Ana Sayfa Kitap Köşesi Kitap Köşesi | Hiç Kimse Görmek İstemeyen Biri Kadar Kör Olamaz |...

Kitap Köşesi | Hiç Kimse Görmek İstemeyen Biri Kadar Kör Olamaz | Nalan Ataklı

140
0

Kitap Köşesi

Kitap: Hiç Kimse Görmek İstemeyen Biri Kadar Kör Olamaz

Hazırlayan: Hikmet Anıl Öztekin

Türü: Biyografi /Felsefe

Sayfa:128

Sevgili Okur;

İbni Sina, görmek isteyenler için evrende görünenden daha fazla şey olduğunu görüyor ve anlatmaya çalışıyordu. Esasında bütün ömrünü de buna harcadı:

İnsanların aydınlanmasına… Bundan tam bin yıl önce İbni Sina:

“Hiç kimse görmek istemeyen biri kadar kör olamaz…” derken, “bilginin almayı isteyene verilebileceğini” ifade ediyordu. “Öğrenmek istemeyen birinin öğrenemediği gibi duymak istemeyen biri de duyamaz. Adeta sağırdan daha sağır olur. Aynı şekilde bir insan da bir şeyi görmek istemiyorsa, ne yaparsanız yapın görmeyecektir. Bu nedenle bilgi talep edene verilmelidir.” der.

Özellikle; Tıp alanında ismi asırlarca yıl öncesine iz bırakan İbni Sina, bir o kadar da felsefe alanında metafiziğin de ana konusu olan varlık bilinci üzerinde durmuştur. Nereden geldik ve nereye gidiyoruz sorularına yanıt ararken felsefenin kelime anlamına “hikmet” demiştir. Burası çok mühim.

Endülüs’te İslam’ın altın çağı diye nitelendirilen bir dönemde yaşayan İbni Sina’yı diğer bazı batılı filozoflardan ayıran yönü ise felsefeyi bir yaratanın varlığından bağımsız düşünmemesidir. Böylelikle felsefe “Düşünüyorum öyleyse varım” dan çok daha öte bir anlam kazanmıştır. İşte tam da bu minval üzerine sorulan her türlü soru manasına varmıştır. Sizlere kitaptan bir alıntı bilgi bırakıp buna dair önemli bir yorumda bulunmak istiyorum.

İbni Sina’nın tıp alandaki en önemli eseri El Kanun Fit Tıp’tır.

El Kanun Fit Tıp, İbni Sina’nın kendi çalışmaları yanında Çin, Hint ve Mısır’ın geleneksel tıp birikimine ait bilgiler de içeriyordu ve 13. yüzyılda Cremonalı Gerard tarafından Latinceye çevrilip, Arapça metni ise 1593 yılında Roma’da basıldı.

İbni Sina’nın 350 ‘ye yakın eseri vardır. (57 yıllık yaşamı içerisinde, burayı bir düşünmek gerekir)

“Cremonalı Gerard tarafından yapılan çeviri, Batı için tıpta çok hızlı bir gelişme sağladı. İbni Sina’nın başka eserleri de Batı dillerine çevrildi. 17. yüzyıla kadar Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde tıp fakültelerinde, hekim yetiştiren okullarda ve üniversitelerde ders kitabı olarak okutuldu. Bu sayede “Avicenna” Avrupa’da da büyük bir şöhrete ulaştı ve Hipokrat ve Galenos gibi büyük hekimlerle birlikte anıldı hatta onlardan daha ileri düzeyde görüldü.

700’den fazla reçetenin bulunduğu El Kanun Fit Tıp, Montpellier ve Leuven gibi çağın önemli tıp üniversitelerinde temel kitap oldu. Etkisi öylesine güçlüydü ki doktor olmadan önce adaylar dekan huzurunda yapılan son sınavlarını El Kanun Fit Tıp üzerinden verirlerdi. Paris Üniversitesi’nin büyük konferans salonunda İbni Sina ve Er Razi’nin yani iki büyük Müslüman hekimin portresi halen asılıdır.”

Evet yukarıda okumuş olduğunuz metni buraya özellikle yapıştırdım. Dikkat ettiyseniz, İbni Sina’nın eserleri yurt dışında üniversitelerde müfredat kapsamına alınıp ders olarak okutulmuş. Bir İslam düşünürü, bir hekim, bir filozof ve birçok alanda kendini geliştirmiş olan bu önemli şahıs bizim tarih kitaplarımızda yarım sayfayı geçmeyen tanımlarla sıkıştırılmış hatta bugünün tabiriyle ziplinmiş. Ve bizler daha çok Batı filozofları meraklısı olmuşuz. Oysa ki Rönesans’ın başlangıç noktası sayılan İtalya’ya bilim, felsefe ve sanat, İbni Sina, Farabi gibi İslam filozoflarının da etkisi ile de akmıştır.

El Kitab uş Şifa adlı eserinde ise müziğe ilişkin “Cevami-u İlmil Musika” isimli bir bölüm ayıran İbni Sina, müziği, matematik biliminin dört bölümünden biri olarak saydı.

Ona göre müzik kullanılarak insanın tedavi edilebilirliğini şu sözleriyle açıklar: “İnsanlar ve hayvanlar ses ile kendi üzüntülerini, acılarını, sevinçlerini yansıtabilirler. Ahenkli bir düzen içerisinde, belirli bir şekilde ayarlanmış olan sesler, insan ruhu üzerinde çok derin tesirler yapar.”

Nitekim sonraki yüzyıllarda Selçuklu ve Osmanlı şifahanelerinde müzikle tedavi uygulanmıştır.

128 sayfalık bu kitabı daha bitirmeden tekrar baştan okumalıyım dediğim nadir kitaplardan biri. Destek Yayınevi tarafından hazırlanmış yüzeysel de olsa okuru tatmin eden bilgilerle donanımlı. Bana kalsa daha devam edeceğim yazmaya ama çokta uzatmayayım. İlgisi ve merakı olanlar için benden tam puan.

İbni Sina’nın eşsiz bir söylemiyle satırlarımızı noktalayalım.

” Ey heva’ül hevesle bağlanmış olan nefis! Acele et ki, bir nefesin himayesindesin ” (Ne muhteşem bir söz değil mi?)

Kitaplarla kalınız…

Sevgiler

Nalan Ataklı