İKİ FARKLI DÖNEM, İKİ FARKLI COĞRAFYA, İKİ FARKLI YAZAR
BENZER İKİ ‘AYN’ VE BENZER İKİ ‘AYNA’ AŞKA DAİR
Modern sevişlerin, tükenmişlik sendromlarının, sahte sevgilerin, boş ve kof sözlerin, yaşanmayan zorlama duyguların, kaybolmuşluğun, zulmün, acımasızlığın, şefkat yoksunluğunun istilasına uğramış bu dünyada “sahilik” de var olmuş. Sahiden akabilmiş bir kalemden kelimeler ve sahiden gidebilmiş bir kalpten bir yol bir diğer kalbe…
İşte bu debdebenin arasında sertleşmiş, nasırlaşmış kalplere şifa iki eser:
“Canım Aliye, Ruhum Filiz” ve “Milena’ya Mektuplar”
İki derin adamın gönlünden damlamış iki damla su yanan kalplere…
Sabahattin Ali biricik nişanlısına sesleniyor, Franz Kafka ise bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Josensko’ya. Her mektupta bir sevda, her mektupta içtenlik var, her mektupta incelik akmış satırlara.
Şimdilerde tükenegelmiş duygulara,yalınlığa ve yoğunluğa; tükenmeye mahkum edilmişliğe bir pencere var mektuplarda:
“Kalbimde sen varken her şeye katlanabilirim ve mektupların olmadan geçen günlerin korkunç olduğunu yazdıysam bile bu doğru değil; o günler yalnızca korkunç ağırdı, kayık ağırdı, korkunç su alıyor ama yine de senin akıntında yüzüyordu.”
Kafka
“Sen benim yarım kalan tarafımı ikmal edeceksin”
Sabahattin Ali
Bir yol arkadaşı, ruh eşi ve tüm bunların ötesi olabilmenin, sevginin tarifini delili gizli cümlelerde. Ve bir yarin bir yari yarım olmaktan çekip alışı.
“Ben neşeyi senden öğreneceğim.”
Sabahattin Ali
“Etrafa kırıldığım zaman beni sen teselli edeceksin, işte o zaman ben her şeyi unutarak seni boynuna sarılacağım.”
Aliye Ali
“… senin yanında diğer her şeyin, aslında hiç değişmese bile yok olduğunu ve hiçe dönüştüğünü söyledim.
Franz Kafka
Bir aşkın mesafelere meydan okuyuşunu ve başkaldırışının, tüm zorluklara rağmen bulduğu bir çatlaktan sızıp filiz verişinin iliklerimize işlediği bu iki eserin, aşkın her devirde en tenha en zorlu en köhne mekan ve koşullarda dahi var olduğuna dair umut serpmekte yeryüzüne. Yeryüzüne dalıp yar yüzünü unutuşumuzu silkelemekte. Ve tamamlatmakta okuyucusuna Franz Kafka’nın mektup sonlarında gitgide eksilen ismini, yansıttığı umutla:
“Senin Franz Kafka’n”
Sabahattin Ali’nin eşi Aliye Hanım’a salık verdiği gibi etrafınız sizi sıktığı zaman okuyunuz efendim.
Ben Sabahattin Ali’yim
Sürgünlerde tükenememiş bir sevda bekçisiyim
Teessürümü dizelerimde gizlerim
Ben Aliye’yim
Mehtapta yârimin dostu
Gurbette eşimin tesellisiyim
Ben ruhen hastayım
Hasta olan değil ciğerim
Ruhumda var sızıntı
Kanayan ciğerimde değil
Ve ben ruhen yalnızım
Sorun kifayetsiz kalabalığımda değil
Ben Kafka’yım
Öylesine ince ve derin
Ben Milena’ya yazılmış bir dizeyim
Belki de ben
Romanlara sığmayacak bir aşk-ı mucizeyim
ÇİĞDEM ÇANDAR
[2022, Elestirel.net]












