SUAT ABİ – Kenan Subaşı
SUAT ALNIAK – Haluk Bilginer
FERHAT TARUMAR – Ufuk Bayraktar
(Uzun metraj / Sahne 38 / Final sahnesinden önce)
(AKŞAM / İÇ / BİR EV)
(Salonda, plaktan, sanat müziği eseri sesi gelmektedir. Ferhat ve Suat, koltuklarda, karşılıklı oturur.)
SUAT – (Biraz öne doğru eğilir, iki elini birleştirir.) – Ferhat! Suat Alnıak artık buralarda kalmayacak, ev sahibiyle konuştum, beş güne kadar evi boşaltıyorum…
FERHAT – Ne! Niye ki abi?
SUAT – (Başını biraz yana eğer, yere bakar.)
FERHAT – !
SUAT – Huzursuzum… Sıkılıyorum…
FERHAT – !
SUAT – !
FERHAT – Daha geçen gün, evin anahtarını bana verdin! Ara sıra uğrayayım, sen yazarken ses çıkarmayayım diye… Ne oldu ki?
SUAT – Yanında mı?
FERHAT – Evet! Boynuma astım… Askerdeki gibi! Kaybolmasın diye…
SUAT – Ver!
FERHAT – (Daire kapısı anahtarının takılı olduğu zinciri boynundan çıkarır, Suat’a uzatır.)
SUAT – (Zinciri avucuna alır, zinciri tuttuğu elini yumruk yapar.)
FERHAT – (Yere bakar, üzgündür.)
SUAT – (Yere bakar.)
FERHAT – Nereye gidiyorsun?
SUAT – Uzaklara…
FERHAT – (Yere bakar.)
SUAT – Seni yine bulurum! Mektup falan yazarım, merak etme!
FERHAT – (Gözleri dolar.)
SUAT – Kaldır şu kafanı! Koca adamsın, neredeyse ağlayacaksın!
FERHAT – !
SUAT – (Ferhat’a bakar.)
FERHAT – (Gözlerinde yaşlar belirir.)
SUAT – Senin de çok emeğin var bende! Yedik, içtik, en önemlisi de arkadaş oldun!
FERHAT – !
SUAT – Hani mahalleye ilk geldiğim gün, sokakta, çocuklarla top oynuyordun! Çocuklar sana hep beşlik atıyordu! Sonra beni gördün, “muhitimize hoş geldin, birader” falan! (Tebessüm eder.)
FERHAT – (Gözyaşlarını silmeye çalışır, tebessüm eder.)
SUAT – Sonra evinden çay getirmiştin, apartmanın önünde ayaküstü konuşmuştuk! Eşyalara yardım da etmiştin!
FERHAT – Belim kopmuştu, abi! Taşı taşı bitmedi…
SUAT – Nakliyeciler vardı, sen niye her şeye zıpladın ki?
FERHAT – Ne bileyim, abi! Hani sen, sokağa yeni gelmişsin! Bir bakıma misafirimizsin! Kimin, kimsen yok, yol bilmezsin, iz bilmezsin! Yardımcı olayım, dedim…
SUAT – İyi yaptın!
FERHAT – (Başını önüne eğer.)
SUAT – !
FERHAT – (Başını yavaşça kaldırır.) – Suat Abi! Senin gibi biri, buraya neden taşındı, hâlâ anlayamadım… Buralar kenar mahalle! Senin gibi birinin ne işi vardı burada? Paran yoktu, desem, bu sokağı satın alırdın… Hâlâ öylesin! Yani niye geldin, niye gidiyorsun, anlayamadım gitti…
SUAT – Uzun hikâye! Sen, Zeynep’le barıştın mı?
FERHAT – (Başını önüne eğer.)
SUAT – Yoksa kıza bi’şey mi yaptın?
FERHAT – Yok be, abi! Bi’şey yapmadım ama böyle giderse çok tehlikeli biri olucam!
SUAT – Kızın üzerine fazla gitme! Oluruna bırak! Gelirse senin, gelmezse elindir! Öyle denir…
FERHAT – !
SUAT – !
FERHAT – !
SUAT – (Koltuktan kalkar, pencerelere doğru yavaş adımlarla yürür, pencerelerin önünde durur.)
FERHAT – !
SUAT – !
FERHAT – Gidiyorsun, abi!
SUAT – !
FERHAT – (Koltuktan yavaşça kalkar, pencerelere doğru yürür, Suat’ın arkasında durur.) – Aylardır geliyorum, gidiyorum! Ekmeğini yedim, evinde kaldım… Param yoktu, çıkardın verdin… Kıza tutuldum, yatıştırdın… Üzerimde hakkın kaldı… Hem bütün sokak seni çok seviyor, Suat Abi! Hurdacı Hayri, Terzi Mehmet, Berber Ali, Bahar Abla, deli Sevgi, hepimiz… Hepimiz sana çok alıştık… O zilliler yok mu! Hani arada bir seni arıyorlar ya! Bilmem ne acans, bilmem ne gaste! O röportaccılar! İlle de fotoğraf çekicez, televizyona vericez diye kapıya vurup vurup duruyorlar ya! Bizim apaçiler, onları kaç defa kovaladı, senin haberin olmadı…
SUAT – !
FERHAT – Tuğçe Abla kaç defa geldi, seni sordu, sen hep yoktun, deniz kenarındaydın ya da bilmediğimiz yerlerde… Dedik ”Suat Abi’yi üzme… O, gül gibi bir adam”…
SUAT – !
FERHAT – Biz seni çok sevdik, Suat Abi… Küçük dünyamıza girdin… (Başını önüne eğer.) Şimdi, pat diye gidiyorsun…
SUAT – (Yere bakar.)
FERHAT – (Yere bakar.)
SUAT – !
FERHAT – (Pantolonunun ön sağ cebinden kibrit kutusu büyüklüğünde, koli bandına sarılmış bir şey çıkartır.) – Bizim kahvecinin bir emaneti var, sana vermemi istedi…
SUAT – (Önce sağına bakar, sonra yavaşça geriye döner, Ferhat’ın elindekine bakar.) – Ne bu?
FERHAT – İçinde ne var, bilmiyorum… Açma, dedi, o açsın, beni arar…
SUAT – (Ferhat’ın uzattığını alır.) – Tamam…
FERHAT – (Yere bakar.)
SUAT – (Sağ elini Ferhat’ın sol omuzuna koyar.) – Gitmem lâzım!
FERHAT – (Aniden Suat’a sarılır, ağlar.)
SUAT – (Ferhat’a sarılır.)
(Otuz beş saniye sarılır vaziyette kalırlar.)
]
NOT: Dilbilgisi, gramer, yazım kurallarına uyulmamıştır. Ferhat karakteri, j harfini çıkaramayan, j yerine c diyen bir karakterdir.
Fotoğraf : 2023, Erzurum anılarından.














