Ana Sayfa Ali Celep Arşivi Ali Celep, Can Acer’in Şiiri Üzerine Yazdı

Ali Celep, Can Acer’in Şiiri Üzerine Yazdı

82
0

ŞİİR DEYİNCE – 104 / ALİ CELEP

[2017] [ ‘Gömlek’ , ‘Sondaj’ , Can Acer, Fayrap, 94.Sayı]

Fayrap dergisindeki yalın biçem yanlısı şiirlerinden tanıdığım bir isim Can Acer. ‘Gömlek’ ve ‘Sondaj’a, hem onun bu tutumunu belirgin kılan yapısı hem de biçim ve konu açısından şiir kimliğini açıklayan iki güzel örnek olmaları nedeniyle değinmek istiyorum. İki şiirdeki çekicilik, var oluş bilincini, kendi içinde ve güncel yaşamın yapısında objektif durarak tecrübe etmede gösterdiği başarıdan doğuyor.

Günlük yaşamın acı, katı gerçeklerinden gelen çelişkileri üzerine eğilirken, şiirini soyut ve kişisel çağrışımlara açmadan, çarpıcı bir kesinlik bilinci elde etmeye çalışıyor.

Şiirin bu davranış tarzı, Can Acer’i kişiselleşme putundan korumakla kalmıyor, geçmişe dönük ve geleceğe yönelik iğdiş edilmiş duygusal atmosferden de uzaklaştırmış oluyor.

Böyle olunca şiirinin geliştirdiği dünya, dolaşıma soktuğu doğru ve yerinde kelimelerle, okurla oldukça canlı ilişkiler kurmayı başarabiliyor.İlişkilerdeki canlılık, şairin salt doğru kelime kullanımından oluşmuyor tabii ki; kelimelerin yazılandan ziyade söylenilen boyutuyla, başka bir deyişle, kelimelerin kitabi katılığından çok şifahi havasından yararlanmayı daha ilgi çekici bulmasından da kaynaklanıyor.

Bittabi bu tercih, onun şiirlerini hem okunabilir hem de terennüm edilebilir kılıyor.

Bahusus ‘Gömlek’ adlı şiirindeki bu özellik, Can Acer’in Büyük Halk Şiirimizle kurduğu bağın sıhhatine işaret ediyor.

Şiirlerin kuruluşunda dünkü şiirin yetkesine/otoritesine başvurup da günümüzü nesnel düzeyde doğru açıklamak, gerçek ilişkilerden yayılan etkiyi varoluş planında betimleyen bir yapı getirmek ve bu yapı içinde gelişen anlamı konuşma dilinde zenginleştirmek az başarı olmasa gerektir.

‘Gömlek’teki Peygamber Yusuf (a.s) ile ‘Sondaj’ işçisi Yusuf, halkın kavliyle şairin şuurunun nerede, nasıl buluşması gerektiğini göstermesi bakımından zengin ve değerli bir deneyimin başlangıç ürünleridir.

İşte Can Acer’in, kullanılan sade dille anlatılmak istenen özün uyumunu içtenlikle gözettiği iki şiirinden başarılı bir kesit:

‘Gömlek’ adlı şiirden:

‘öldü. duvara astım gömleğini yırtıktı

ne de kanlı öylece seyrettim

Allahım, Yusuf da kuyunun dibinden

Yıldızlara bakar mıydı?

‘Sondaj’ adlı şiiri:

‘bir sondaj işçisi Yusuf

cırtlak sarı üniforması

ve evde gebe karısı

kuyunun başında durdu

kuyunun başında ne kurulursa

kafasında onu kurdu’

İki şiir de güncel yaşamın içinde kendi halinde gözden ırak bir ayrıntı olarak ayakta durmaya çalışan insanın, şahitlerince anlamlı, değerli ve fakat çoğunluğun belki heyecanlı bir dipnot deyip geçeceği hikâyesine odaklanmış.

Ölüm, ölen, ölenin satılan atı, ölenin gömleği ve yavuklusu, kısaca ölenin geride bıraktıkları üzerinden dışa dönük geliştirilen duygu durumları, şiirin nihayetinde, okunduktan sonra da içe dönük etkisini sürdüren, var oluşun bir yanını açıklayan temel ve etkileyici iki dizeyle bağlanmış.

Bu gösterişsiz ikilik bize bildik hüzün sözcüğünün içeriğini içtenlikle tanıtmakla yetinmiyor, bu hüznü bir gerçek olarak bize veriyor.

‘Gömlek’in ikinci bölümünün ikinci dizesindeki ‘de’ sözcüğünün tek fazlalık olması dışında,gereksiz, anlamsız, süslü hiçbir sözcüğün kullanılmadığı, soyutlama, dolaylama gibi tekniklere pek başvurulmadığı, aydınlatıcı ayrıntının günlük olağan dil yapısıyla verildiği bu tarz şiirlerin Can Acer’i yarına taşıyacak nitelikte olduğu kanısındayım.

Bir bakıma ‘Sondaj’ın başlangıcı ile derinliğe tarih ve gerçek bilgisinin gücüyle inme becerisi, onun şiirini büyütecek en önemli girişim olacak inşallah.

Gerçek bilgiyi tarihle güçlendirirlerse diyeceğim, Mehmet Akif Yıldırım’la birlikte Can Acer’in, Neo-Epik hareketin kadrajını gerek içerik olarak, gerek teknik planda genişletecek, etkisini artıracak, Türk şiir hareketine ivme kazandıracak güçlü bir potansiyel taşıdığı görülüyor.

Şiirlerinin kitap olmasını dilerim.

‘öldü. bir gömleği vardı

bir yavuklusu, bir de atı

hala koşarmış o at amma

başkasına verdiler Fatma’yı

gönlün çatal dalına astığı

gömlekse hiç kurumadı.’