Ana Sayfa Ali Celep Arşivi Süreyya’nın Şiiri | Ali Celep Yazdı…

Süreyya’nın Şiiri | Ali Celep Yazdı…

1
0

ALİ CELEP

SÜREYYA’NIN ŞİİRİ

Giriş

‘meydanın kalbine bir dize bıraktı çocuk

mürekkebi barut kokulu’

‘postal sesleri emzirir betonları’

Süreyya Şahin’in lise yıllarından bugüne yazdığı şiirlerini okudum. Onda sayısız hatıra parçaları buldum. Kendi masalını hem yıkan hem kuran gerçek bir anlatıcı gördüm. Fakat en çok kendi sesinin sahibi bir şairle karşılaştım. Söylediği hakikat olsun diye şiir sanatından çok kez taviz verişine tanıklık ettim. Angaje olduğu muhalif bilincin kökenleri hakkında ipuçları edindim.  Onda resmi nezaketten uzak bir retorik de var, üstlendiği eylemin kendisini şatafatlı gösteren fakat üslupta ‘bathos’ etkisi uyandıran formalar da. Şüphesiz daha başka sonuçlara da vardım. Şu var ki paylaştığım sonuçların sadece beni bağladığını öncelikle belirteyim. Çünkü benim şiire yaklaştığım bağlamla şiirin bana sunduğu gerçek bağlam çok kez örtüşmez. Onun için bu okuma eylemini kendi zevkimle sınırlı tuttum. Bir bağlamdan diğerine taşınmak ise okurun zevkine kalsın. Nihayet ben şiiri kendi hislerinin bir parçası kılmış, kendi hislerini de şiirin doğal bir uzantısı olarak yaşamış bir şairin estetik deneyimleriyle ilgilenmiş oluyorum. Estetik deneyimin bir parçası değilim, deneyimin değeriyle ilgiliyim diyeceğim. Deneyimin değerini takdir etmek, ölçmek biçmek hüküm vermek bana mı kalmış? Biraz bana kalmış ve fakat daha çok da okurlarına kalmış. Bana kaldıysa bu, şiirin kendine özgü, kendini mümkün kılan kalitelerinden ödün vermeden konuşmak bir nevi nesnel / namuslu yaklaşımı gereksindirir. Nesnel konuşmanın bittiği yerde ise ikiyüzlü sevgili okurun keyfinin dolaşıma girdiği söylenir. Şiir mevzu bahis olduğunda ne kendi arzularımın ne de şairin arzularının mimetik unsuru olmak yakışık durmaz. Dizelerle diz dize, şairiyle göz göze karşılıklı dürüst bir konuşma hayal edin. Gerçeklerden ne kadar gizlenebilirsiniz yahut gerçekleri nasıl gizleyebilirsiniz? Daha lise yıllarında ‘meydanın kalbine, mürekkebi barut kokan bir dize bırakan bir çocuk’un şiirlerini okuyacağız. Bir yerde ‘betonları emziren postal sesleri’ni dinleyen yürekli bir gencin’ konuğu olacağız. ‘Yumruğu göğü delen bir isyankâr’ ruha komşu olacağız. Özgürlük kavgasının göbeğinde ‘namluyu bekleyen kuşları’ hayal edeceğiz. Sözcükler dize olsun diye çok emek vermiş görünüyor liseli Süreyya Şahin. Dizeler şiire varsın diye yüreğinde çok isyan büyütmüş. Yazdığı düzyazıdan ayrılsın diye benzetmeler, kişileştirmeler, canlandırmalar, abartılar yapmış. Bunları ve daha fazlasını özgürce konuşmanın imkânlarını gittiği yere kadar yoklamaya çalışacağım. Süreyya Şahin’in şiirleri açık uçlu bir deneyim olacak benim için. Bakalım.