PARILTILAR… | Aylin Özgür
Bazen insan kendi parıltısını bile söndürür.
Çünkü ya çok parlak olunca rahatsız olur,
ya da çevresinde parıldamayı bilmeyenler
o ışığı engellemeye çalışır.
*
Oysa bilseler…
Birlikte parlamak daha kolay, daha güçlü, daha güzel.
Bir ışık diğerini kısmak zorunda değildir;
Bir ışık, diğerine yol bile gösterebilir.
*
Ama işte, hayat bu ya…
Kimi önümüze set çeker,
kimi “buraya kadar” diye sınır çizer.
Kimi yasaklar koyar,
kimi de kendince kural üretir:
“Parlamak yasak.”
*
Hep insanî şeyler bunlar.
Kimine göre normaldir,
onların dünyasında kendilerince haklılık vardır.
Bizim dünyamızda da kendimizce sebeplerimiz…
*
Ama unuttukları bir şey var:
Kimse ışığı odanın bir köşesine takıp açamaz.
Kimse parlaklığı bir düğmeyle veremez,
kimse ruhun yerine spot lamba koyamaz.
*
Parlaklık içeriden gelir.
Ruhun derininden, iyiliğe yönelen o küçük kıvılcımdan.
İyi şeyler yaptıkça çoğalır,
güzel düşündükçe büyür,
bir adım attıkça daha da parlar.
*
Ve insan ne kadar engellenirse engellensin,
ne kadar gölge düşürülürse düşürülsün…
İçinde bir yer, minicik bir yer bile ışımaya devam ediyorsa,
bir gün yeniden parlar.
Hem de eskisinden daha güçlü.
*
Çünkü gerçek parıltı, dışarıdan alınmaz…
İçeriden hatırlanır.
Her daim bir umut vardır 

[haberedebiyat.com, 14.12.2025]
















