POETİK HABER SORUYOR!
Değerli yazar,
Poetik Haber soruyor!
—Hayatınız şiirden geçmeseydi ne değişirdi?
Sanırım hayat dediğim hayat olmazdı. Hayatım tam karşılığını bulmamış olurdu. Hayatımızdan şiir geçmeseydi sanırım daha çok yalnızlık geçerdi!
—Şiir olmasaydı nasıl bir yaşamınız olurdu?
Ovada bir yaşam olurdu, düz yazı’da. Şimdi vadi, engebe, dağ eteği, iniş ve çıkış. Dalgalı. Zaten kalp cihazı da düz çizgiyi gösterince ölüm oluyor biliyorsunuz!
—Şiirle kişi ölçülür mü?
Elinizdeki ölçüm cihazınıza bağlı! Şiir aslında bir yaşamölçerdir.
—Şiir ve şahsiyet yan yana gelebilir mi?
Elbette. Şiirin kendisi bir şahiyettir ve şahsiyet sahibidir. Şahsiyetsiz şiiri insana işlemez zaten…
—İçinde yer aldığınız dünyada şiirin harbi kıymeti var mı?
Tek kelimeyle yok. Ama siz şiiri bir kıymet aracı olarak görmüyorsunuz. Karşılıksız bir aşk. Öyle olmasaydı bunca zaman bu ilişki yürümezdi zaten.
—Şairler anlaşılmaz varlıklar mıdır, öyleyse onları derin kılan vasıflar nelerdir?
Şair e insan olduğuna göre anlaşılmalıdır. Şairin diğer insanlardan farkı dünyayı farklı algılamasıdır. Daha geniş bir perspektiften aynı anda empati ve duygusallıkla bakmasını bildiğinden diğer insanlardan farklı bir gözlem yeteneği ve detaycılığı vardır. Bu da şairi sıkıntılı bir adam/kadın yapar. Temel unsur budur. Her şeyin fazla farkındalığında olmak. Bu yorar şairi. Bu yorgunlukla derinleşir.
—En çok hangi anlarınızda şiire ihtiyaç hissedersiniz?
Bu noktadan sonra bir çıkış yolu yoktur derim bazen kendime. Bu iş bir milim öteye gidemez. İşte o anda her şeyi bırakır açar bir İlhan Berk şiiri okurum. Bir Mustafa Köz şiiri. Bir Metin Altıok şiiri. Mesela. Ya da diğer şairleri. Bir İbrahim Tenekeci bir Ali Ayçil…
—Şiirin vazgeçilemez kılan özellikleri nelerdir?
Yaşıyor olması yüzyıllardır ve çağlar boyunca…ve insanda…
—En çok hangi şairleri dönüp dolaşıp tekrar okuyorsunuz?
Yukarıda birtakım isimleri saydım. Aynılarını söylemeyeyim burada. Haydar Ergülen, Enis Batur, Süreya Berfe, Güven Turan, Sina Akyol, Koray Feyiz, Hüseyin Alemdar, Hüseyin Peker, Selami Karabulut, Fuat Çiftçi, Veysel Çolak, Ebubekir Eroğlu, Gülten Akın, Birhan Keskin, küçük İskender, Hilmi Yavuz, Süha Tuğtepe, Hulki Aktunç, Özkan Mert, Cahit Zarifoğlu gibi… Birçoğu da bir çırpıda aklıma gelmedi. O kadar çok şairi geri dönüp karıştırdığım zamanlar oluyor ki…
—Bugün dergilerde yayınlanmakta olan şiirlerin hangi yönleri sizce daha dikkate değer?
Oldukça özgün olmaları. Ayrıksıotu, cesaretli, benlikli, kendi sesini bulmuş çok şiir okuyorum. Bu önemli.
—İşçileri anlatan bir şiir neden yazılmıyor, varsa kimler yazıyor?
Bence bolca yazılıyor. Seksen şiiri şairleri halen bu damarı günümüzde de sürdürüyor. Benim bile birkaç tane işçi şiirim var. Hatta en son tütün işçilerinin eylemini destelemek amaçlı maden işçilerinin eylemlerini desteklemek amaçlı 40 şair bir araya gelmiş birer diezeden bir şiiri beraber kotarmıştık.
—Şiirin mimari özelliği yapı olarak sağlamlığı mıdır, bir şiiri sağlam kılan özellikler nelerdir?
Bir şiiri sağlam kılacak özellikler kuvvetli ve özgün bir dil, yalınkat bir gövde, çok anlamlılık, çağrışım zenginliği ve sağlam imge yapısı. Ve okuyanına hemen bütünüyle teslim olmama.
—Şiirin hikâye sanatı karşısında veya yanında konumu ve hikâye sanatından faydalanma ölçüsü veya derecesi nedir?
Hikâye daha düşsel bir alan kurduğu için şiirde yaratıcılığı olumlu etkileyip, geliştirebilir. Hikayeyle beslenen şiir farklı bir bakış açısı ve şairine farklı bir dil katabilir. Şiirin evrenini genişletir. Bir düşsel zekanın oluşmasına ve şiirin başka bir dünyadan seslenmesne imkân tanıyabilir.
—Bir şiirin iyi mi kötü mü olduğuna nasıl karar verirsiniz? Yapı sağlamlığı mı içerik yoğunluğu mu? Nedir?
Bir defa şairinin kendi sesine bakarım. İkinci olarak şiirde gizli, içten bile verilmiş olsa bir bütünlük mevcut mu onu ararım. Şiir okuyanını sağa sola mı savuruyor yoksa okudukça belli bir noktaya mı topluyor. Kendine has imgelerinin bulunmasını ararım. Sıradanlıktan uzak eskitilmiş imgelerden uzak bir dil ararım. Elbette bir duygu geçmeli. Boğazınızda bir düğümlenme yaratmalı.
—İletişim araçları şiir sanatından hangi ölçülerde faydalanıyor, bir örnek verebilir misiniz?
Bir defa hızlı yayılımını sağlıyor ve kısa zamanda çok insana ulaşmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda bu durum hızlı deformasyonu da yanında taşıyor.
—Çıkmazda olan şiirin çıkmazda oluşundan kurtuluşuna dair emareler var mı, varsa hangi şiirler?
Şiirin çok da çıkmazda olduğunu düşünmüyorum. Aksine kendini farklı girizgahlarda geliştirdiğini ve yeni neslin farklı bir biçem ve biçim algısı bile olsa belli kanallardan şiiri beslediğini düşünüyorum.
—Dergi editörlerinin şaire gerçek değeri verdiğini düşünüyor musunuz?
Dergi editörüne bağlı. Ama hemen hemen hepsinin bir koşuşturmaca da boğulup aslında çok adaletli de davranamadığını düşünüyorum. Ama hayatın kendisi bir boğulma süreci değil mi. Aynı anda her şeye yetişemeyip bazı detayları atlıyorunuz. Belki de detay da kalmamayı öğrenmek lazım hayatta. Biraz daha ön plana çıkmak için ya da daha fazla mücadele.
—Bugünün ihtiyacı olan bir şiir, sizce hangi şiir türünü gerekli kılar, ille de gerekli kılar mı?
Ben imgeci, içeriği geniş, kucaklayan, dalgalı, muğlak, derin, okundukça okunan, her defasında farklı amlamlar ve imge yoğunluğuyla okuyucuyu kucaklayan şiirlerden yanayım. Ve şiir nispeten yaşadığı günü de yansıtmalı ve yer yer tarihin belli referans noktalarına da tanıklık etmeli. Hem günceli taşımalı hem de güncelin altında ezilmeden geleceğe kalabilmeyi başarmalıdır.
Şiir zaman zaman günümüzde boşluğa düşebiliyor. Anlam öyle yerle bir oluyor ki o zaman insanla şiirin bağı kalmıyor. Bu bağ kopmamalı.
-‘Şiirle düşünmek’, şiirle birlikte düşünmek mi yalnızca şiiri düşünmek mi? Düşüncenin şiir içindeki yeri ne olmalıdır?
Düşüncenin çok da şiirin içinde yer aldığına katılmıyorum. Şiirin geliş ve oluşum anı tamamen impruvize olur. Siz de neler olduğunu pek anlamazsınız. Bir akış halidir. Bir metaforun peşine gidersiniz. Dallanır, budaklanır ağaç olur. Düşünce şiir kabataslak çıktıktan sonra ince veya kalın işçiliğinde başlar. Kalın işçilik dedim bazen şair ağacı kökünden keser atar!
—Sizce şairin siyasi bir konum alışı bugünün koşullarında mümkün müdür, şairi siyasi konjonktür karşısında nerede konumluyorsunuz?
Bugün itibariyle zor. Toplu mücadeleyi gerektirecek, peşinden sürüklenilecek ve mücadele gerektirecek bir durum olmalı. Ve o yaşanmalı. Toplu bir duruş ve anlayış. Hangi konuda olursa olsun bu gelişmeden siyasi bir konumlanma olmaz. Olur da yapay olur. Günümüzdeki gibi!
—İktisadiyat ilmi karşısında şiirin geçerlilik hükmü nedir?
— Türkiye’nin temel meselelerinin şiirde tartışıldığını düşünüyor musunuz?
Hayır. İşte siyasi bir şiir çıkması için bir dikte, dayatma, zorlama olması lazım. Aslında oraya doğru bir gidiş de yok değil! Ama sanki şairlerimiz bundan çok da etkilenmiş değiller. Öyle olsa idi bu şiire çokça yansırdı.
Değerli Yazar,
Şiirimizin sıhhatine giden yolu açmak adına bu sorular üzerinde önemle duruyoruz.
Soruların tümünü cevaplamak zorunda değilsiniz, istediğiniz soruyu istediğiniz uzunlukta cevaplayabilir, gerekirse müstakil bir yazı ile sitemize katkı sunabilirsiniz.
Teşekkürü bir borç biliriz.
Sağlıkla, esenlikle,
Mustafa Celep-Site Editörü
Abdulkadir Akdemir-Site Yazarı
MUSTAFA ERGİN KILIÇ
[2012, Poetik Haber]
[2025, haberedebiyat.com]












