ALİ CELEP
HÜSEYİN PEKER ŞİİRİ – 6
(Bir Eleştirel Yaklaşım)
Şeylere kişilik giydirmek ve bunu duyumsal ve görsel zenginliği sağlamak üzere şiirde dolaşıma sokmak Hüseyin Peker’in çok eski bir huyu olsa gerek. Bu huyun tabanında, temas ettiği hemen her şeyle empatik bir ilişki kurma arzusu yatar. O bu ilişkiyi yazdığı şiirin teorisi haline bile getirmiştir. O kadar ki Peker bu ilişkinin boyutlarını kelimelere kadar genişletmiştir. Dahası var: Peker empatik davranışı kendi kendine de uygulamıştır. Böylece kendini kendinden sakınmanın yolunu şiirle bulduğu olmuştur. Bütün bu tespitlerin onun şiirindeki yerini tayin ederken ‘Cağaloğlu’ ‘’Kitabı Olmayan’ ‘Cumartesi Çocuğu’ gibi ilk dönem verimlerine ya da başta ‘Rem Uykusu’ olmak üzere son dönem verimlerini içeren ‘Böceklenme’ adlı kitabına bakılabilir. Peker neredeyse bizzat kendi ağzıyla konuşmayan, konuşmak isteği uyandığında ise herhangi bir şeyi bahane ederek, dolaylı bir dil davranışı getiren, temas ettiği her şeyi ete kemiğe büründürerek konuşturan dilsel bir yapı kurmuştur. O bu yapıyı kurarken herhangi bir düşüncenin ya da herhangi bir inancın peşinde değildir. Veya anlamı herhangi bir duygunun içine hapsetme derdinde değildir. Her ne kadar bazen yazıldığı zaman ve koşullardan söz etse de herhangi bir zaman birimine angaje değildir. Peker’de şiir ‘Rem Uykusu’ ve daha birçok şiirinde uyanıkken görülen düş gibidir. Şiiri gözleriyle, rem uykusu psikolojisinde görüleceği üzere gözleriyle fotoğraf çeker gibi yazar. İlk ve son şiirlerinden aldığım aşağıdaki kesitler okunduktan sonra ne demek istediğim daha açık anlaşılabilir:
‘rem uykusundayım sanki, sana keman çalıyorum
o maç asla bitmeyecek
yürek biçiminde dert kovan bebekler bekliyorum
yağmur damlalarıyla kırılmasam bari’
‘en iyisi uyanmak ıslattığım parmak izimden
pijamalı, terlikli, gecelikli kalmıyor takat’ (‘Rem Uykusu’)
‘Çok uzaktayım sizlerden
Mizanpaj, başlık, kadraj
Her kitapta yalan basılıyor önce
Senetler çözülüp düğümleniyor
Yazarların önünde’ (‘Cağaloğlu’)
‘Şiirler bir gün uçacak
Kanatlarında bir yığın ozan çırpınacak
O ünlü yokuşun taşlarına
Yazarların ismi bir bir yazılacak’ (‘Cağaloğlu’)
Hüseyin Peker’de şiir dilinin güncel konuşma rahatlığı içinde yayılımı hemen dikkati çeken başka bir nitelik. Peker bu rahatlığı sadece ele aldığı temi kendine benzeterek vermekle yetinmiyor, o temle arasına duygusal mesafe koyarak şiirsel etkinin yayılımını diğer insanlara da ulaştırmaya çalışıyor. Böylece hem okunaklı bir şair olmayı başarmış oluyor hem şiirinin oluşumuna bahaneler üretme gücü kazanmış oluyor. Üstelik dünkü şiirin ses yapısından, dünkü şiir gibi yazmadan yararlanmanın yolunu da bulmuş oluyor. Kafiyeci olmadan yaşama, yaşadıklarına kafiye düşürmek gibi bir meziyet edinmek, genç Peker’i bugüne yaşlanmadan getirmiş olmalı. Onun için bulduğum mottoyu yineleyerek yazımı şimdilik bitireyim:
Bir Hüseyin Peker şiiri okumanın her zaman bir bahanesi vardır.
diğer 5 yazı için tıklayınız:
sadece haberedebiyat.com farkıyla!












