SUAT ABİ – Kenan Subaşı
SUAT ALNIAK – Haluk Bilginer
FERHAT TARUMAR – Ufuk Bayraktar
(Uzun metraj / Sahne 7)
(GÜN / İÇ / BİR EV)
[
(Ferhat ve Suat karakterleri, Suat’ın kirada kaldığı evde, salonda, karşılıklı oturmaktadır. Ferhat, Suat’a, Suat’ın pek de medyatik bir kişi olmadığını, onun ismini, ilk kez, abisini ziyaret ettiği yerin (Uşak E Tipi Kapalı Cezaevi’nin) iki sokak arkasında, bir sokağın kenarındaki kerpiçten bir duvar üzerine büyükçe yazılmış dizesiyle gördüğünü söyler. Bir defasında ise çöpe atılan bir şiir antolojisi kitabını kurcalarken karşısına çıktığını dile getirir. Ferhat, Suat’ın senelerce sanatla o denli yakın ilişkisi olmasına rağmen, neden bu ‘renksiz, reklamsız, kaçak’ hayatta olduğunu merak eder, Suat’a bu minvalde sorular sorar)…
SUAT ALNIAK – (Sağ eliyle kendi ensesini kavrar, dirsek ucu Ferhat’ı gösterir (kameraman taklidi yapar), sol elini de mikrofon tutar gibi kaldırır) – “Suat Bey! Son hikâyenizde, fütürizme atıf mı yaptınız? Suat Bey! Hiç aşık oldunuz mu? Suat Bey! Melankolik misiniz? Suat Bey! Şiirleriniz neden kapalı? Suat Bey! Ülkemizde, edebiyat ne durumda? Suat Bey! Film projelerinizden bahseder misiniz? Suat Bey, Suat Bey! Zıkkımın kökü, Suat Bey!”
FERHAT – (Kahkaha atar.)
SUAT – (Kamera şekli vermiş kolunu ve mikrofon tutuyormuş gibi kaldırdığı elini indirir.) Düşünebiliyor musun? Bi’tanıdıkla bi’deniz kenarına gidip çay içemiyorum! Fotoğraf çektirmeler, imza istemeler, alkışlar…
FERHAT – !
SUAT – Kimisi de elime şiir tutuşturuyor… Tavernacı mıyım ben?
FERHAT – (Kahkaha atar.)
SUAT – Yolun ortasında, şiir eleştirisi mi olur?
FERHAT – (Kahkaha atar, sağ eliyle karnını tutar, geriye iyice yaslanır, kahkaha atmaya devam eder.)
SUAT – Bir yere kadar, Ferhat! Üzerime çok geliyorlar…
FERHAT – !
SUAT – !
FERHAT – Ülke, senin gibilerine aç, o yüzden, Suat Abi! Senin gibi biri, kolay kolay çıkmıyor!
SUAT – Abartma sen de! Sıradan biriyim, ben! (Koltuğundan yavaşça kalkar, kütüphanesine doğru yavaşça yürür, raflara göz gezdirir.) Kolej molej, yurtdışı eğitimi falan görmedim! (Bir raftan, bir kitabı çeker, iki eliyle tutar, ön kapağına bakar (Anton Çehov – Kime Anlatsam Kederimi)… Sadece kitaplara sığındım; onları bir çıkış yolu, arkadaşlarım bildim de bu hâle geldim… (Kitabı yavaşça yerine sokar, başını önüne eğer, sağa (pencerelere) doğru hamle yapar, yavaş adımlarla pencerelerin önüne gelir, durur, iki elini pantolonunun ön ceplerine sokar, tüllerin arasından dışarı (uzaklara) doğru bakar.)
FERHAT – !
SUAT – Oysa benim öbür yüzüm, yani hayatın içinde misafir olmayan yüzüm, bu hâlimi hiç de benimsemiyor!
FERHAT – !
SUAT – Bir topluluk içinde, bir soğanın başına utanmadan vurmak, Ferhat! Sonra da o soğanı çekinmeden, sıkılmadan, hatır hutur yemek! Bir düğünde oynamak mesela! Eve gelen fatura bedellerine öfke duymak!
FERHAT – !
SUAT – Bunlar… Bunlar… Bunlar şimdi bana çok uzakta! (Başını yere eğer, yedi saniye sabit durur, gözlerinde yaşlar belirir.)
FERHAT – !
SUAT – !
]












