürün Nasıl Gönderilir, Vaziyet Nedir?
M. Hanefi İspirli, Hece edebiyat dergisine bir yazı-şiir gönderir. Dergiden uzun süre cevap gelmez.
Bu sorunu Hece’den Faruk Uysal’a Facebook aracılığıyla aktarır.
Faruk Uysal, yoruma cevaben, Hece dergisinin bir kuralını hatırlatır; kural şudur:
“Gönderilen ürünler 3 ay yayınlanmadığında artık yayınlanmayacaktır. Başka bir dergiye aynı ürün gönderilebilir.”
Yani Hece demek istiyor ki “3 ay sana yayınlanıp yayınlanmayacağına dair cevap vermeyeceğim. 3 ay bekle. Yayınlanmazsa başka bir dergiye gönder.”
Oysa ki şu şekilde bir tutum belirlenebilirdi:
“Ürününüz yayın kurulumuzca incelenmiş ve şu şu gerekçelerden dolayı yayınlanmaya değer görülmemiştir.”
Veya ürün yayınlanacaksa;
“Ürününüz dergimizin ileriki sayılarında yayınlanmak üzere listeye alınmıştır.”
Böyle nezaket içeren editörlük tutumlarından uzağız bugün.
Hece bu durumda okur-yazar olarak ürün gönderene nezaketsizlik sergilemiştir.
Oysa ki bendeniz uzun yıllara varan bir performansla dergilerin mutfağında çalışmış biriyim.
Her derginin bir yazar kadrosu vardır.
Kadronun dışından gönderilen ürünlerin yayınlanmasında son söz, son karar dergi editöründedir ve dergi kadrosuna, İspirli’ye çekilen muamele kesinlikle sergilenmez.
Yani bu durumda İspirli’ye keyfi muamele edilmiştir.
Aslında bu tutum birçok merkezi veya merkeze alternatif dergiler için de geçerlidir.
Aslına bakarsanız, genel olarak edebiyat dergilerinin okur kaybetmesinin bir nedenini de burada arayabiliriz.
Dergilerin bu keyfi tutumları yeni yetme birçok yazarı ve yazar adayını yazı yazmaya küstürdüğü gibi deneyimli yazarları da edebiyat ortamlarından ve dergilerden soğutmuştur.
Dolayısıyla bu heves kırıcı tutumlar karşısında eski-yeni birçok yazar da bir araya gelip kendi aralarında bir dergi ateşleyebiliyorlar…
Ömrünü edebiyat yolunda çürütmüş, 30 yıla yakın deneyimli bir yazar olarak bana sorarsanız, Türkiye’de edebiyat işlerinin okur kaybetmesinin bir nedeni, bu ve benzeri tutumlar olageldiği gibi, dijital mecrada birden fazla e-derginin ve İnternet sitelerinin varlık sebebi de bu tür köhne tutumlara dayanıyor.
“Köhne” diyorum, peki neden köhne?
Bundan çeyrek asır önce, 1998-99 yıllarında, yani 2000 öncesinde, yani İnternetin olmadığı ve dergilere el ile yazıp mektup zarfında şiirler gönderdiğimiz zamanlarda durum hiç böylesine moral bozucu değildi.
Mesela ben ÖSS hazırlıkları yaparken bir yandan da hemen hemen her hafta Pamukova postanesinden Yedi İklim’e, Dergah’a, Hece’ye el ile özenle yazılmış uzun dramatik şiirler gönderirdim.
Mesela Hece’ye gönderdiğim şiirlere Esver Ölüç cevap verirdi ve bize Hece’nin sitesindeki “3 ay bekleme kuralı” hatırlatılmazdı.
Esver Ölüç, cevabi mektuplarında şiirim yayınlanmayacaksa gerekçesiyle ve önerisini de sunarak yazardı ve biz “keyfe keder” bir muamele görmezdik.
Henüz daha Hayriye Ünal’dan tehdit almadığım zamanlardı.
Yani Hayriye Ünal’ın (2017) Hece dergisinde editörlük yaparken beni avukatına yönlendirmediği zamanlardan bahsediyorum.
Yani henüz daha Ömer Faruk Ergezen’den (2019) Hece ofisinde azar işitmediğim zamanlar…
Aradaki uçurum, çürümüşlük ve kokuşmuşluk farkının ayırdındasınız diye umuyorum.
Bu hemen hemen birçok dergide böyledir.
“Adamına göre muamele.”
Bu konuda geçmiş yılların dergilerine yönelik birçok şey yazılabilir.
Oysa ki “niteliği” önceleyen, “bu metinde iş var!” deyip kaliteyi fark eden dergi editörleri dönemi geçti artık.
Türkiye’nin her sahasında olduğu üzere, artık “referanslar” söz sahibidir ve referanslar karar verir bir ürünün yayınlanıp yayınlanmayacağına…
Ve bu 25 yıldır belki 40-50 yıldır böyle.
Dergiler cephesindeki aynı yanlış tutumlar “aynı tas aynı hamam” devam ediyor.
Bu fosil kafalı eskici zihniyete sahip dergi tutumlarının tam zıddına hareket eden bir Fayrap vardı yakın zamanda.
O da çareyi uzlaşımda, yani konformizmde buldu.
Eee, artık ölelim bari…
[haberedebiyat.com, 2025]

















Mustafa Akar, Furkan Çalışkan, Güray Süngü, Zafer Acar vb. bunlar hep numaraci yazarlar. Edebiyat ortamının yüz karaları. Kibir budalası ahmak birçoğu. Milletin yüzüne bakacak yüzleri yok. Bunların yayınlarını ciddiye alıp ürün göndermekten hata ediyoruz…
Kendi dergini tek başına çıkar ve tek başına cumhuriyetini kur.
Bu paçavra dergileri de at çöpe gitsin.
Burnunun dikine dikine yürü.
Ve kimseye eyvallahın olmasın.
Cesaretin varsa tabii.
Cesaretin yoksa tekkeyi beklemeye devam…