Kitap Odası | Horanta (*) | Mustafa N. Celep
Horanta’ya Dair Yapısal Değiniler
Horanta, Ahmet Şen’in ikinci şiir kitabı. İlk şiir kitabını 2019 yılında çıkarmış Şen. Demek ki 2010 Kuşağı’ndan bir şair karşısındayız. Ancak 1979 doğumlu olduğuna göre, şiire oldukça geç başlamış bir şair Şen ve şiir yayınlamayı da son on yılda sürdürmüş.
Bu tarihler açıkçası bizi ilgilendirmiyor, bizi metin/şiir ilgilendiriyor diyeceğim. Bu metne odaklandığımızda Şen’in bir hayli dağınık bir şiir evrenine sahip olduğuna tanıklık ediyoruz. Hem mısra yapılanması hem imge düzeneği hem de mısraların/cümlelerin bize sunduğu atmosferin bir merkeze köklü bir biçimde bağlanmadan okuyucuya aktarıldığını okuyoruz. Bunu mısraların yapısından çıkardığımız gibi her bir mısranın kendi içinde ikiye bölünüp arasına virgüller konmadığı için şiirin akışının sekteye uğramasından da anlıyoruz:
“Git gide çatılan bir kaş gibiyim evlerin alnında
Hiç doğmayacak bir çocuğum ama nasıl çoğalıyorum aynalarda
Bilirim ellerin feriştahıdır suya dokunmanın
Göğe bulutlar oyarım çünkü onlarla göğe ebabiller
Dizelerden dağlar deldim erittim heceleri
Madeni sağanaklar tufanı kirli bir yağmur yakını göremiyorum
Şiirden kaçak bir Adalı iniyor yan masadan apansız bir işkil
Bazı dağlar takılıyor aklımın kancasına coğrafyam milli değil
Okunaksız gemiler saksıların karanlık eyninde tarlalar yayıyorum gökyüzüne”
(…)
“Merkezsizlik” 2000 ve 2010 Kuşağı şairlerinin temel özelliği olsa gerek. Bunu hem içinde yer aldığımız çağa hem de büyük şehir atmosferine bağlayabiliriz. Ama ben yine de bu soruna “söylem” bazında değil, teknik bakıyorum: Bu sorunun temel sebebini, şairin imgeleminin “gerçekliğin” somut ve sağlam zeminine demir atmayışından kaynaklı görüyorum. Bu yüzden Ahmet Şen, hemen bütün şiirlerinde bir mısradan sonra gelen diğer mısrada o mısra ile bağlantısız bambaşka bir şeyden bahsedebiliyor; kopukluğa ister asri özellikler yükleyin ister yapısal bir sorun olarak görün, bunu henüz daha ikinci şiir kitabının heyecanına ikinci adımını atmış bir şairin “kusuru” olarak görmüyorum ben. Hem sonra “Efendimiz acemilik” diyenler soyundanım. Bir şairi hatalarıyla sevaplarıyla birlikte sevmek gerektiğini düşünüyorum da ondan. Ama altmışına merdiven dayamış olgun bir şair böyle hatalara düştüğünde eh ne diyelim, “yaş altmış iş bitmiş” diyeceğim…
Hasılı kelam, Fabrik/Ruhsatsız şairlerin genç ve insanı diri tutan heyecanını seviyorum, ancak kusurlarını daha dimdik ve dümdüz ifade etmeyi de sonraki eserlerine devrediyorum.
(*) Ahmet Şen, Horanta, Fabrik Kitap, Temmuz 2023, İst.











